Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK Genel Kurulu'nda konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) 2016 Yılı Olağan Genel Kurulu’nda açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK Genel Kurulu'nda konuştu

İstanbul Marriott Hotel Şişli'de düzenlenen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nda konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şunları söyledi;

"Türkiye'yi 1 trilyon dolar dış ticaret, 2 trilyon dolar milli gelir, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirme hedefine ancak hep birlikte çalışarak ulaşabiliriz. Açık konuşmak gerekirse, 2023 hedeflerimize en samimi ve sıkı sahip çıkan kesimlerin başında iş adamlarımız, özellikle de DEİK üyelerimiz geliyor.

Bugün sınırlarımız içindeki ve dışındaki terör örgütleriyle nasıl canhıraş mücadele içindeysek, ekonomimize yönelik saldırılar karşısında da aynı kararlılığı göstermek mecburiyetindeyiz. Ülkesini ve milletini savunmak için en kıymetli varlığını, canını ortaya koyan yiğitler, aynı amaç için sermayesini kullanması gerekenlere örnek olmalıdır, ibret olmalıdır.

Türkiye'nin ekonomisine yönelik saldırıların boşa çıkartılması konusunda devletle birlikte sizlere de (iş dünyasına) çok önemi görevler düşüyor. Bu kritik dönemde yatırımlarını, projelerini, gayretlerini erteleyen herkes, benim nazarımda ekonomimize saldıranlarla aynı saftadır. Bunun altını çiziyorum.

Hükümetimiz, iş dünyamıza, esnaf, sanatkarlarımıza vergi ve sicil affından kredi kolaylığına kadar pek çok ilave destek verdi ve vermeye de devam edecek. Bunun karşılığında iş dünyamızdan tek beklentimiz; ekonominin çarklarını hızlandırması, piyasayı hareketlendirmesidir. Çünkü yaşanan sıkıntının en önemli sebebi, herkesin bekleme durumuna geçmesidir. Bu bakımdan 'milli seferberlik' diyorum, boşuna demiyorum. Benim 'milli seferberlik' dediğim olay, 'eline silahını al, sokağa çık' bu değil. İşte milli seferberlik bu.

Bu ülkede yatırım olması lazım, bizim başka çaremiz yok. En zor şartlarda eğer bu yatırımlar yapılırsa bu ülke çökertilemez ama zor şartlarda yatırımlar durursa o zaman ülke durur Allah muhafaza.

Az önce içeri girerken bir kardeşim söyledi. 'Biz 100 milyon dolar bozdurduk' dedi. Mesele budur. Yatırım yaparsak bu ülkenin belini kıramazlar, kıramayacaklar da.

Bizim 'terörden arındırılmış güvenli bölge' diye bir tezimiz var. Başından beri bunu söylüyoruz. Eğer bu hallolmazsa Gaziantep her zaman tehditte, Kilis her zaman tehditte, Şanlıurfa her zaman tehditte. Dertleri ne? Kuzey Suriye'de yeni bir devlet kurmak. Biz böyle bir devletin kurulmasına müsaade etmeyeceğiz, bu böyle bilinmeli.

Sadece şurada mültecilerle ilgili yaptığımız harcama 20 milyar doları buldu. Basit rakam değil. Nerede Batı? Hani o zengin Batı nerede? Onların böyle bir derdi var mı? Böyle bir sıkıntısı var mı? Hani insan hakları? Lafa geldiği zaman bakıyorsunuz, hemen şöyle bir tane hayvancık petrol yığınları arasına düştüğü zaman dünyayı ayağa kaldırıyorlar değil mi? İşte buyurun, 2016'nın Akdeniz'de, Ege'de ölenlerin sayısı 6 bine yakın. Bir feryatları var mı, dertleri var mı? Mülteciler Konseyi açıklama yapmış. Açıklama yapsa ne olur? Tedbir var mı? Yok. Botların içerisinde... Botlar şişleniyor ve o insanlar ölüyor. Kardeşim onların çıkışını engellemek için ne yapıyorsunuz?

Suriyeli sığınmacılarla ilgili

Türkiye'ye verdiği Avrupa Birliğinin söz var: '1 Temmuz itibarıyla biz 3 milyar avro vereceğiz.' Şu ana kadar 677 milyon dolar. Bize vermiyor, benim bütçeme girmiyor bu para, sadece UNESCO vasıtasıyla Kızılay'a, AFAD'a gelen rakam bu 677... Söz verdikleri 3 milyar avroydu. Nerede? Yok. Bunların bütçeleri, gayrisafi milli hasılaları bizden çok çok fazla. Niye gelmiyor? Bunların böyle bir derdi yok. Bunların insanlık diye bir derdi yok. Bunların ezilen, mazlum, mağdur diye bir dertleri yok, bu dert bizde var.

