Akıncı Üssü Davası'nda 4. gün

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası yakalanan Akın Öztürk bugün savunmasını yaptı.

Akıncı Üssü Davası'nda 4. gün

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsündeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatları ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da arasında bulunduğu müşteki avukatları ve bazı müştekiler katılıyor.

"KEŞKE OPERASYONDA ÖLSEYDİM"
Darbenin askeri kanadının bir numarası olduğu iddiasıyla yargılanan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk savunmasını yaptı. Öztürk, 46 yıllık pilotluk hayatında bir çok operasyona katıldığını belirterek, "Keşke bu operasyonlardan birinde ölseydim de bugün bu haksız suçlamayla karşı karşıya kalmasaydım" dedi.



Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Cezaevi Kampüsü'ndeki duruşma salonunda görülen davanın öğleden sonraki kısmında eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk'ün savunması alındı. Öztürk, 1970 yılında askerlik yeminini yaparak mavi üniformasını giydiğini belirterek, 46 yıllık görev hayatı boyunca bayrak, vatan, cumhuriyet uğruna seve seve canını feda edeceğine dair ettiği yemine hep bağlı kaldığını öne sürdü. Halen bu yemininden vazgeçmediğini söyleyen Öztürk, duygu ve düşüncelerinde herhangi bir değişiklik olmadığını kaydetti. Öztürk, gerçekleştirilen hain darbe girişimiyle ilişkilendirilerek yargılanmanın kendisine dünyada verilecek en büyük ceza olduğunu belirterek, "46 yılını üniformasının içinde geçiren bir asker için bundan daha kötü ne olabilir? Bu rütbe ve yaşa gelmiş bir asker olarak silah arkadaşlarıma, devletimin kurumlarına silah doğrultacak biri değilim. Bu hain darbe girişimi ile hiçbir ilgim yoktur. 46 yıllık pilotluk hayatım boyunca defalarca ölümle burun buruna geldim. Çoğu zaman sağ kaldığım için yeri öptüğüm olmuştur. Şimdi keşke ölseydim de bu durum ile karşı karşıya kalmasaydım" diye konuştu.

15 Temmuz'un bir gerçek olduğunu ifade eden Öztürk, darbe teşebbüsü ile Türkiye'nin ve milletin bir travma yaşamasına neden olan çok üzücü olayların yaşandığını söyledi. Öztürk'ün savunmasına müşteki sıralarında oturan şehit yakınları ve gaziler tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı Selfet Giray, ıslık çalan bir vatandaşın salondan çıkarılmasını istedi.

Darbe girişiminin yöneticilerinden olmadığını öne süren Öztürk, algı operasyonu yapılarak kendisinin hedef gösterildiğini iddia etti. Öztürk, 6-7-8-9 Temmuz 2016 tarihlerinde Ankara Çukurambar'da darbecilerle toplantı yaptığı iddialarını reddederek, itirafçı konumundaki "Şapka" ve "Kuzgun"un bu yöndeki beyanlarını kabul etmedi. Bir başka kişi tarafından PKK'lı olduğu yönünde iddiaların da ortaya atıldığını ifade eden Öztürk, bu tür söylemlerle linç kampanyasının devam ettirildiğini savundu.

İzmir'de askeri kampta olduğunu, eşinin rahatsızlığından dolayı Ankara'ya geldiğini iddia eden Öztürk, "Koruma subayım İsmail Keskin yoldan beni arayarak 'Komutanım, Genelkurmay'a saldırı olmuş' demesi üzerine onu yoldan geri çağırdım. Ne oluyor diye sorduğumda kendisinin de bir bilgisinin olmadığını, bir mesaj geldiğini söyledi. Hava Kuvvetleri nizamiyesini aradığında ise silah sesleri duyduğunu söylemesi üzerine Hava Kuvvetleri Harekat Merkezini aramasını istedim ancak ulaşılamadı. Hava Kuvvetleri Genel Sekreterini aradım, bunda da başarılı olamayınca Genelkurmay Harekat Merkezi'ni arattırdım. Telefondaki kişinin olayla ilgili bir bilgisinin olmadığını, Mehmet Partigöç ile konuşulması gerektiğini İsmail'e söylemesi üzerine Partigöç'ü aramasını istedim. Telefona çıkan emir astsubayı Partigöç'ün yanında olmadığını, komutanın Akıncı Üssü'ne götürüldüğünü beyan etti" ifadelerini kullandı.

