'BM'nin müdahalesi bölünmeyi artırdı'

Libya'daki Trablus merkezli Ulusal Kurtuluş Hükümeti'nin Başbakanı Halife Guveyl, üçüncü bir yönetim olarak siyasi arenada yer almalarının, ülkedeki bölünmeyi artırdığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını savundu.

'BM'nin  müdahalesi bölünmeyi artırdı'

Ulusal Kurtuluş Hükümeti'nin Başbakanı Guveyl, 5 Nisan'da yönetimden Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) lehine çekilmelerinin ardından 14 Ekim'de tekrar üçüncü hükümet olarak göreve dönmeleri ve ülkede yaşanan siyasi gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

Guveyl, Fas'ın Suheyrat kentinde Birleşmiş Milletler (BM) ara buluculuğunda gerçekleşen görüşmelerde varılan anlaşma gereği kurulan UMH'nin Tobruk hükümetinden güvenoyu alamadığını hatırlatarak, "UMH'ye hiçbir engelleme olmaksızın çalışma fırsatı verdik. Ancak onlar devlet kurumlarını yasal olmayan şekilde bastıklarında (görevi devraldıklarında) Trablus'ta güvenlik alanında kaos yaşandı. Siyasi ve maddi nedenlerle adam kaçırma vakaları yaygınlaştı. Bunun dışında Libya dinarı 2 kat değer kaybetti. Bankalarda nakit kalmadı." dedi.

Suheyrat Anlaşması'nın vaatlerini yerine getirme konusunda başarısızlığa uğradığını, darbeci general Halife Hafter'i desteklemek için açıkça yabancı müdahale olduğunu belirten Guveyl, herkesin özellikle de devrimci kesimin, taraf tuttuğunu düşündükleri UMH'nin tutumundan endişe duyduğunu söyledi.

Guveyl, ülkenin mali kaynaklarının tarihteki en büyük yağmalanmaya maruz kalmasından vatandaşların kaygı duyduğunu ve UMH'nin bazı kamu kurumlarının parasını yönetme çabasının siyasi kesimlerin eleştirilerine yol açtığını belirterek, UMH'nin yaptıklarının kanuna aykırı olduğunu ve yargının Libyalıların parasına ve mal varlığına kastedenlerden hesap soracağını dile getirdi.

- "BM'nin Libya dosyasına müdahalesi bölünmeyi artırdı"

Guveyl, Ulusal Kurtuluş Hükümeti'nin tekrar faaliyetlerine başlamasının ülkedeki bölünmeyi artıracağı yönündeki görüşleri reddederek, "Bu ifade doğru değil. BM'nin Libya dosyasına müdahalesi bölünmeyi artırdı. Doğu bölgesinde de Serrac hükümeti istenmiyor ve buradaki bölünme Serrac hükümetinin başkent Trablus'a girmesinin ardından arttı." görüşünü savundu.

Ülkede halihazırda var olan 3 hükümetin birleştirilmesi yönünde bir girişimleri olup olmadığına ilişkin ise Guveyl, şunları söyledi:

"Serrac hükümeti kağıttan bir hükümettir. Batılı ülkelerin evraklarından başka bir yerde varlığı yok. Ulusal Kurtuluş Hükümeti'ne karşı söylemi düşmanca. Sürekli güç kullanarak mücadele çağrısı yapıyor. Elhamdülillah alimler Serrac'ın başkanlık saraylarını ele geçirmek için yakmaya çalıştığı Trablus'taki savaşın fitilini söndürmeyi başardı. Onun bu tutumu bir sır değil, açıklamalarında mevcuttur. Ancak Abdullah es-Sini başkanlığındaki geçici hükümetle Hafter başkanlığındaki darbeci Onur Operasyonu projesi başladığından beri ilişkilerimizi tamamen kopardık. Buna rağmen idari bölünme nedeniyle zarar gören halkın yükünü hafifletmek için bazı bakanlıklarla koordinasyon sağlama imkanı bulunuyor."