Şüphesiz ki şehitlerimiz canımızı yakıyor ama şunu da bileceğiz ki bir toprağın vatan olabilmesi için şehide ihtiyacı var, gaziye ihtiyacı var. 'Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır' diyor şair. Buralara böyle geldik. Bu 780 bin kilometrekare bize durup dururken lütfedilmedi. Son, cumhuriyetin kuruluşundan önce şöyle 10 yılı bir ele alırsak, 10 yıl içinde biz 2 milyon, 3 milyon kilometrekareden 780 bin kilometrekareye düştük. Ve bize Sevr'i dayattılar, Lozan'a razı olduk. Yoksa biz buna layık mıyız? Düşünebiliyor musunuz 17'nci, 18'inci asrın bir numarası olan bir devletiz, oradan bu bakiyeye kaldık.

15 Temmuz darbe girişimini takip eden günlerde şayet milletimiz 12 milyar dolar bozdurup ekonomisine sahip çıkmasaydı, aynı oyunu orada da oynayacaklardı. Ama bu millet sıradan bir millet değil. Çağrımıza anında cevap verdi ve ne var ne yok elinde hemen onu piyasaya sürdü. Son günlerde kurda yaşanan dalgalanmaya karşı tıpkı 15 Temmuz'da milletimizin yaptığı gibi, daha önceki saldırılarda bizim aldığımız tedbirler gibi kararlı bir duruş ortaya koymak mecburiyetindeyiz. İşte bu sebeple ben 'Yatırım yapın' diyorum. 'Türk lirasına geçin' diyorum. 'Üretin, ihraç edin, istihdam sağlayın' diyorum. Çünkü bize zerk edilmeye çalışılan zehrin panzehiri bunlardır.

Temel ekonomik göstergelerimize ilişkin ulusal hesap sistemimiz Avrupa hesap sistemi doğrultusunda revize edildi. Gerçekleri bilme bakımından bunu bugün burada açıklamamız lazım. Bu çerçevede mevcut ekonomik göstergeler geriye doğru düzeltilerek, yeniden yayımlandı. Yeni yöntemle daha önce 800 milyar dolara kadar çıkmış gözüken Gayrisafi Milli Hasılamız 949 milyar dolar, 10 bin 800 dolara kadar çıkan kişi başına milli gelirimiz, 12 bin 500 dolar olarak revize edilmiştir. Bunu burada bu şekilde açıklamış olayım. Aynı şekilde 2003'ten bu yana yüzde 4,7 olan büyüme oranımız da yüzde 5,9 olarak düzelmiştir. Bu verilere göre, Türkiye milli geliri 100 milyar doların üzerindeki ülkeler arasında, bu süre içerisinde, Katar ve Çin'den sonra 2010-2015 yılları arasındaki büyüme oranı bakımından 3. sırada yer alıyor. Hatta 2013 yılında bu bakımdan listenin ilk sırasında yer alıyoruz, bu hesaplamaya göre. Yeni yöntemle aynı dönemde tüm ülkeler hesaba katıldığında Türkiye'nin büyüme sıralamasındaki yeri; 51'incilikten 12'nciliğe yükseldi.

Girişimcinin önünü açmamız için faizin düşmesi lazım. Girişimci yatırım yapacak ki istihdam olsun, üretim olsun, rekabet olsun. Eğer girişimcinin yatırım yapmasına fırsat hazırlamazsak bunlar nasıl olacak? Finans sektörü dediğimiz nedir? Çok caziptir, önemlidir ama öz sermayeyle değil mevduat sektörünün verdiği paralarla para kazanan sektör bu sektör. Vatandaşım gidiyor parasını veriyor. O da gidiyor parasını kime satıyor, girişimciye satıyor. Ve ondan da bayağı güzel paralar kazanıyor. Faiz oranları gayet yüksek, 15, 16, 17'ye kadar çıkıyor, öyle mi? Hepiniz de feryat ediyor musunuz, böcek gibi sözleşme... Sözleşmeyi okuyamıyorsun bile. Önüne ne konursa karınca misali hemen imzayı atıyorsun. Arkadaşlar, böyle tezgah olmaz."

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.