Yeni neslin algı sistemleri yok denecek seviyede

Karakter gelişimleri, el motor becerileri, komut ve algı sistemleri yok denecek seviyede olan bu nesil büyüyor! Büyüdükçe daha büyük sorunlarla karşımıza çıkacaklar. Bazılarına iş hayatında denk gelmeye başladık bile

Yeni neslin algı sistemleri yok denecek seviyede

Teknolojiyle yatıp teknolojiyle kalkıyoruz. Hatta bunun üzerinden paramızı kazanıyoruz. Çok büyük bir problem var ortada. Üstelik bu problem sadece bizim ülkemizde de değil. Tüm dünyada. 3.Dünya savaşında da önemli bir sıkıntıdan bahsediyorum. GTI Anne Baba Eğitmeni / Uzman Psikolog Özlem Albayrak ile çok önemli bir konu üzerine konuştuk. İster Z kuşağı diyelim ister yeni nesil, teknolojinin içerisine doğan bu neslin maalesef farkında olmadığı büyük bir problemi var. Dolayısıyla bizim de öyle.

Teknolojinin içerisine doğmaları bilinenin aksine onlar için hiç mi hiç iyi olmadı. Bu konuda acilen bir şeyler yapılmak zorunda. Üzücü bir gerçek var ki, kaybımız büyük. Durumu toparlamak adına kaybı durdurmak adına seferberlik ilan edilmeli. Nasıl ozon tabakası, çölleşme vb konularda dünya çapında bir örgütlenmeye gidildi ve olabildiğince çözüm bulunmaya çalışıldı ve çalışılıyor, işte böyle bir birliktelik acilen kurgulanmalı. Şimdi, “Amma uzattın arkadaş, gir konuya,” dediniz, ben de dedim. Ürkmeniz için böyle bir giriş gerekliydi. Şimdi okuyacaklarınız belki biraz bildiğiniz belki tahmin ettiğiniz ya da ilk kez duyacağınız şeyler olabilir. Benim boyutları konusunda bu kadar büyük tehlike altında olduğumuzu tahmin etmediğimi itiraf etmeliyim. Özlem Albayrak’a buradan tekrar teşekkür etmek isterim. Kendisi bu konuda çok net ve birçok hastası üzerinden benimle bu bilgileri paylaştı. Ondan aldığım bilgiler ışığında bu yazıyı yazdım.

Sorun nasıl başladı?

Akıllı telefonlar, tabletler bu sürecin başlangıç noktası diyebiliriz. Yani aşağı yukarı 2000’li yılların başında doğan jenerasyon maalesef bu felaketi yaşayan jenerasyon. ‘Z’ kuşağı tamamen bu etkinin olumsuz yansımalarını taşıyor. Onları nasıl toparlarız bilmiyorum ama en azından acil çalışmalara başlanmalı. Bununla ilgili özel klinikler olmalı. Kanunlarda değişikliklere gidilmeli.

Bu jenerasyona parlak, hareketli, rengârenk ve çok uyaranlı dünya büyük hasarlar veriyor.

  • El motor becerilerini yitirdikleri için beyinlerinin bu bölgesi olması gerektiği şekilde gelişemiyor.
  • Komut vermeye alışıklar.
  • Komut almıyorlar.
  • Yüz yüze iletişimde çok başarısızlar.
  • Göz teması asla kuramıyorlar.
  • Klavye başında yaptıkları esprileri, eleştirileri hayatın içinde yapamıyorlar
  • Kendileri dışında yaşanan dünya çok sıkıcı, biz ebeveynler zaten onlar için tahammül edilmesi en zor insanlarız.

Son dönemde baktığımızda aslında biz de onların güldüğü, paylaştığı şeylere gülüyor, eğleniyoruz. Tek farkla, biz hem bu espri anlayışını gerçek hayatta arkadaşlarımızla iken eğlenmek için kullanabiliyoruz. Caps’ler bizi de güldürüyor. Komik tweetler retweetleniyor. Bunlar bizim yaşlar için normal. Z’lerde durum biraz farklı. Onlar için o espriler orada üretilir ve kalır. Sadece paylaşılır, WhatsApp’ta iki gözünden su fışkıran gülücükler ile tepki verilir ve geçilir. Aynı espri kafasında olsan, benzeri bir espriyi ona yapsan sana garip garip bakar ve “Hiç komik değil” der. Ya da güzel muhabbetli bir ortamda olmaya mecbur diyelim (genelde uzak durmayı, kulaklık takıp takılmayı tercih ederler) az bir ihtimal ama içgüdüsel olarak ortamı sevdi. O da sanal dünyasından bir espri yapmayı dener. Gerçek hayatta mimik vardır, ruh vardır, heyecan vardır. Z de bu olmadığı için espriyi adabıyla yapamaz. Ne kendisi gülebilir ne ortamdaki insanlar. Bu başarısızlık onları güvenli hissettikleri sanal dünyalarına daha da iter. Orada bana gülüyorlar, beni seviyorlar diyerek kendini sanal olarak teselli eder ve iyice içine kapanarak çıkmaza doğru daha da hızlı sürüklenir.