Suheyrat Anlaşması'nın alternatifi olarak, Libyalıların "yüz yüze gelmesinin" krizi çözmeye yeteceğini, BM'nin Libya konusuna dahil olmasının sadece bölünmeyi artırdığını vurgulayan Guveyl, "Tüm taraflarla ciddi bir iletişim halindeyiz. Sabitlerimize özellikle de 17 Şubat devriminin sabitlerine dokunmayan, aynı zamanda Suheyrat Anlaşması'nda açıkça görülen parti ajandalarından uzak gerçekçi bir çözüm açıklayacağız." diye konuştu.

- "Guveyl hükümetinin adımı, sorumsuzca"

Öte yandan, UMH Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdusselam Kacman ise Başkanlık Konseyi üyelerinin 30 Mart'ta Trablus'a gelmesinin ardından siyaset sahnesinden çekilen Guveyl'in, Ulusal Kurtuluş Hükümeti'nin yeniden görevine başladığını duyurarak attığı adımı, "sorumsuzca" şeklinde nitelendirdi.

BM gözetiminde yapılan Suheyrat Anlaşması'nın ülkedeki tüm tarafların meşruiyetini ortadan kaldırdığını ifade eden Kacman, Guveyl hükümetine Libya'nın çıkarlarını önde tutma çağrısı yaptı.

Anlaşmanın uygulanmasının önündeki engellere de işaret eden Kacman, bazı tarafların ülkenin istikrarı aleyhine şahsi menfaatlerini gerçekleştirme güdüsüyle anlaşmaya dahil olmayı kabul etmediğini, bölgedeki bazı kesimlerin de savaşın sürmesi için destek verdiğini kaydetti.

Kacman sözlerini şöyle sürdürdü:

"Maalesef, Libya'da bazı taraflar, anlaşmanın sonuçlarını destekleme konusunda ciddi değil. Siyasi süreci sekteye uğratmak ve anlaşmayı baltalamak istiyorlar. Bununla beraber, tüm kesimleri bir araya getiren ve kimseyi dışlamayan bir uzlaşıya varmış olmamız sebebiyle de iyimseriz. Anlaşmanın önündeki engellerin aşılabilmesi için ilgili tüm taraflarla yoğun görüşmeler yürütüyoruz."

Kacman, UMH hükümetini açıkça destekleyerek uluslararası toplumun takındığı tavrı da takdir ettiklerini dile getirdi.

UMH'nin çalışmaları hakkında Kacman, bu kapsamda UMH'nin sürekli yaşanan elektrik kesintisi problemini çözüme kavuşturduğunu aktardı. Güvenlik problemleri ve petrol ihracatının durması nedeniyle ülke ekonomisinin zor durumda olduğunu ifade eden Kacman, "Halihazırda likidite sorunu, pahalılık ve acil durumlar için gerekli tıbbi malzeme problemine çözüm bulmayı umuyoruz." dedi.

Ülkedeki çatışmaları sona erdirmek için Birleşmiş Milletler öncülüğünde başlatılan barış görüşmeleri sonucu Trablus ve Tobruk merkezli iki hükümet, 17 Aralık 2015'te Fas'ın Suheyrat kentinde anlaşma imzalamıştı.

Anlaşma gereğince Fayiz es-Serrac önderliğinde kurulan Ulusal Mutabakat Hükümeti, Tobruk Meclisi tarafından veto edilmiş ve güvenoyu alamamıştı. Serrac, dokuz kez yapılan güvenoyu görüşmelerinin ardından, 15 Nisan'da, hükümetin başkent Trablus'ta çalışmalarına başladığını bildirmişti.

Serrac başkanlığında Ulusal Mutabakat Hükümeti kurulsa da Abdullah es-Sini başkanlığındaki geçici hükümet Tobruk'ta, Halife Guveyl başkanlığındaki Ulusal Kurtuluş Hükümeti de Trablus'ta varlığını sürdürüyor.


Kaynak: Anadolu Ajansı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.