"BUNLAR BU İŞİ YAPTILAR, ONLARI İKNA ET, DARBEYE KALKIŞIYORLAR"
Öztürk, saat 23.30 sıralarında Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ın kendisini aradığını aktararak şunları kaydetti:

"Abidün Ünal beni arayarak 'Ağabey, Ankara'da uçaklar havalanmış ne oluyor öğrenip bana aktarır mısın?' diye rica edince Akıncı Üssü'nü aradım. Kubilay Selçuk çıktı telefona ve 'Komutanım, operasyon var' dedi. Benim ona ne operasyonu olduğunu sormam üzerine, 'Komutanım da burada sizi bekliyor' cevabını verdi. Bu sözler üzerine de Akıncı Üssü'ne gittim ve karargah binasına geçtim. İçeride Kubilay Selçuk, Ömer Faruk Harmancık ve Mehmet Dişli vardı. Orgeneral Akar'ın yanına gittim 'Hayırdır Komutanım?' diye sordum. Akar, bu sorumdan sonra bana hitaben odada bulunanları göstererek, 'Bunlar bu işi yaptılar, bunlarla konuş, onları ikna et, darbeye kalkışıyorlar' demesiyle olayı öğrendim. Bir süre TV'den olayları takip ettikten sonra Akar'ın isteğiyle darbecileri ikna etmek için 143. Filoya gittim. Orada çok sayıda silahlı, tam teçhizatlı personel vardı. Ben direkt komutanların bulunduğu gazino binasına gittim. Orada Kubilay Selçuk, Ömer Faruk Harmancık ve irili ufaklı rütbedeki askerler vardı. Genelkurmay Başkanı'ndan almış olduğum talimatla onlara bu işin yanlış olduğunu söyledim. Onlardaki kararlılığı görünce komutanın yanına geri döndüm. Ben kimin ne olduğunu bilemediğim için mülayim bir şekilde onlarla konuştum."

"BAŞKASININ PANTOLONU, BAŞKASININ GÖMLEĞİNİ GİYDİM"
Öztürk, bu olaylar esnasında sivil kıyafetli olduğunu, emir astsubayından üniformasını getirmesini istediğini aktardı. Emir astsubayının dışarısının müsait olmadığını söylemesi üzerine kendisinden bir üniforma bulmasını istediğini anlatan Öztürk, "Başkasının pantolonunu, başkasının gömleğini giydim. Pantolon kısa geldi. Üzerime uymayan kıyafetle bir konsey liderliğini yapıyor durumdayım. Ben hazırlıklı değilim, demek ki bir elbise bile getirmemişim. Bu da benim hazırlıklı bir insan olmadığımı, bilgim olmadığını gösteriyor" şeklinde konuştu.

KÜÇÜKBAŞ VE BÜYÜKBAŞ HAYVANLARIN BELGESELİNİ YAPACAKMIŞ
Örgütün sivil imamlarından Nurettin Oruç'un çapraz sorgusu yapıldı. Oruç, TBMM avukatının, o akşam Kayseri'de bulunan eşini ya da şu an FETÖ davalarından şüpheli konumdaki, halen firari olan jandarma üsteğmen kardeşini arama gereği duyup duymadığını sorması üzerine, eşi ve kardeşiyle haberleşmediklerini söyledi. Oruç, "Kardeşimle çok görüşmüyoruz zaten." dedi.

Başbakanlık avukatının, savunmasında Kahramankazan'a hayvan belgeseli çekmeye geldiğini öne süren Oruç'a, buraya giderken üzerinde neden pasaport taşıdığını sorması üzerine Oruç, "Uzaktaki Anadolu Projesi" kapsamında 14 ülkede yapacakları çekimlerle ilgili, alınacak izinden sonra şirketin söyleyeceği ülkeye gideceği için yanına pasaportunu aldığını iddia etti.

Müşteki avukatı Alaaddin Varol'un, beyanlarında üniversite döneminde KYK yurdu çıkmayınca arkadaşlarıyla birlikte evde kaldığını söylediğini hatırlatarak yeni gittiği bir şehirde nasıl arkadaş edinip ev kiraladığını sorması üzerine Oruç, o dönemde Kayseri'den bir arkadaşının bulunduğunu, başta onla kalırken başkalarıyla tanıştığını söyledi.

Varol'un, Akıncı civarında hangi tür hayvanlarla ilgili belgesel çekimi yapacağı sorusuna Oruç, "Küçükbaş ve büyükbaş. Öncelikle küçükbaş ağırlıklı olarak." yanıtını verdi.

MİT tırları davasında "Bayrak" isimli gizli tanığın, Oruç'un Güneydoğu Anadolu Jandarma imamı olduğunu söylediğinin hatırlatılması üzerine Oruç, bu konuda bilgisi olmadığını belirtti.

Avukat Varol, bunun üzerine MİT tırlarıyla ilgili İstanbul'da açılan dosyanın da getirilmesini talep etti.

Varol'un, ev arkadaşlarından sadece "Halil" ismini hatırladığını söylediğini anımsatması üzerine Oruç, "Ben çok isim tutamam. Şu anda bile çocuklarımın isimlerini karıştırıyorum." dedi.

"LİMONİ AYRILDIK"
Avukat Varol'un "FETÖ'cü değilim ve bunlardan çok çektim, demişsiniz. Para mı çektiniz, sıkıntı çektiyseniz anlatabilir misiniz? Ne sıkıntısı çektiniz?" sorusu üzerine Oruç, "Ayrılırken limoni ayrıldık biraz." dedi.

Oruç, bunun üzerine Mahkeme Başkanının yönelttiği, "Tazminatınızı mı vermediler, niye ayrıldın?" şeklindeki soruya, "2003-2004'te ayrılma sürecinde biraz sıkıntı yaşadık. Onu da ben çok açmak istemiyorum. Bende kalsın." diye konuştu.

