Cumhurbaşkanı Erdoğan İsviçre'ye seslendi

Beylikdüzü'ndeki toplu açılış törenine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsviçre'deki pankart olayına sert tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan İsviçre'ye seslendi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beylikdüzü'ndeki toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, eserlerin ilçeye ve sakinlerine hayırlı olmasını diledi. 

Beylikdüzü'nün İstanbul'un şanslı ilçelerinden biri olduğunu belirten Erdoğan, 1999 depreminden sonra yıldızı parlayan ilçenin, çarpık yapılaşma sıkıntısı yaşamadan bugünlere geldiğini anlattı. İstanbul'un pek çok yeri gibi buranın da Türkiye'nin her yerinden gelen insanları, hatta yabancıları bünyesinde barındıran çok renkli bir ilçe olduğunu dile getiren Erdoğan, ulaşım ve konut projeleri, ticaret merkezleriyle bu bölgenin İstanbul'un ve Türkiye'nin kalkınmasının, gelişmesinin, refahının en yakın şahidi olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Az önce Büyükşehir Belediye Başkanımız yeni müjdeleri de verdi. İnşallah bunlarla Beylikdüzü çok daha farklı bir konuma ulaşacak." diye konuştu.

Erdoğan, alandaki vatandaşlara, "İstanbul'un ve ülkemizin aydınlık geleceği için 16 Nisan'da Beylikdüzü, güçlü Türkiye için 'evet' diyor mu? Büyük Türkiye için 'evet' diyor mu? Müreffeh Türkiye için 'evet' diyor mu? İstikrar için 'evet' diyor mu? Güven için 'evet' diyor mu?" diye sorarak, "Beylikdüzü bu işi bitirdi." ifadelerini kullandı. 

Geçmişe bakmadan geleceğin görülemeyeceğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye, 16 Nisan için sandığa gittiğinde dün ile bugünün mukayesesini yaparak kararını vermelidir. Unutmayınız, söylenen her şey yalan olabilir ama yaşadıklarımız gerçektir. Peki milletimiz geçmişte ne yaşadı? Darbeler yaşadı mı? Bu darbelerle demokrasisi kesintiye uğradı mı? Hak ve özgürlükleri geriledi mi? Bu yüzden pek çok acılar çekildi mi? Düşünün, bu ülke başbakanını idam ettiği zaman, iki bakanını idam ettiği zaman şu andaki ana muhalefet alkışlıyordu, alkışlıyordu. Demek ki ülkemizin mevcut yönetim sistemi, milletimizin demokratik alanlarda sıkıntılara maruz kalmasına engel olamadı.

Gelelim bir başka başlığa, ekonomiye. Türkiye 1960'ların başında benzer şartlarda kalkınma, gelişme, büyüme yarışına başladığı ülkelerin fersah fersah gerisinde kaldı mı? Kaldı. Yaşadığımız ekonomik krizler yüzündün sık sık fakirleştik mi? Yüksek enflasyon, yüksek faiz sarmalı yüzünden milletimize harcanması gereken kaynaklar, başkalarının cebine akıtıldı mı? Bir gecede yüzde 7 bin 500 faiz bu ülkede uygulandı mı? Kimler vardı iktidarda? Batan bankaların, zarar eden KİT'lerin, kötü yönetilen devletin tüm yükü milletimizin sırtına bindi mi? Demek ki ülkemizin mevcut yönetim sistemi, milletimizin ekonomik sıkıntılarına da engel olamıyor. Öyleyse Beylikdüzü, daha güçlü demokrasi için 'evet' diyor mu? Daha güçlü ekonomi için 'evet' diyor mu?"

"Türkiye cumhurbaşkanlarıyla başbakanların kavgasından çok çekti"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Madem sistem böyle kötüydü, Türkiye bugünlere nasıl geldi?" diye sorulabileceğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Zaman zaman, tıpkı 1950-1960 arasında, tıpkı 1965-1970 arasında, tıpkı 1983-91 arasında, tıpkı 2002'den bugüne kadar olduğu gibi tek parti hükümetleri çıkmış ve ülkemizi geliştirmiş, kalkındırmıştır. Bu hükümetler de demokratik ve ekonomik reformlarında sürekli engellemelerle, sürekli tacizlerle karşılaşmışlardır. Biz 16 Nisan'da milletimizin takdirine sunduğumuz anayasa değişikliğiyle işte bu istikrarlı dönemleri istisnai olmaktan çıkarıp, kalıcı hale getirmek istiyoruz." 

Türkiye'nin cumhurbaşkanlarıyla başbakanların kavgalarından çok çektiğini, 1980 darbesine giden yolun taşlarının, dönemin cumhurbaşkanıyla başbakanı arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden döşendiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"1990'larda cumhurbaşkanlarıyla başbakanlar arasındaki sorunlar öylesine ayyuka çıkmıştır ki karşılıklı hakaretler, tehditler hafızalarımızdadır. Merhum Özal, biliyorsunuz merhum Demirel ile çok atışmışlardır. Bakın aynı ekolden geldiği halde Sezer, merhum Ecevit'e Anayasa kitapçığını fırlattı mı? Niye fırlattı? Bak aynı partidendiler, niye fırlattı? Şimdi ana muhalefetin başındaki konuşuyor, sen önce bunun cevabını ver. Ertesi gün Türkiye'nin ekonomisi allak bullak oldu. Bakın, bu krizi atlatabilmek için IMF'den aldıkları borçları, batan bankaların Hazine'ye bindirdiği ağır yükleri, milletçe hep beraber ödedik mi? Öyleyse Beylikdüzü, ülkemiz bir daha istikrarsızlık dönemlerin bedelini ödemesin diye 'evet' diyor mu? Ülkemiz bir daha bir gecede fakirleşmesin diye 'evet' diyor mu? Ülkemiz bir daha o kabus günleri yaşasın diye 'evet' diyor mu? Damdan düşenin halinden damdan düşen anlar. Hasrettin Hoca'nın biliyorsunuz böyle güzel bir sözü var. Damdan düştü Nasrettin Hoca. Koştular doktor aramaya. Ne dedi Nasrettin Hoca, 'Bana doktor değil, damdan düşen getirin.' Niye? 'Benim derdimden o anlar.' dedi."

İşte şimdi bir pankart. Resmimizi koymuşlar. Şakağımıza da silahı dayamışlar. Ya hu sizin her yeriniz silah olsa ne yazar? Rabbimizin iznine gücünüz yetmez. Biz beşer planında kimsenin önünde eğilmedik. Sadece ve sadece rükuda rabbimizin önünde eğildik. Ve biliyorsunuz. 1961'da IMF'borçlanmaları başladı. Göreve geldik. IMF'ye 23,5 milyar dolar borç vardı. Geldik ödemeye başladık. 2013'te borcu sıfırladık.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.