Fikri Akyüz: Gündeme Dair 11 Konu, 20 Şahıs

Fikri Akyüz: Gündeme Dair 11 Konu, 20 Şahıs

Okuduğum önemli bir kitap var. Kitabın ismi, “Özel Arşivinden Belgeler ve Anılarıyla Vehbi Koç”… 

2 ciltlik kitabı yayına hazırlayan zat, FETÖ ajanlarının MİT tırlarına ait görüntüleri servis ettiği Can Dündar..

Dündar’ı tanırsınız. Hani holding solcusu olan var ya.. 

Hani antikemalizme sinyal vermek maksadıyla Mustafa isimli filmi çekip buradan maddiyat devşiren var ya..

Hani bu kez Kemalistlere sinyal vermek maksadıyla Cumhuriyet gazetesine genel yayın yönetmeni olan, “olması temin edilen” kişi var ya..

Hah, işte o…

Evet kitapta öylesine ayrıntılı bilgiler ve belgeler var ki… 

Doğduğu 1901 yılından, 1976 yılına kadar işlenmiş.

(1976’dan, vefat ettiği 1996’ya kadar olan bölüm ise, henüz yayınlanmayan 3. ciltte yer alacakmış.)

Şimdi Cumhuriyet’in en büyük müteşebbisi Vehbi Koç’tan, dikkatimi çeken bazı anekdotları kitaptaki bazı satırları özetleyerek aktaracağım.

“Başka konu mu bulamadın?” diyenler olabilir. 

Başka konular elbette var ama bu konuda neredeyse her konu var!

İçinde Diyanet var, içki var, Ortadoğu siyasetine bakış var, Menderes’in Haliç’e yaptığı kötülük var, siyasetçi-işadamı münasebeti, daha doğrusu münasebetsizliği var, Özal’ın muhteşem vizyonu var. Var da var.. 

Pek tabii ki sanayimizin bu büyük öncüsünün, teslim edilmesi gereken muazzam başarısı da var.

Vehbi Koç için söylenenlerden biri “Hürriyet’in gerçek sahibi” olduğuna dair iddiadır; bir diğeri ise “Koç, niye bir gazete ya da TV almadı ya da kurmadı?” şeklindeki meraktır.

Tam burada aklıma, bazı düşünceleri bana ters gelen İsmet Özel’in muhteşem bir tespiti geldi. 

Özel der ki: “Medyanın gücü yoktur; Gücün medyası vardır”.

Evet, şimdi kitaba, kitaptan bazı anekdotlara gelelim. Sırayla gidelim:  

BİR: Koç, 1920 yılında 19 yaşındayken ilk Meclis’te memur olarak görev yapıyor. 

İKİ: Türkiye’nin ilk anonim şirketi, 1938’de kurulan Koç Ticaret Türk Anonim şirketi… 

ÜÇ: BEKO isimli şirketi, İsrailli Leon Bejerano ile birlikte kuruyor. Soyadlarının ilk iki harfinden oluşuyor.

DÖRT: Haliç’i mahveden fabrikaların önemli bir kısmı Menderes döneminde inşa ediliyor. 

Arçelik, Sütlüce’de; Türk Demir Döküm, Alibeyköy’de kuruluyor. 

(Şimdi bu fabrikaların olduğu yer, %25 oranında Turgut Özal - Bedrettin Dalan’ın, % 75 oranında Recep Tayyip Erdoğan’ın sayesinde yemyeşil… Hafta sonları Arçelik su ısıtıcısı eşliğinde vatandaşlar piknik yapıyor!)

BEŞ: Koç, 1975 yılında tuttuğu notta “Hükümetin ne yaptığı belli değil. Dışişleri Bakanı ikide bir Arap ülkelerine, komünist Romanya’ya ziyaret yapıyor” diyor. 

(Yıl 2017. Ve Koç Holding’in Arap ülkelerinde ciddi yatırımları var! Elbette iyi ki var.)

ALTI: 1975’te dönemin Diyanet İşleri Başkanı Lütfü Doğan’a mektup yazıyor.

