"Ölsen daha iyi..." derken iyi düşünün!

İnsan hayatını intihar veya intihar teşebbüsüne yönlendirecek açıklamalarınız yüzünden hapis cezası alabilirsiniz. Avukat Pınar Eldem konuyu bir Yargıtay Kararı ile açıkladı.

"Ölsen daha iyi..." derken iyi düşünün!

Canlı türü olarak insan, hayatını sürdürme konusunda bir içgüdüye sa­hiptir. Ancak, algılama yeteneğinin olmaması nedeniyle veya yakalandığı hastalıktan kaynaklanan acı ve ızdırabın etkisiyle kişide hayatını sona erdir­meye yönelik bir eğilim ortaya çıkabilir ve bunu bir irade açıklamasıyla or­taya koyabilir. Ancak belirtmek gerekir ki, bu durumlarda hukuken muteber bir iradeden söz etmek mümkün değildir. 

Ahlaken tasvip edilmeyen bir tasarruf olan intihar veya intihara teşeb­büs olgusu, bizatihi cezalandırılabilir bir davranış niteliği taşımamaktadır. Buna karşılık, bir başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının inti­har kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişinin bu fiilleri cezalandırılabilir niteliktedir. 

Türk Ceza Kanunu’nun 84.maddesinde belirtildiği üzere başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar, intiharın gerçekleşmesi durumunda ise,  dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 

T.C.
YARGITAY

1. CEZA DAİRESİ 
ESAS NO:2014/3770
KARAR NO:2015/4273 
 
KARAR
Sanık (koca) hakkında eşi olan maktulü kasten öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden;

Dosya içeriğine ve tanık beyanına göre, ... ilçesinde oturan sanık  ile maktulün evli olup, aralarında geçimsizlik bulunduğu, olaydan bir gün önce sanığın, oğlu ile birlikte ... ilçesine gideceğini maktule söylediği, maktulün de Denizli'ye annesinin evine gidip kalmak istediğini belirttiği, sanık  ve oğlunun ... ilçesine, maktulün ise otobüsle Denizli'ye gittiği, burada internet üzerinden tanıştığı ve arkadaş olduğu tanıkla buluştuğu, sanığı telefonla arayıp, Denizli'ye geldiğini, kendisini babasının karşıladığını söyleyerek, geceyi adı geçen tanıkla birlikte bir pansiyonda geçirip, olay günü öğleden önce evine döndüğü, sanığın cep telefonu ile maktulü aradığında evde olduğunu öğrenip, eve çabuk gelmesinden şüphelendiği, kayınvalidesini telefonla arayarak, bu durumu sorduğu, maktulün gece onun evinde kalmadığını tespit ettikten sonra, kayınvalidesinden ...'deki eve gelmesini isteyerek "gel konuyu çözelim" dediği, maktulü de tekrar telefonla arayıp, geceyi kayınvalidesinin evinde geçirmediğini öğrendiğini belirtip, "seni gelirsem silahla vuracağım, ben gelmeden kendini vur, bu işi bana bırakma" dediği ve sinkaflı küfürler ettiği, bu telefon görüşmesini o sırada maktulün yanında bulunan tanığın da duyduğu, tanığın maktulü sakinleştirmeye çalıştığı ve bir süre sonra evden ayrıldığı, maktulün bulunduğu eve önce maktulün annesinin, daha sonra ise sanık  ile oğlunun geldiği, birlikte maktulün geceyi nerede geçirdiği konusunda konuşmaya başladıkları, maktulün kaçamaklı cevap vermesi üzerine tartıştıkları, sanığın maktulü darp ettiği, gürültüyü duyan komşuların eve gelmesi üzerine birlikte sanığa ait mobilya dükkanına gittikleri, aynı konuda tartışmaya devam ettikleri, sanığın maktulden MSN şifresini istemesi, maktulün de MSN şifresini sadece teyzesinin kızı olan tanığa vereceğini söylemesi üzerine sanığın kabul ettiği, maktul, sanık ve çocuklarının birlikte eve döndükleri, oturma odasında oturdukları sırada önce sanığın lavaboya, sonra maktulün çocuk odasına gittiği, çocuk odasından silah sesi gelmesi üzerine sanığın lavabodan, çocuklarının ise oturma odasından çıktıklarında koridorda karşılaştıkları, birlikte çocuk odasına gittiklerinde, maktulün sağ göğsünden isabet eden mermi sonucu yaralandığını ve yakınında tabanca olduğunu gördükleri, sanığın maktulü kucaklayarak antreye çıkardığı, telefonla 112'yi aradığı, ancak maktulün olay yerinde ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu öldüğü olayda, maktulün sağ el dış svaplarında atış artıkları bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, Sanığın eşi olan maktulü tabanca ile öldürdüğüne dair her türlü kuşkudan yeterli ve kesin kanıt elde edilemediği, ancak sanığın maktul  ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında "seni gelirsem silahla vuracağım, ben gelmeden kendini vur, bu işi bana bırakma" şeklindeki sözlerinden bir süre sonra ölümün meydana gelmesi dikkate alındığında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 84. maddesi uyarınca intihara yönlendirme suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraatine karar verilmesi nedeniyle, hükmün BOZULMASINA, 02/07/2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.