 yeni nesil

 

Gelelim büyük probleme

Şimdi bu nesil çok genç, birçoğumuz bu durumu gençliklerine veriyoruz. İşin çok ciddi bir tarafı var. Karakter gelişimleri, el motor becerileri, komut ve algı sistemleri yok denecek seviyede olan bu nesil büyüyor! Büyüdükçe daha büyük sorunlarla karşımıza çıkacaklar. Bazılarına iş hayatında denk gelmeye başladık bile. Çok uyaranlı bir sistemden gelen bu gençler bir işte çalışma konusunda büyük sıkıntı yaşıyor ve yaşatıyor. Sıkılıyorlar! İş hayatı onları eğlendirmiyor. “Çok monoton bir hayat” diyor ve “Ertesi gün gitmek istemiyorum, içim sıkılıyor orada” diyerek çalışmaktan vazgeçiyorlar. Düşünsenize, bilim dünyası durma noktasına gelecek, edebiyat cep kitaplarından öteye geçemeyecek. Çok uzatmayayım, siz gerisini hayal edin.

Silikon Vadisi CEO’ları çocuklarını teknolojiden uzak yetiştiriyor

Bilen bilir, yanlış duymadınız teknolojiden ekmek yiyen, tüm hayatı bunun üzerine kurulu sistemin üst düzey yöneticileri çocuklarını el becerilerini geliştirecekleri, tahta, tebeşir, oyun hamuru, bol spor, dikiş, nakış eğitimin olan, kalem, kâğıt kullanan, akıllı tahtasız, telefon ve tabletsiz bir okula gönderiyorlar. Okulda hikâyeler anlatılıyor, hayal güçleri sosyal aktiviteler eşliğinde güçlendirilen bu çocuklar tıpkı olması gerektiği şekilde dünyaya hazırlanıyor. New York Times’ ta Ekim 2011’de yayımlanan bir makale sonrası dünyanın haberdar olduğu ve büyük yankı uyandıran okulun adı Waldorf School of the PeninsulaNedeni çok basit. Bu yaşananlara hepsi tanık oluyor ve gelecekte şirketlerini, insanları yönetme becerisi olan insanların iş hayatında var olabileceğini çok iyi biliyorlar. Mevcut sistem içerisinde harap olan çocuklarımızı acilen bu durumun içerisinden çıkartmalıyız. Google’ın üst düzey yöneticisi Alan Eagle, “Beşinci sınıfa giden kızım henüz Google kullanmayı bilmiyor, bunu yerine dikiş biliyor” demiş… Hedefleri bir gün kendi çoraplarını dikebilmekmiş. Bizim çocuklarımız bir ödevi için araştırma yapmayı bile doğru dürüst bilmiyor. Neyi nasıl arayıp bulacak hangi adımlarla problemi çözecek, en ufak fikirleri yok. “Google’a sorarım” diyor! O ne derse doğru o. Bir adım daha ötesi Wikipedia’ya sorabiliyor. Akademik olarak zaten berbat eğitim sistemimizin üzerine tüy dikilmiş durumda. Çocuklarımızı teknolojiden izole değil ona nasıl hükmedeceğini bilerek yetiştirmeliyiz. Bunu tek aile ile başaramayız, birlikte hareket etmeliyiz. Fiziksel sağlık problemlerinden de biraz bahsederek yazıyı toparlayayım.

Son dönemde yeni bir hastalık ve yaşlılarda görülen mevcut bir hastalığın çocuklarda başladığını söylemek isterim. Vücut duruş bozukluğu, parmak kireçlenmesi göz bozuklukları, boyun fıtığı vs. düşünün neden bu hastalıklarla çocuklarımız uğraşmaya başladı? Bunlar fiziksel problemlerdi. Ruhsal olarak büyük problemler var. Bu parlak yüksek çözünürlüklü, gerçekmiş gibi dünya çocuklarımızın algılarını bozuyor. Gerçek ile sanalı birbirinden ayırt edemiyor. GTI Anne Baba Eğitmeni / Uzman Psikolog Özlem Albayrak bu durumun ruhsal problemlere zemin hazırlaması en büyük sıkıntı diyor. Uyuşturucu kullanan halüsinasyon görenleri düşünün, bir fark kalmamış.

Türkiye Fütüristler Derneği’nin bir çalışması var. Şöyle bir söylemleri var ki, tamamen katılıyorum: Geleceğin cahilleri okuyamayan değil, nasıl öğreneceğini bilmeyen kişiler olacak.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.