Diyor ki: “Sayın Bay Doğan, dün Dolmabahçe Camii'nde Cuma namazındaydım. İmam, Tanrı yerine Allah denilmesini istiyor. Böyle söylenmesini sizler mi istediniz? Oysa Tanrı sözü ne güzel bir sözdür.” 

(Koç, peygamber ismi yerine, Nurullah Ataç ürünü  “yalvaç”; cennet yerine “uçmak” denilmesini talep etti mi bilmiyorum.)

Pardon şunu da ekleyeyim: Lütfü Doğan, cevabı mektup olarak yazıyor. 

Diyor ki: “Hayır biz talimat vermedik. Sürdürdüğümüz eğitimlerle imamları uygun bir anlayışa getirmeye çalışıyoruz. Yüce Tanrı’dan başarılar dilerim”. 

(Buradaki Lütfü Doğan, CHP’li.  Bir önceki başkan da Lütfü Doğan.. Ama o, MSP’li..)

YEDİ: Gençliğinden beri CHP üyesi... 

Demokrat Parti kurulunca, istifa edip DP’ye geçmesi isteniyor. 

Ama devletle de iş yapan büyük bir işadamı olmasına rağmen ciddi manada direniyor. 

Fakat ısrara dayanamayarak, DP’nin devrilmesinden 2 ay önce yani Mart 1960’ta CHP’den istifa ediyor.

SEKİZ
: Bir başka mektup: Önceki hükümetlerin kudretli Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil, 1972’de Vehbi Koç’tan yazılı olarak bir tavassutta bulunuyor.

Diyor ki: “Vehbi Bey, şoförüm Karabey’e bir Anadol otomobil lazım. Taksitlerinde yardımcı olur musunuz?” Koç, yazılı olarak cevap veriyor: “Prensiplerime aykırı… Maalesef..”

(Bu arada ekleyelim: Anadolu isimli otomobile 1972’de o kadar talep var ki 4-5 ay sonrasına teslimat yapılabiliyor!)

DOKUZ: 1969’da Demirel’i evinde ziyaret ediyor. Demirel ile kendisinin 3’er kadeh viski içtiklerini söylüyor. 

Yanında da patlamış mısır yenildiğini ama hepsini Demirel’in yiyip bitirdiğini söylüyor. İkinci tabağın ise gelmediğini söylüyor) 

ON: 6 yıldır yaptığı Devlet Planlama Müsteşarlığı görevinden 1971 muhtırası nedeniyle ayrılan Turgut Özal’a Koç, 1972’de mektup yazıyor. 

Özal üç sayfalık mektupla cevap veriyor. 

Özal diyor ki: “Doğu kalkınması, benim için bir numaralı meseledir. Bu, hem insana olan saygımızdan hem de güvenlik açısından mühimdir. Ayrıca tabuların, dindarlar ya da inançsızlar üzerindeki baskıların kalkması lazım. Her milletin, kendine has ananelerini muhafaza etmesi lazım.” 

(Özal, işte o yüzden “bir büyük adam”dır.)

ONBİR
: Oğlu Rahmi Koç’a ve gelini Çiğdem Koç’a bile resmi hitapta bulunuyor. (Gelini olan ve Mustafa, Ömer, Ali’nin annesi olan Çiğdem Koç, daha sonra Günaydın Gazetesi'nin sahibi Haldun Simavi ile evleniyor) 

1964’te yazdığı mektupta diyor ki: “Sayın Rahmi Koç ve Sayın Çiğdem Koç… Haftada bir gün eğlenmeniz lazım gelirken dozu kaçırıyorsunuz. Matbuatı takip etmiyorsunuz. Müsrif davranıyorsunuz. İki termosifon çalışıyor. Birini katiyetle kapatınız.”

Evet, ben de yazımı burada katiyetle kapatıyorum.

Pardon şunu da ekleyeyim: Çiğdem Koç (Simavi)’un Haldun Simavi ile evlenmesi o dönemde aylar yıllar boyunca medyada haber oldu mu? Olmadı.

Çünkü neydi? “Gücün medyası vardır”dı, değil mi?! 

FİKRİ AKYÜZ

fikriakyuz99@gmail.com


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.