Türkçe'nin Unutulan Kelimeleri

Harf İnkılabı sonrası birçok kelime önce konuşma dilimizden, sonra da yazı dilimizden çıkarak, unutuldu.

Türkçe'nin Unutulan Kelimeleri

Bugün kullandığımız çoğu kelime hissettiklerimizi ve düşündüklerimizi aktarırken bize yeterli gelmiyor. Unutulmaya yüz tutan bu güzel ve zarif kelimelerden bazılarını sizler için sıraladık : 

1. Dilemma: İkilem

“Her gülücük bir fiyasko, her iltifat bir asparagas, her hediye bir skandaldı… Yine de idare ediyordum. Yalnızsan yalanlar sana ilaç gibi gelir, iftiralar senin için bir terapidir. Dilara Dilemma ile aramızdaki aşk karşılıklı bir iftiradan ibaretti.” (Murat Menteş, Dublörün Dilemması)

2. Nazenin: Cilveli, nazlı

“Artık ona biraz daha dikkat ediyordum. Toplu bir başı, tatlı gözleri, pembe bir burnu vardı. Tamamıyla sarı idi ve ötesinde berisinde sarı tüylerinin daha koyuca, sanki tersine dönmüş de dalgaları vardı. Ve bütün halinde hayata yırtmaktan ziyade sevmek, fakat sevmekten evvel sevilmek için gelmişe benzer nazenin bir edanın baygınlıkları vardı.” (Halit Ziya Uşaklıgil, Zerrin’in Hikayesi (Aşka Dair))

3. Asude: Rahat, sakin

“Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.”
(Yahya Kemal Beyatlı, Rindlerin Ölümü)

4. Letafet: Güzellik, hoşluk

“Birlikte kafaları çekerlerken Mustafa onlara Fuzulî’den be­yitler okuyor, Nedim’in içki düşkünlüğünden örnekler veri­yordu: Meyhane mukassi görünür taşradan ammâ/Bir başka ferah başka başka letafet var içinde. Rakıdan başka bir de tiyatroya düşkün olmuştu. Hafta sonları arkadaşları mek­tepte harıl harıl çalışırken Mustafa, Darülbedayi’de Shakespeare’i seyrediyordu.” (Oğuz Atay, Bir Bilim Adamının Romanı)

5. Munis: Cana yakın, uysal, uygun

“Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
çerçevesine sığmayan
munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu”
(Murathan Mungan, Yalnız Bir Opera)

6. Meftun: Tutkun, gönül vermiş, vurgun

“Prensesim,
Güzel gözlerinizden damlayan inci, okudukça beni meftun eden mektubunuza değil, adeta içimi yakan cehennem alevine damlayıp söndürdü ve sinemdeki yaralara deva oldu. O gül yaprağındaki şebnem misali inci ki; ay kadar güzel, ay kadar hüzünlü ve ay kadar yalnız.” (İhsan Oktay Anar, Yedinci Gün)

7. Temenni: Dileme, dilek

“Halbuki ben ne kadar saçma olursa olsun, yan yana bulunduğumuz zamanın durup kalmasını, asla bitmemesini temenni ediyorum.” (Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna)

8. Telakki: Anlayış, görüş, kabul etme

“Bir insanı diğerinden ayıran hususiyet nedir? Dış şartlar mı? Olamaz. Nedir o halde? Kazanç ve kayıp hakkındaki telakkisidir.” (Oğuz Atay, Tutunamayanlar)

9. Ehemmiyet: Önem

“Hiç kimsenin ne dediğine, ne diyeceğine zerre kadar ehemmiyet vermedim ve harekatımı herkesin arzusuna uydurmaya lüzum görmedim. Bütün bunlar birer fazilet değil midir?” (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kiralık Konak)

10. Diğerkam: Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan

“O sözcüğü ne zaman söylesem gözlerim yaşarır. Öylesine özlemişimdir; bir anı, bir vasiyet gibi diğerkam oğlum gibidir, oğlum değildir benbenci, tamahında değildir dünyanın, ne bana benzer, ne ablasına, belki bir meczuptur oğlum, bir ermiş kadar tamahsızdır.” (Leyla Eril, Eski Sevgili)
 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.