Ortadoğu’nun iki ailesini tanıyalım


Fikri AKYÜZ

Fikri AKYÜZ

10 Haziran 2017, 09:00

Katar konusunda pek çok şey yazılıp çizildi. Ama ne yazık ki bir “şey” eksik bırakılıyor. 

O da şudur: Katar’a ambargo konulmasının, ablukaya alınmasının, tecrite tabi tutulmasının arkasında, görünürde Suudi Arabistan’ın ama aslen ABD’nin olduğuna dair neredeyse herkes hemfikir...

Dolayısıyla genelde ABD üzerinde duruluyor. Ki, durulması lazım.. Peki ama Suudi Arabistan üzerinde niye bu kadar durulmuyor?

İşte bu yazının konusu, özelde Arabistan, genelde ise Ortadoğu’dur.

Ortadoğu deyince ulusalcı eğitim müfredatının o şabloncu bakış açısı akla gelir: Neydi o? “Araplar bizi 1. Dünya Savaşı’nda arkadan vurdu”dur değil mi?

Bu söz, içerik itibariyle “ırkçı” bir cümledir. Zira bizi arkadan vuran “tüm Araplar” değildir. Bizi arkadan vuran, kendisinin Haşimi sülalesine mensup olduğunu söyleyen Şerif Hüseyin ve şürekasıdır.

Bizi 1. Dünya Savaşı’ndan çok çok önce vuran birileri daha vardı ki, onlar da Suud ve Vahhap ailesidir.

Önce Şerif Hüseyin’den başlayalım: 

Şerif Hüseyin, bugünkü Ürdün Kralı Abdullah’ın dedesinin dedesidir. 

Tam 101 yıl önce, 1. Dünya Savaşı’nın 2. yılında Şerif Hüseyin, Arabistanlı Lawrence isimli İngiliz casusu üzerinden İngilizlerle işbirliği yaparak Osmanlı’ya karşı ayaklandı.

Osmanlı askeri, Hicaz’da İngilizlerle savaşırken Şerif Hüseyin İngilizlerle birlikte Osmanlı askerine silah doğrultuyordu.

Osmanlı 1. Dünya Harbi’ni kaybedince, o bölgede Ürdün, Suriye, Irak isimli suni devletler kuruldu. 

İngilizler Şerif Hüseyin’in oğullarından Abdullah’ı Ürdün Kralı, diğer oğlu Faysal’ı önce Irak sonra Suriye Kralı yaptı.

Dikkat buyurunuz, Hilafet kurumu yerli yerindedir; Şerif Hüseyin, Peygamberimizin soyundan geldiğini iddia etmektedir ve Hilafeti sonlandırmak için elinden gelen her şeyi yapan İngiliz’in emrine girmekte beis görmemektedir.

Daha fazla detay, köşemin hacmini aşacağı için bu bahsi burada kesiyor ve yazının geri kalan kısmını, Osmanlı’ya isyan eden bir diğer aileye Suud ve Abdülvehhap ailesine ayırıyorum.

Bilinir ki bugün Arabistan bir hanedan tarafından yönetilmektedir. Arabistan’ın kurucusu Muhammed Bin Suudi olduğu için, bu ülkenin ismi Suudi Arabistan’dır.

Selefi meşrebine mensup olduklarından İbn Teymiyye ekolünü savunurlar. 

Bu ekolün temsilcilerinden olan Abdülvehhap, bugün Arabistan’ın “inancı”nın sembolü olan Vahhabiliğin kurucusudur.

Abdülvehhap aynı zamanda, Arabistan’ın kurucusu Muhammed Bin Suudi’nin damadıdır.

Kaldı ki, damat dini otoriteyi, kayınpeder siyasi otoriteyi temsil ediyordu. Ama Abdülvehhap ölünce siyasi ve dini otorite bir kişide temerküz etti.

İşte bu Suud ailesi Osmanlı’ya ilk kez 1720’lerde isyan etti. 

Riyad’ı, Mekke’yi, Medine’yi hakimiyetine aldı. Şii karşıtlığı nedeniyle Kerbela’da Hz. Hüseyin’in türbesini yağmalayacak kadar gözü dönmüş bir şekilde hareket ettiler.

Buradaki hakimiyetleri 100 yıl kadar sürdü. 1820’lerde Osmanlı’nın görevlendirdiği Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve oğlu Mekke ve Medine’yi tekrar ele geçirdi.

Heyhat, aradan yuvarlak hesapla bir 100 yıl daha geçti. Suudlar İngilizlerle anlaşarak Mekke’yi tekrar ele geçirdiler.  

Şimdi, yine yuvarlak bir hesapla, aradan bir 100 yıl daha geçti. 

Aynı aile, 2017 Haziran’ında İngiltere’nin ikiz kardeşi ABD ile işbirliği yaparak, Katar’ı defterden pardon haritadan silmeye yeltendi.

ABD-Arabistan ikilisinin hedeflerinden birinin Türkiye Cumhuriyeti olduğuna inanmıyorum. 

Buna inanmıyorum ama şuna inanıyorum: 

Hedeflerinden biri de Türkiye Cumhuriyetinin mevcut Cumhurbaşkanıdır.

Tıpkı, Abdülhamit Han’ı devirmek isteyenlerin hedefinin Saltanat kurumu değil, o Saltanatın başındaki adamı devirmek istemelerindeki arzu ve iştahta olduğu gibi..

Zira, 1909’da “giden” sadece Abdülhamit Han olmadı.

“Giden”, 2 yıl sonra Trablusgarp, 3 yıl sonra Selanik, 8 yıl sonra Şam, Halep, Batum, Kerkük, Erbil, Süleymaniye, Musul’du…

FİKRİ AKYÜZ

fikriakyuz99@gmail.com

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Gök - 6 ay önce
Bu millet Cumhurbaşkanını kimsrye yedirmez
Avatar
Ali Kibar - 6 ay önce
Bu tür programların kalkması lâzım.Çok kişiye ulaşması için yazdıklarınızın twitter hesabı açmalısınız hocam.Nasıl olsa dm den de başka türlü de densizler engellenebiliyor.Kaleminize kuvvet.Klavyenize mi demek lâzım bilemedim.