Sığınmacı krizi çalıştayı

Kilis 7 Aralık Üniversitesinde, mülteci sorununun çözümüyle ilgili "Teoriden pratiğe Suriyeli sığınmacı krizi ve yerel aktörler" çalıştayı düzenlendi.

Sığınmacı krizi çalıştayı

Üniversitenin konferans salonunda gerçekleştirilen etkinlikte, yardım faaliyetlerinin siyasi boyutu, uluslararası mülteci politikalarda dönüşüm, yöre halkının Suriyeli sığınmacılara bakışı ve sığınmacıların eğitim sorunları gibi konular değerlendirildi.

KİYÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nazım Şekeroğlu, çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada, Suriye krizinin başladığı günden bu yana üniversite olarak sorunların çözümüne yönelik çeşitli konularda çalışmalar yaptıklarını dile getirdi.

Ortadoğu ve Suriye'de yaşanan olaylar sonrası Kilis'in dünya çapında bir sosyal laboratuvar haline geldiğini anlatan Şekeroğlu, bu kapsamda kentte göç ve Ortadoğu araştırma merkezi kurulması için gerekli girişimlerde bulunduklarını ifade etti.

Nazım Şekeroğlu, çalışmaların tamamlanması sonucu konuyla ilgili belge ve bilgileri Kilis'te belli merkezlerde kullanarak, dünyanın farklı kesimlerinden gelen araştırmacılara bir kaynak oluşturulabileceğini aktardı.



 "Türkiye Nuh'un gemisine benziyor"



Programa konuşmacı olarak katılan KİYÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Ruhat Yaşar da Türkiye'de 3,5 milyon mültecinin yaşadığını, bir o kadar daha sığınmacının ise Türkiye'den Avrupa'ya geçerek hayatta kaldığını ve kalmaya çalıştığını söyledi.

Ortadoğu ve Suriye'de tufan, kan ve kıyım varken Anadolu'nun geçmişte olduğu gibi kapılarını hiç bir ayırım gözetmeksizin mazlumlara açtığını hatırlatan Yaşar, yaşanmış olaylardan da örnekler verdiği konuşmasında şunları kaydetti:

"Bugünde her ırktan, renkten ve bütün coğrafyalardan insanlar, ana kucağına koşar gibi Nuh'un gemisine binmişlerdir. Bu ülkenin bir vatandaşı olmaktan şeref duyuyorum. Dün duygusal olarak ve insani gerekçelerle baktığımız bu mevzuya, şu anda daha rasyonel bakmamız gerektiğinin farkındayız. Düne kadar nasılsa döneceğiz diyorlardı. Ama şimdi burada kalıcı olduklarını ve en az yüzde 70'inin kalıcı olabileceğini bilerek bu konuda çok daha rasyonel çözümler üretmek zorundayız. Mülteci hep sorun olarak ifade edilmiştir. Oysa mülteciye her zaman böyle bakılmamalıdır. Bir çok ülkede ve bir çok tarihi örnekte mültecilerin gittikleri yerler çeşitli avantajlara da sahip olmuştur. Yani göçülen yerler genelde zenginleşir derler. Amerika ve Almanya örneğinde bir çok insanın iş gücüne ve bilim dünyasına katkıda bulundukları bilinir. Yine bizde de Balkanlardan göçen bir çok göçmenin Türkiye'nin ilk yıllarındaki kalkınmasına, oradan gelen teknisyenlerin iş anlamında katkıda bulunduğu bilinir."

Doç. Dr. Yaşar, göçmenlerin her zaman sorun olarak algılanmaması, aksine doğru değerlendirilebildiğinde sonuçlarından fayda sağlanılabileceğini vurguladı.

Şu anda bir çok doktor, mühendis ve öğretmenin göçmen grupların içerisinde yer aldığını ve atıl bir vaziyette beklediğini, geçerli politikalar üretilmediği takdirde ise bu insanların Avrupa'ya doğru gidebileceğini dile getiren Mehmet Ruhat Yaşar, bazı ülkelerden gelen insanların 'bu insanlar burada kalsın, biz size para verelim' ya da 'şunları bunları seçelim gerisi sizde kalsın' gibi ahlaksız teklifler ettiğini, ancak buna rağmen Türkiye'nin hiçbir ayrım gözetmeden mültecilere sahip çıktığını ve çıkmaya devam ettiğini de sözlerine ekledi.


Kaynak: Anadolu Ajansı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.