İslamofobi ve Amerikan Nefreti


Cemil BARLAS

Cemil BARLAS

24 Temmuz 2017, 05:15

İslamofobik ilk terör eylemi Abdi İpekçi'nin katili Mehmet Ali ağcanın hapisten kaçıp Papa'yı vurmasıydı. İşin ilginç yanı bunu İpekçi'nin katili olarak yakalanıp hapse atılıp oradan ilan etmesiydi. Hapisten kaçıp Papa'yı vuracağım dedi ve yaptı. O yıllarda dünya basınının en önemli ve tek konusu bu oldu. Sonra da "barışsever" Papa Ağca'yı affetti.

O yıllarda,terörist dendiği anda, dünyada akla bir Türk ve bir Müslüman olan Mehmet Âli Ağca geliyordu.  Abdi İpekçi'nin öldürülmesinin 12 Eylül darbesinin en önemli mazeretlerinden biri olduğu da herkesin malumu.  Hani şu "bizim oğlanlar becerdi" denen darbe. O yıllar, Abdullah ve Fetullah denen şahısların da tohumlarının atılıp yeşermeye başladığı yıllar.

İslamofobik senaryoların tohumunun atıldığı terör eylemi  Papa'nın vurulması ama bunun doruğa çıktığı olay 9/11 tiyatrosudur. Hapisteki bir kişinin çıkıp ben Papa'yı vuracağım demesi kadar uçuk bir senaryodur. Hiç uçak kullanmayı bilmeyen birileri New York Manhattan'da uçaklarla iki binaya çarparak üç binayı yıkarlar. Çelik Konstüksiyon üç tane gökdelen tuzla buz olur. Ve tabii ki bunun "radikal" İslam adına yapıldığı söylenir.

Bu eylemden az bir süre önce Abdullah paketlenip Türkiye'ye verilirken "ılımlı" İslamcı ve "diyalogcu" Fetullah paketlenip Amerika'ya gider. Clinton iktidarı sırasında CIA korumasında bütün mahkemelerden muaf tutulur ve tüm dünyada "ılımlı İslam" ve "dinde diyalog" okulları açmaya başlar. 

Çizilen tablo şöyledir; Bir tarafta ikiz kuleleri yıkan binlerce kişinin ölümüne sebep olan radikal İslam vardır. Diğer tarafta dinde diyalog diyen ılımlı İslam olan Gülen cemaati vardır. 

O günden sonra dünyada ve Türkiye'de olan bütün terör eylemleri yukarda çizilen tabloyu pekiştirmek üzere yapılmıştır. Bu tabloya dayanarak ülkeler işgal edilmiş, işgal edilmeyenler de içine sızarak ele geçirilmiştir. Milyonlarca insan (çoğu Müslüman tabi ki) ölmüş trilyon dolarlık da silah satılmıştır.

Buraya kadar yazılan senaryo istedikleri gibi çalıştı. En saçma sapan yalanlara bile bütün dünyayı inandırmayı uzun süre başardılar. Fakat bu kolpa operasyonlarını o kadar pervasızca yapmaya başladılar ki bütün yaptıkları senaryolar deşifre olmaya başladı. Yaptıkları pislikler deşifre oldukça utanmazlıkları da geometrik olarak arttı.

Gelinen noktada dünyayı parçalayıp yönetmek için hedefledikleri İslamofobiyi kısmen başardılar. Özellikle Batı ülkelerinde bu bir toplumsal gerçek. Ancak bunun hiç beklemedikleri bir diğer sonucu oldu. O da "Amerikan nefreti". Batı ülkelerinde İslamofobik bir durum yaşanırken tüm dünyada yoğun bir Amerikan nefreti başladı. 

Dünyada ülkeler ne kadar kötülük yaşıyorlarsa bunları pervasızca operasyon yapma alışkanlığı olan Amerika'ya fatura etmeye başladılar. Erdoğan hariç kimse açıktan veya diplomatik yollardan bu gerçeği seslendirmiyor olsa da "Amerikan sahtekarlığı" odada duran herkesin görüp kimsenin bahsetmediği "beyaz fil" halini aldı.

Dünyanın en güçlü ordusuna ve en yüksek teknolojisine sahip Amerika Birleşik Devletleri bu nefreti şu anda çok ciddiye almıyor olabilir. Bu son yıllardaki Amerikan yönetimlerinin büyük bir fiyaskosudur. Bu öyle bir fiyaskodur ki önümüzdeki yüzyıl Amerika'nın başı beladan kurtulmayacaktır. Amerikan devletinin yarattığı "derin devlet canavarı" sonunda Amerika Birleşik Devletleri'ni yiyecek ve intihar edecektir. Tüm dünya da buna büyük bir keyifle seyredecek. Gerekiyorsa da o canavara yardım edecek.

Yani iç savaş, darbe, ayaklanma gibi şeyler Amerika'ya artık hiç uzak değil. Etme bulma dünyası.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.