Sol meydanında açlık grevi

İspanya'nın meşhur Sol meydanında kadınlar açlık grevine başladı.


Kadın cinayetlerinin yaygın olduğu İspanya’da kadın hakları aktivistleri açlık grevinin 25. gününde. Cinsiyete dayalı şiddet yasasının değiştirilmesini isteyen kadınlar: “Taleplerimiz kabul edilene kadar eylemimizi sürdüreceğiz," dedi.

İspanya’nın başkenti Madrid’de, kadına karşı şiddeti protesto eden ve cinsiyete dayalı şiddet yasasının değiştirilmesini isteyen 4 kadın, 9 Şubat’tan bu yana Puerta del Sol Meydanı’ndaki eylemlerini sürdürüyor. Bugün açlık grevinin 25. günü.
“Sol’un kadınları” olarak da anılan Işığı Gör (Ve La-Luz) derneği üyesi eylemcilerden Susanna Bejerano eylemlerinin, kadın cinayetlerini görünür kılmak amacını taşıdığını söyleyerek, “Evsiz, yemeksiz kaldık. Çocuklarımızdan ayrıyız ama bu işini bitirene kadar buradayız," açıklaması yaptı.

İnsanların desteğinin kendilerini mutlu ettiğini söyleyen Bejerano, “Ama politikacılar burada, yanımızda olmadığı sürece bir şey değişmiyor. Dolayısıyla eylemi ne zamana kadar sürdüreceğimiz politikacılara bağlı. Dün Senato’da politikacılarla bir toplantı yaptık, bizi dinlemek onlar için şaşırtıcı bir deneyimdi ama taleplerimize dair bir şey söylemediler.”

“İstanbul Sözleşmesi uygulansın”

Açlık grevi eylemcilerinden Işığı Gör Derneği’nin Barselona temsilcisi Sara Estrado, İspanya’da kadınların yaşadığı şiddeti “terörizm” olarak tanımladı. Eylemcilerden bir diğeri Gloria Vázquez, ise şöyle konuştu: "Sürreal bir şey istemiyoruz, İspanya'nın imza attığı İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını; taciz, tecavüz, zorla evlendirme, kadın sünneti gibi her tür davranışın kadına karşı uygulanan şiddet olarak tanınmasını istiyoruz."
“Kadınların çoğu erkeklere bağımlı"

Eylemcilere destek vermek amacıyla geçen hafta on kadın daha açlık grevine başladı. Bu on kişiden biri olan üniversite öğrencisi Elizabet Irasu, sadece kendilerinin değil, herkesin medya tarafından görünmez olan bu kadınları desteklemesi gerektiğini söyledi. Somut kazanımlar elde edene kadar eylemi bırakmayı düşünmediklerini ifade eden Irasu, erkek şiddetine maruz kalmış kadınlara ve çocuklara devletin ekonomik olarak yardım etmesinin önemini vurguladı. Irasu, “Kadınların çoğu ekonomik olarak erkeklere bağımlı ve onlardan ayrılamıyorlar," dedi.

Destek eylemcilerinden Monica Rochell ise “Kadın cinayetlerinin durmasını istiyorum. Yoldaşlarımızın 25 talebinin karşılanmasını istiyorum ve yemek yemek istiyorum” ifadelerinde bulundu.
Açık grevini 9 Şubat’ta 8 kadın başlatmış, eylemcilerden 4’ü kişisel nedenlerle eylemi bırakmıştı.

Eylemciler ne talep ediyor?

Eylemciler, hükümetin kadına karşı şiddeti bir devlet meselesi olarak kabul etmesini ve kocaları, sevgilileri ya da eski eşleri tarafından kötü muameleye uğrayan kadınlar için daha güçlü yasalar çıkarmasını talep ediyorlar. Kadınların, şiddeti azaltmak için yaptıkları yirmi beş maddelik önerilerin arasında şiddete maruz kalan kadınlara maddi yardımda bulunulması, böylelikle çocukların da korunmasının sağlanması da yer alıyor.

Siyasi partilerin kadına karşı şiddete kayıtsızlıklarını eleştiren eylemciler, geçen pazartesi taleplerini duyurmak için Senato’ya gitti. Ancak politikacılar henüz talepler konusunda somut bir adım atmış değil.

Sadece sıvı tüketiyorlar

Açlık grevindeki kadınlar vitamin kullanmıyor, başta kahve ve su olmak üzere sıvı tüketiyorlar. Sağlık durumları kötüleşenler hastaneye kaldırılıyor. 25 gündür Sol Meydanı’ndaki çadırda eylemlerini sürdüren kadınlar için meydanda sürekli bir ambulans bekletiliyor.

Eylemciler kadın cinayetlerine dikkat çeken rozetler ve tişörtler satarak ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Çadırın önünde öldürülen kadınların kanlı ayakkabılarını temsilen kırmızı ayakkabılar, öldürülen kadınların isimlerinin yazılı olduğu kartlar bulunuyor.

3 ayda 16 kadın öldürüldü

İspanya, kadın cinayetlerinin sıkça rastlandığı ülkelerden biri. Sadece 2017'nin başından beri İspanya'da 16 kadın, eşi ya da eski eşi tarafından öldürüldü.

2015 yılında hükümetin yaptırdığı bir araştırmaya göre İspanya’da 16 yaşın üzerindeki kadınların %12.5'i hayatları boyunca en az bir kere eşleri ya da eski eşleri tarafından fiziksel ya da psikolojik şiddete uğradı. Bu da şiddete uğrayan 2.5 milyon kadının olduğu anlamına geliyor.

İstanbul Protokolü nedir?

İstanbul Protokolü olarak da bilinen sözleşmenin asıl adı "Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi"dir. Sözleşme, 2011 yılında İstanbul’da imzalandı. Kırk devlet tarafından imzalanan bu sözleşme, 1 Ağustos 2014'te yürürlüğe girdi.

İstanbul Sözleşmesi, imzalayan ülkelere fiziksel, cinsel, ekonomik ve duygusal şiddet türlerini önlemek için gerekli yasal önlemleri alma yükümlülüğü getiriyor.

Sözleşmeyi Türkiye de imzaladı. Ancak 25 Kasım 2011’de TBMM’de kabul edilen sözleşme, yürürlüğe girebilmesini sağlayacak ön koşullar yerine getirilmediği gerekçesiyle henüz Türkiye’de geçerli değil.

Işığı Gör Derneği, kadın ve çocuk hakları için mücadele ediyor

Işığı Gör Derneği, çoğunluğu erkek şiddetine maruz kalmış farklı sosyal çevrelerden ve meslek gruplarından gelen kadınların oluşturduğu bir sivil toplum örgütü. Dernek esas olarak erkek şiddetine maruz kalmış kadınların ve çocukların özgürlüğü için mücadele ediyor. 2009 yılında kurulan dernek, kadına karşı şiddete dikkat çekebilmek amacıyla İspanya genelinde kendisi gibi kadın hakları savunucusu sivil toplum örgütleriyle birlikte pek çok kampanya düzenledi.


Kaynak: Doğan Haber Ajansı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.