Bunların Hepsi “POLİTİK” Hareketler...


Sevda TÜRKÜSEV

Sevda TÜRKÜSEV

20 Haziran 2017, 08:11

Geziden bu yana Türkiye’nin büyümesini önlemek için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Eskiden sadece başımıza saldıkları terör belasıyla çok fazla yorulmadan bizi sömürüyorlardı. Fakat ne zaman ki terör konusunda başarılı olduk ve özellikle güneydoğuda halk artık terörist yandaşı partilerden medet ummamaya başladı gerçekleri gördü işin rengi değişti. 

Oturdukları yerden sömürgecilik sökmemeye başladığında Müslüman ülkeler arasında en güçlü olan ve söz sahibi olan Türkiye için düğmeye bastılar. 

Dikkat ederseniz ortalıkta dolaşan terör örgütleri hep sözüm ona “İslami” öyle değil mi?

Hayır, öncelikle hiç bir terör örgütü İslami olamaz sadece ve sadece şeytani olur. Fakat yıllardır aynı oyun içinde islamofobi paranoyasıyla hep Müslüman ülkeler üzerinde oyunlar kurarak yaşayan batının hesaplarını tek bozan ülke Türkiye oldu...

Bunlar bizim terör olayları ile mücadele edemeyeceğimizi, daha doğrusu terör gölgesinde yaşayan insanların hiçbir zaman devlete yüzünü dönmeyeceğini hesap ediyorlardı, fakat olmadı hesapları tutmadı.

Onlar da şaşkın! 

Bu yüzden topyekûn Türkiye ile uğraşmak yerine Recep Tayyip Erdoğan’ı yok etme çabası içine girdiler. 

Gezi olayları, 15 Temmuz ve yaşadığımız acı terör olaylarına rağmen millet, liderinin arkasında dimdik durdu, buda bunların alışkın olmadığı bir durum...

“Zor oyunu bozarmış”...

Bakın Türkiye ekonomisi %5’lik bir büyüme gösterince Fitch büyüme rakamlarını değiştirmek zorunda. Batılı liderlere bakın hepsi nasıl da ağız değiştirmeye başladılar. 

Aydın Doğan önceki gün Cumhurbaşkanı’nın iftar davetindeydi ve gülerek poz verdi...

Tabi bunların hepsi politik hareketler, fırsatını buldukları anda yine aynı hainlikle saldıracaklardır.  

Ve yine tabi ki Cumhurbaşkanı da bunun gayet farkında ve oyunu kurallarına göre oynuyorlar. 

CHP’li Erdoğdu da Cumhurbaşkanlığı iftar daveti için “Cumhurbaşkanı medyayı çağırıp Kılıçdaroğlu'nun yürüyüşünü vermeyin” diye emretti demiş.

Allah aşkınıza Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünü verseler ne olur vermeseler ne olur. 

2000 kişilik gövde gösterisi ile başlayıp 50-100 kişi ile yoluna devam eden Kılıçdaroğlu’nun kime ne mesaj verdiğini sanıyor bunlar acaba? 

Hatta tam aksine bence Cumhurbaşkanı, Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünün millete özellikle gösterilmesini istemiştir. 

Bir yanda Gezi olaylarında Türkiye’ye döndüğünde milyonların sokaklara döküldüğü bir Cumhurbaşkanı...

Diğer tarafta ise 100 kişiyle İstanbul’a yürümeye çalışan bir ana muhalefet lideri...

Bu tabloyu kim milletten ya da dünyadan saklamak ister ki...

“Dünya lider görsün” dercesine bir durum ortada...

Aslında sanırım Kılıçdsaroğlu da bu yürüyüşe başladığına pişmandır. Sanırım o binlerin arkasına takılıp son 12 yıldır yapılan o duble yoları hatta Bolu Tüneli'ni tıkayıp arkasında mahşeri bir kalabalıkla İstanbul’a gireceğini zannediyordu...

“Aç tavuk kendini darı ambarında zannedermiş” misali yavaş yavaş geliyor işte...

O yollarda yürürken Aydın Doğan, Cumhurbaşkanı ile iftar yapıp gülerek kameralara poz veriyor...

“Veleddalin amin” anlayacağınız...

Neyse yürümeye devam etsin “Maraton Kemal”...

Acaba Guinness rekorlar kitabına girebilir mi? Hayır, madem bu kadar yürüyecek en azından tarihe yaptığı bu saçmalıkla değil bir rekorla girmiş olur. Neticede sayın Kılıçdaroğlu’da bizim vatandaşımız, bir başarıya imza atması bizi sevindirir. 

Hoş! Bu gidişle üst üste seçim kaybetmesiyle rekorlar girmesine çok az kaldı zaten. 

Kılçdaroğlu’nun yandaş yazarları da bu yürüyüşü allayıp pullayıp millete yedirmeye çalışıyor ama ne fayda, bu milletin umurunda bile değil.

Kılıçdaroğlu’nun yanına arabayla gidip ona 10 kilometre eşlik eden sanatçı takımına da da bir çift sözüm var...

Adamı neden tek başınıza bıraktınız, oturduğunuz yerden coşkuyu vermek kolay fakat iş yürümeye gelince arada destek öyle mi?

Yazık, hiç yakıştıramadık doğrusu...

Bunların devrimciliği ne kadar samimi ki eylemciliği samimi olacak...

Olan Kılıçdaroğlu’na kaldı “yürü babam yürü”...

Evet, her zaman dediğimiz gibi “oyun büyük” ve artık bu oyunu bozan bir Türkiye var. 

Uluslararası ilişkilerde asla dostluk yoktur sadece menfaatler vardır o kadar...

Zaten artık o kadar açık oynuyorlar ki, hiçbir şey saklamaya gerek duymadan saldırıyorlar.

Şunu hiçbirimiz unutmayalım ki: ne Birleşmiş Milletler ne de Hristiyanların kurduğu herhangi bir birlik bize dost değildir. Onlar sadece Müslümanlara karşı birleşmiş bir millettir ve gerisi de hikayedir. 

Bu yüzden gün birlik ve beraberlik olma günü, safları birleştirme günüdür. 

Birileri sadece yürürler, birileri de koşmaya devam ederler...

İsteyen sadece yürüyenlerin yanında saf tutar, isteyen koşanların...

“Tercih vatan sevgisi ise gerisi teferruattır diyenler “buradayım” desin bakalım... 

Ben buradayım ya siz! 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ayşegül - 6 gün önce
Sizi severek takip ediyoruz sevda hanım... Kaleminize sağlık...
Avatar
Kemal Kara - 5 gün önce
Vatan hain doluymuş da bizim habetimiz yokmuş.haberdar olduk kimse rndişrlrnmrsin.Tte yetirtmeyiz.biz onu kolay bulmadık