Kudüs'un mağdur ve gururlu çocukları

Bugün tüm dünya, Filistin’den yükselen sesi konuşuyor, ancak yüzlerce çocuk gözaltında taciz ediliyor, işkenceye maruz kalıyor.

Kudüs'un mağdur ve gururlu çocukları

Kudüs, semavi dinlerin kutsal toprağı.

Kudüs ilk kıblemiz.

Kudüs, Hz. Muhammed’in miraç yolculuğuna çıktığı yer olan Mescid-i Aksa’nın bahçesi.

Kudüs, kalbimiz; Kudüs namusumuz.

Kudüs, vahdet sözümüz.

Kudüs, 1917'de Osmanlı egemenliğinden çıktığından beri sıkıntılı günler yaşıyor.

Bugün peygamberler şehri Kudüs, Müslümanların hâkimiyetinde olmadığı her döneminde olduğu gibi yine kan ağlıyor. 

Kadim Kudüs belki de artık tarihinde hiç olmadığı kadar yalnız ve tenha.

1980'de aldığı bir kararla doğusuyla batısıyla Kudüs'ü "İsrail'in birleşik başkenti" ilan eden İsrail, burayı Yahudileştirmek için yoğun çaba sarf ediyor. 

Batı Şeria'da yaşayan 3 milyona yakın Filistinli, İsrail'in etraflarına ördüğü duvardan dolayı Kudüs'e giremiyor. Abluka altındaki Gazze Şeridi'nde yaşayan 2 milyon Filistinlinin de Kudüs'e girişi yasak.

İsrail'in Doğu Kudüs'ü fiilen ilhak etmesine rağmen burada yaşayan Filistinliler İsrail vatandaşı sayılmıyor ve vatandaşlık haklarından yararlanamıyor. Doğu Kudüs'te yaşayan 300 binin biraz üzerinde Filistinli, İsrail makamlarının verdiği "Kudüs Kimlik Kartı" ile şehirde sürekli ikamet etme iznine sahip bulunuyor.

Filistinliler aynı zamanda Ürdün pasaportuna da sahipler ancak bu pasaportlarda da vatandaşlık numarası bulunmuyor. Bu nedenle tam olarak Ürdün vatandaşı da sayılmayan Doğu Kudüslü Filistinlilerin Ürdün'de çalışma ve devlet hizmetlerinden yararlanma hakkı da yok.

Bir nevi arafta kalan Doğu Kudüs'teki yüz binlerce Filistinli, ne İsrail ne Ürdün ne de Filistin vatandaşlığına sahip oldukları için "devletsiz" yaşıyor.





200 bin Yahudi yerleşimci yaşıyor


Doğu Kudüs'teki nüfus yapısını Yahudiler lehine değiştirmeye çalışan İsrail yönetimi, uluslararası hukuka aykırı olarak burada 10 Yahudi yerleşim birimi inşa etti.

Yahudi olmayanların ikamet etmesinin yasak olduğu bu yasa dışı yerleşim birimlerinde 200 binin üzerinde kişi yaşıyor.

İsrail bu yerleşimlere sürekli ek konut ekleyerek şehirdeki Yahudi nüfusunu arttırmaya çalışıyor.

Doğu Kudüs'teki mevcut Yahudi yerleşim yerlerine son bir yılda on binlerce yeni konut eklenmesi kararlaştırıldı. İsrail'in bu yerleşim birimlerine eklediği her bir konut, demografik yapının Yahudiler lehine değişmesi anlamına geliyor.
 
Çocukları gözaltına alıyor, işkence yapıyorlar

Batı Şeria'da düzenlenen protesto gösterisinde İsrail askerlerince gözaltına alınan ve gözleri bağlı götürülürken fotoğrafı çekilen 16 yaşındaki Fevzi el-Cuneydi’nin Kudüs direnişinin sembolü haline gelmesinin ardından çocuk yaştaki Filistinlilerin gözaltına alınması, dünyada daha fazla gündem olmaya başladı.

Filistinli Mahkumlar Derneği Başkanı Kaddura Faris, son 20 yılda İsrail güçleri tarafından 7 yaşından küçük birkaç çocuğun gözaltına alınmasının da kayıtlara geçtiğine işaret ederek, "Bu, uluslararası sözleşmelerin ihlali ve BM (insan hakları) sözleşmesinin alenen hiçe sayılması anlamına geliyor. Çocuklarımız, İsrail işgali nedeniyle zaten her gün istismara uğruyor. İsrail'in çocuklarımıza yönelik işlediği suçlara karşı dünya sert bir tavır takınmalı." değerlendirmesinde bulunuyor.

700 çocuk tutuklandı, 300 çocuk cezaevinde

Filistinli insan hakları grupları, gözaltında tutulan çocukların büyük çoğunluğunun gözaltında psikolojik ve/veya fiziksel tacize maruz kaldığına dikkati çekiyor.
Uluslararası Filistin Çocuk Savunma Hareketi (DCIP) direktörlerinden Ayid Ebu İktaiş, "Gözaltına alınan çocukların yüzde 90'ı, İsrail askerlerinin sözlü taciz ve aşağılamasına maruz kalıyor." açıklamasını yaptı.

