1 Mart Tezkeresi Geçmeliymiş


Cem KÜÇÜK

Cem KÜÇÜK

10 Ekim 2017, 09:04

Amerika’nın 2003 Irak işgalinde tezkere gündeme gelmişti. O zaman Amerikan askerleri Türkiye’ye gelecek, yerleşecek ve çıkmayacak anlayışı vardı. Hemen herkes bu bir işgal girişimidir diye olaya bakıyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olaya bakışı farklıydı. O geçsin istiyordu. Bülent Arınç ve Abdullah Gül ise geçmesin düşüncesindeydiler. Aradan yıllar geçti. Yakın zamana kadar tezkere iyi ki geçmemiş  düşüncesi herkese hakimdi.

Dün Hürriyet’ten İpek Özbey, Türkiye adına müzakereleri yürüten Deniz Bölükbaşı ile söyleşi yapmış. Çok akıllı sorular ve cevaplarla aslında bugün yaşanan krizlerin cevabı da verilmiş.

Bugün Musul ve Kerkük’e gireriz diyoruz. 1 Mart Tezkeresi geçse bugün durum ne olurdu?  Bölükbaşı şöyle cevaplamış: “1 Mart Tezkeresi geçmiş olsaydı, PKK’nın bugün Kandil dışında kamp yerleri, eğitim alanları, cephanelikleri, Türkiye’ye geçiş yolları, toplanma bölgeleri tümü Türk askerinin kontrolü altında olacaktı. Eğer 1 Mart Tezkeresi kabul edilmiş olsaydı; PKK bugün altından kalkamayacağı çok ağır bir darbe yemiş olacaktı. Barzani bağımsız devlet olma yolunda mesafe kat edemeyecek, 25 Eylül’de referandum yapma noktasına gelemeyecek, Bağımsız Kürt Devleti onun çocukluk hayali olarak kalacaktı. Ve 1 Mart Tezkeresi kabul edilmiş olsaydı Türkmenlerin bugün ikinci sınıf Irak vatandaşı konumuna itilmeleri mümkün olmayacaktı.”

Özeti şu: Musul ve Kerkük bugün bizimdi. Kimse bizi oradan çıkaramazdı. PKK’nın saldırılarının da önüne geçerdik. Suriye’de PKK adım atamazdı. Türkmenler ne durumda olurdu?  “Siyasi bakımdan Türkmenlerin kurucu unsur olduğu teminat altına alınmıştır ve onların güvenliğine yönelik herhangi bir harekette -ki Barzani bunu yapmıştır- Amerika ve Türkiye müştereken askeri müdahalede bulunacaktı. Bunun bir teyidini Amerikalılardan almıştık. Başkan Bush, 24 Şubat 2003’te yazdığı mektupta şunu diyor: ‘Ekonomik yardım ve reform ile Irak’ın siyasi geleceği, siyasi belge ve askeri konularda yazılı belgeler üzerinde anlaşmaya varılmasından memnuniyet duyuyorum. Bu belgeler, Irak konusundaki karşılıklı destek ve işbirliği koordinasyon esaslarını belirleyen sağlam bir çerçeve oluşturmakta ve ülkelerimizin dostluğunun ve paylaşılan çıkarların derinliğini göstermektedir. Bu belgelere uygun olarak hareket etme taahhüdümü tekrarlarım.”

İpek Özbey can alıcı bir soru daha sormuş. “Bugüne dönelim. Barzani’nin referandumu nasıl bir milli güvenlik tehdidi oluşturuyor?

Bölükbaşı’nın cevabı önemli: “Birincisi; Türkiye topraklarının bir kısmını da içine alacak dört parçalı büyük Kürdistan’ın Irak parçası kuruluyor. Barzani’nin referandum kampanyasında Türk topraklarının üçte birini, 265 bin kilometre içinde gösteren haritalar kullanıldı ve PKK’nın en büyük hamisi Barzani, bağımsızlık yolunda adım attı. Bu birinci milli güvenlik tehdidi… İkincisi Türkmenlerin güvenliği, Türkiye için bir milli güvenlik sorunudur. Türkiye’nin yapması gereken referandumu sonuçsuz bırakmak; daha doğrusu kâğıt üzerinde kalmaya mahkûm bırakmaktır.”

Kürdistan’ın dört ayağı var: Irak, İran, Türkiye, Suriye. İkisi halledildi. Geriye İran ve Türkiye kaldı. Çok dikkatli olmak lazım. Aceleleri yok ama buldukları fırsatları değerlendireceklerdir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.