Başbakan "tarihin yazıldığı" yerden seslendi

Amasya'da bulunan Başbakan Binali Yıldırım açıklamalarda bulundu.

Başbakan "tarihin yazıldığı" yerden seslendi

İlk mitingi Kahramankazan'da yapan Başbakan Binali Yıldırım'ın ikinci adresi Amasya oldu.

16 Nisan anayasa değişikliği referandumu çalışmaları için Amasya'da halka seslenen Başbakan Yıldırım'ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde;

"Amasya'da başlıyoruz çünkü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarken Amasya'ya geldi. Amasya'da İstiklal Mücadelesi toplantısını burada yaptı. Amasya Genelgesi'nde ne denildi? Burada tarihi bir karar alındı. Türkiye'nin modern Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihini, geleceğini, bugünlerini ilgilendiren genelgenin kararı burada verildi. Kısacası, milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır denildi. Milli Mücadele'nin düşmana karşı, Kurtuluş Savaşı'nın ilk kararının verildiği yerdeyiz. İlk adımı burada attık, bağımsızlık yolunda ilk vurguyu Amasya'da yaptık. İlk milli irade 1919'da Amasya'da ifade edildi. Sivas, Erzurum kongreleri, Ankara'da Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları milletin kararını her şeyin üzerinde tuttular. Cumhuriyeti milletle, milletin kararlılığıyla kurduk. Cumhuriyetimizi milletin alın teriyle, mücadelesiyle bugünlere getirdik.

İlk mitingimizi de halkoylaması için Amasya'dan başlatıyoruz. Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır. Biz AK Parti'yi sizlerle kurduk, bu kutlu yolculuğua birlikte çıktık. Milletimiz 15 yıldır ne dediysek, onu yaptık. Bugün de yine sizlerle birlikteyiz. Sizin o gün 1919'da burada dediğiniz evetle birlikte cumhuriyet kuruldu. Cumhuriyetin temellerinin atıldığı şehirdeyiz. Şimdi 16 Nisan'da yapılacak referandumun temelini de Amasya'da atıyoruz. 

Siz bizi 3 Kasım 2002'de Türkiye sevdalısı, milletle yürüyen Recep Tayyip Erdoğan'dan tanıyorsunuz. 'Bu anayasayı Erdoğan kendisi için yapıyor' diyorlar. Anayasa değişikliği Erdoğan için değil, herdoğan içindir. Türkiye'nin geleceği için bu değişikliği yapıyoruz. Bizim benlik davamız yok, hepimiz faniyiz. Bugün ne yapıyorsak sizinle yapıyoruz ve birlikte yapıyoruz.

Türkiye'de 1960'tan beri kurulan hükümetlerin ömrü 1,5 yılı geçmiyor. Vatandaş diyecek ki, 'Ben hem milletvekillerini seçeceğim, hem de Türkiye'yi bir dahaki seçime kadar yönetecek hükümeti seçeceğim' diyor. Vatandaş işi sağlama alıyor. Yalan bunların sanatı haline gelmiş. Meclis zayıflamıyor, aksine daha da güçleniyor. Bir başka yalan 'Canı sıkılınca Cumhurbaşkanı Meclis'i feshedecek'. Yalanda bunların hiç ölçüsü yok. Cumhurbaşkanı ile Meclis arasında diyelim ki bir anlaşmazlık var, işler yürümüyor. Bu sistem baba ile oğulu birbirine düşürür, o yüzden değişmesi lazım. Keyfi bir iş yapmıyoruz. Bu sistem uzlaşmayı getiriyor, sorunları çözmeyi öngörüyor. Bu sistemle Türkiye seçimlerle zaman kaybetmeyecek. Bir de diyorlar ki 'Tek adam olacak'. Amasya'da 2 tane belediye başkanı mı var, bir tane. Cumhurbaşkanı bir tane. Kılıçdaroğlu'nun hatrı için bir tane daha mı seçelim, istiyorsa gelsin muavin olsun. Ona da yer var. Tek adam seçiyoruz ama iki sandık arası yetki veriyoruz. Cumhurbaşkanı tek ama güçlü olan millet. Sandıkla geliyor, sandıkla gidiyor. Daha ötesi yok.

Son 15 yıldır işler tıkır tıkır yürüyor. Cumhurbaşkanımızla aynı istikametle son derece uyum içinde çalışıyoruz. Ama bu mevsimlik bir şeydir. Kişilere göre sistem olmaz. İşte bu referandumla insanlardan bağımsız olarak vatandaşın verdiği kararla kim gelirse gelsin işler aynen devam edecek. Kendini düşünen bir hükümet, parti değil AK Parti. Şu an uyum var ama devamında ne olacak? 7 Haziran'ı gördük. Hangi tehlikelerle karşı karşıya olduğumuzu gördük. AK Parti'nin oyları düşünce Kandil'de gitti HDP'li milletvekilleri kutlama yaptılar. Güçlü Türkiye'ye ihtiyacımız var. Onların kim olduğunu 27 Mayıs'ta, 12 Mart'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta, 15 Temmuz'da gördük.

Şimdi yarım kalan işi tamamlıyoruz. O gün Cumhurbaşkanını seçtik, şimdi de cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini getiriyoruz. Bunun için 'Gelin, birlikte yapalım'. Sayın Bahçeli karşılık verdi ve 'Önce milletim ve memlektim' dedi. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Biz isterdik ki, CHP de bu yolculukta bizimle olsun. Hatta, 'Sayın Kılıçdaroğlu bu sisteme karşısın, o zaman sen ne istiyorsan getir, ikisini de görüşelim, oylayalım, isterse 367'den fazla çıksın yine millete götürelim, ikisini de sunalım, millet ne karar verirse başımız üstünedir' dedik. Buna da yok. Çünkü bunlar halka güvenmek yerine, mahkemelere güveniyorlar. Bugüne kadar hep mahkemeler üzerinden iş çıkardılar. Halkın iradesini yavaşlatmaya çalıştılar. 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.