"Fetullah Gülen'in küresel güçlerin kontrolüne girmiş bir vatan haini olduğuna inanıyor musunuz?" sorusunu da Oruç, "Bu soruya cevap vermiyorum. Dün savunmamda da söyledim. Cevap vermeyeceğim, oradan bakılabilir." şeklinde yanıtladı.

AK Parti Vekili Avukat Muammer Cemaloğlu'nun Kahramankazan'da hangi köye gittiği, hangi kasapla görüştüğü şeklindeki soruları üzerine Oruç, köye değil bir kombineye gittiğini ancak buranın ismini hatırlamadığını ifade etti. Oruç, ayrıca bu kombinede görüştüğü kasapların ismini de hatırlamadığını öne sürdü.

ÇALIŞTIĞI YERİN ADRESİNİ HATIRLAYAMADI
TBMM'yi temsil eden avukat Necdet Pakdil'in, hazırlayacakları belgesele ilişkin bir ön araştırma yapıp yapmadığını sorduğu Oruç, böyle bir çalışmalarının olmadığını söyledi. Oruç, belgesel film için Kahramankazan'a belediye otobüsüyle gittiği yönündeki beyanı hatırlatılarak, söz konusu otobüsün Ulus'ta nereden kalktığının sorulması üzerine, "Ulus'ta sorarak öğrendim ama şu an nereden kalktığını hatırlamıyorum." dedi.

Darbe girişiminin gerçekleştiği 15 Temmuz günü nerede olduğu sorulan Oruç, öğleye kadar evde bulunduğunu, öğleden sonra işe gidip akşam geri döndüğünü, telefonunun da evde olduğunu iddia etti. Ev aramasında telefonunun bulunamadığı hatırlatılan Oruç, telefonunun nerede olduğunu bilmediğini öne sürdü.

Nurettin Oruç, "Darbe emrini Fetullah Gülen'den bizzat mı yoksa bir aracıyla mı aldınız, aracı kimdi? Darbenin Akıncı Üssü'nden yönetilmesine Gülen mi karar verdi, yoksa siz toplantılarınızda mı buna karar verdiniz?" sorusuna, "Herhangi bir kimseden emir almadım, darbeye katılmadım. Söylediğiniz tüm sorulara hayır diyorum." karşılığını verdi.

Çalıştığı Soyut Medya adlı firmanın sahibi Fetullah Çatal'ın FETÖ'nün askeri imamlarıyla birlikte yakalandığının hatırlatılması üzerine Oruç, patronunun ilişkilerini bilemeyeceğini söyledi. Oruç, soru üzerine, çalıştığı Soyut Medya'nın tam adresini hatırlayamadığını beyan etti.

Yakalandıktan sonra cebinde bulunan otomobil anahtarına ilişkin soruya karşılık Oruç, aracın çalıştığı firma tarafından kiralandığını, araç firmaya teslim edilmesine rağmen anahtarın kendisinde kaldığını öne sürdü.

Avukat Fatih Ünal'ın, 143. Filo'daki kamera kayıtlarına ilişkin sorusu üzerine Oruç, görüntüleri ilk kez mahkemede, fotoğrafları da daha önce iddianamede gördüğünü belirterek, tüm taleplerine rağmen daha önce görüntülerin kendisine verilmemesinden şüphelendiğini ifade etti.

"BU BİR FETÖ DARBESİ Mİ?"
Yapımcı olarak kimlerle çalıştığı sorulan Oruç, buna ilişkin bilgilerin firmanın internet sayfasında bulunduğunu anlattı. Oruç, çalıştığı yönetmen veya kameramanların adını vermesinin istenmesi üzerine, soy isimlerini hatırlayamadığını öne sürdüğü bazı kişilerin adını verdi.

İstanbul'daki MİT tırları davasının iddianamesinde ifadesi bulunan gizli tanığın, operasyonun Oruç'un da aralarında bulunduğu örgüt mensuplarınca yönetildiği yönündeki beyanı hatırlatılan Oruç, "Gizli tanık Bayrak'ın ifadesini tamamıyla reddediyorum, bilmiyorum." dedi.

Oruç, sanık Ahmet Özçetin'in avukatının, "Bu bir FETÖ darbesi mi?" sorusu üzerine, "Şu an itibarıyla FETÖ olarak görüyorum." dedi. Nurettin Oruç, soru üzerine, Akın Öztürk'ü tanımadığını savundu.

Sanık avukatı Ertuğrul Cem Cihan da müvekkilinin darbe girişimi içerisinde yer almadığını, kimseye emir ve talimat vermediğini, darbe hazırlıklarına katılmadığını iddia ederek, "Müvekkil, örgütle alakası yokken örgütün bütün suçlarından sorumlu tutulmaktadır." diyerek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Duruşmaya ara verildi. Mahkeme Başkanı Selfet Giray, Harun Biniş'in avukatının mazereti olması nedeniyle davaya Akın Öztürk'ün savunmasıyla devam edileceğini bildirdi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.