İsrail, sistematik bir şekilde Kudüs ve Batı Şeria'da Filistinli çocukları gözaltına alıyor ve tutukluyor.

Tespit edilebilen sayılarla 2015 yılında 22'si kız toplam 2 bin 634 çocuk tutuklandı, 2016 yılında 32'si kız toplam 887 çocuk tutuklandı, 2017 yılında ise şu ana kadar 700 çocuk tutuklandı.


Çıplak arama yapıyorlar
 
İktaiş, gözaltında tutulan çocukların yüzde 82'sine çıplak arama yapıldığını, yüzde 30'unun gözaltında fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtiyor.

İktaiş, "Bunlar istisnai olaylar değil, İsrail ordusunun standart uygulaması. İsrail işgali, bu sistematik politikayı Filistinli çocukları korkutmak amacıyla sürdürüyor.” diyor.
 



"Sorusuna yanıt vermeyi reddedince, karnıma üç kez yumruk attı"

Filistinli 15 yaşındaki Emced, iki ay önce işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail askerleri tarafından gözaltına alındığı anı unutamıyor.

Ailesinin soyadının açıklanmasını istemediği Emced, , "O günü daha dün gibi hatırlıyorum. Askeri bir araca bindirildim ve iki saatten fazla gözlerim bağlı kaldı. Bu esnada askerler bana hakaret ediyordu." ifadelerini kullandı.

Emced, köyünün yakınlarında götürüldüğü askeri üste fiziksel istismara uğradığını belirterek, "Üç asker tarafından soyularak 30 dakikadan fazla arandım. Beni yiyecek ve içecek olmadan üç saatten uzun süre bir odada tuttular." dedi.

Emced, "İsrailli yetkili sürekli bana bağırdı. Sorusuna yanıt vermeyi reddedince, karnıma üç kez yumruk attı. Nefes alamadım ve acıdan kusmak zorunda kaldım." diye konuştu.

Emced'in babası, söze girerek oğlunun 48 saat sonra serbest bırakıldığını söyledi. 

Uluslararası hukuku çiğneyen İsrail, BM kararını da tanımazken;  çocuklara yapılan tüm bu işkencelere sessiz kalan insan hakları örgütleri ve sivil toplum kuruluşları varlık nedenlerini ve samimiyetlerini yeniden sorgulatıyor.

Hem yerel hem de küresel anlamda birçok STK’nın işkenceye maruz kalan çocuklar için üstünkörü bir kınama ile yetindiklerini görüyoruz.

Katilleri, vatan hainlerini “işkence görüyorlar” diye uluslararası örgütlere şikayet ederek, ülkesini karalama peşinde koşan ikiyüzlüler, konu Müslüman çocuklar olunca neden konuşmuyorlar?
 

17 yılda 3000’den fazla Filistinli çocuk öldürüldü

Filistin Çalışma Bakanlığı’nın raporuna göre, İsrail, ikinci İntifada'nın başladığı 28 Eylül 2000 tarihinden Nisan 2017 sonuna kadar  3000’den fazla çocuğu okula giderken, oyun oynarken ya da sadece evinin önünde dururken şehit etti.

 


Fotoğraftaki çocuk Tarık Ebu Hudayr.  Tarık, 2014 yılında,  Filistin’de kuzeni Muhammed Hüseyin Ebu Hudayr’ın diri diri yakılmasının ardından gözaltına alındı ve korkunç bir işkenceye maruz kaldı.

17 yaşındaki Muhammed Ebu Hudayr , Filistin'de 2 Temmuz 2014'te sabah namazı için evinden çıkmış, bir grup Yahudi yerleşimci tarafından “intikam” için kaçırılmıştı.

Önce darp edilerek benzin içirilen Hudayr, daha sonra canlı canlı yakılarak şehit edilmişti.



Son olarak 16 yaşındaki Fevzi el-Cuneydi gözleri bağlanarak 23 İsrail askeri tarafından gözaltına alınmıştı. Gözaltında iken hukuki hakları elinden alınan Fevzi’nin gözaltı süresi sürekli olarak uzatıldı ve bugün 16 yaşındaki Fevzi el-Cuneydi’nin tutuksuz yargılanmak üzere 10 bin Şekel ( 11 bin TL) kefaletle serbest  bırakılmasına karar verildi.

Kudüs ve Filistin mücadelesi yalnızca Filistin halkının veya Arapların mücadelesi değildir.

Bütün Müslümanların ortak davasıdır. Vicdan sahibi insanların davasıdır. 

Hak olan kitabımız Kuran-ı Kerim bizlere bu konuda bakın ne güzel mesaj veriyor: “Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz”

Allah bize, Selahaddin Eyyübi’nin çeyreği kadar bile olsa Kudüs sevdası, zafer inancı, şuur ve inanç nasip etsin.
 
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.