Cumhurbaşkanı Erdoğan sert konuştu

Beştepe'de düzenlenen Tıp Bayramı programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan önemli açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sert konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Tıp Bayramı programında konuştu.

Sözlerine "Milletin evine, bu gazi mekana hoş geldiniz. Zira 15 Temmuz gecesi, bildiğiniz gibi şu külliyenin çevresinde 29 şehidimiz, 36 gazimiz var. Bu bakımdan bu külliye, bu milletin evi, 'gazi' unvanına artık layık oldu." diyerek başlayan Erdoğan, tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutladı. 

Erdoğan, salonda bulunan sağlık çalışanlarına "Sizler, 'kara gün dostu' ifadesinin müşahhas hale geldiği kutsal bir mesleği icra ediyorsunuz. 'Çaresiz dertlere düştüm, doktor bana bir çare' diye söylenen ağıtların, türkülerin mesajını en iyi sizlerin anladığını biliyorum." şeklinde seslendi.

İnsanın kendini en çok çaresiz hissettiği, yardıma en çok ihtiyacı olduğu o kritik zamanda imdada önce sağlık çalışanlarının yetiştiğine işaret eden Erdoğan, "Rabbimizin şafi ismine, rahman ismine her an sizler şahitlik ediyorsunuz." diye konuştu.

Kanuni Sultan Süleyman'ın "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." ifadelerini hatırlatan Erdoğan, bir sağlıklı nefese Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye'yi feda etme kararlığı olan bir yönetim anlayışının çok önemli olduğunu vurguladı.

Erdoğan, görevleri boyunca yaşadıklarıyla, gördükleriyle bu sözün ne manaya geldiğini en iyi yine sağlık çalışanlarının takdir ettiğini ifade ederek böylesine önemli ve hayati bir mesleği icra eden sağlık emekçileriyle hasret gidermekten, onların heyecanına, mululuğuna, coşkusuna ortak olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu özlelikle ifade etmek istediğini söyledi.

"14 Mart, bu ülkenin okumuş gençliğinin bir iftihar beratıdır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mart'ın her ne kadar tıp camiasının gurur günü olsa da temsil ettiği anlam ve değerlerin tüm millete ait olduğunu dile getirdi. 14 Mart'ın, bu ülkenin ve milletin, hepsinden önemlisi bu ülkenin okumuş gençliğinin bir iftihar beratı olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"İlk konuşmayı yapan değerli uzman adayı asistan kardeşimizi dinledik. Bunlar bizim iftihar vesilemiz. Hamile eşini bırakıp telefonla kendisinin aranmasını dahi istemeyecek kadar görev aşığı ve o gece adeta feda-i can etmeye hazır genç arkadaşlarımız. Şimdi birileri hala bakıyorsunuz 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 yaşındaki gençlerin parlamentoya girip girmemesini konuşuyor. Böyle bir şey olabilir mi? Biz, bu gençlerimizle iftihar ediyoruz, bunlar girmeyecek de kimler girecek."

14 Mart'ın Türk tarihine iki kritik hadiseyle güç kattığının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bunlardan birincisi 14 Mart 1827 yılında Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire'nin kurulmasıdır. Bu okul, ülkemizin modern anlamda ilk tıp mektebi olmuştur. İkinci ve çok daha önemlisiyse payitahtın işgali karşısında tıbbiyelilerin beyaz önlüklerini adeta bayraklaştırarak başlattıkları o tarihi direniştir. İstanbul'un ve mekteplerinin İngilizler tarafından işgaline tahammül edemeyen tıbbiyeliler, 14 Mart 1919'da okulun iki kulesi arasına büyük bir Türk bayrağı asarak tüm öğrencileri toplantıya çağırdılar. Doktor Memduh Necdet, tıbbiyenin salonunu dolduran genç meslektaşlarına şu şekilde seslenir: 'İtiraf ediyoruz ki vatan bilhassa onun kalbi, beyni olan İstanbul bu dakikada korkunç bir buhran geçiriyor ama korkmuyoruz, buradayız, burada kalacağız. İstanbul bizimdir çünkü halife ve hakan yatağıdır. İstanbul bizimdir çünkü şehitler ve tarih buradadadır, İstanbul bizimdir çünkü istiklal buradadır.'

Bu coşkulu sözlerin ardından salonda büyük bir alkış tufanı kopar. Neye uğradıklarını şaşıran İngiliz askerleri, toplantıyı şiddet kullanarak dağıtır, birçok öğrenciyi de tutuklar. 14 Mart'taki bu hadise büyük bir direnişin kıvılcımını ateşlemiştir. Tıbbiyelilerin bir kısmı Anadolu'ya geçmiş, henüz daha ilk aşamasında olan Kuvayimilliye saflarına katılmışlardır. Geride kalanlar da canları pahasına işgal birliklerine ait cephaneliklerden ele geçirdikleri mühimmatı Anadolu'ya ulaştırmışlardır. İstiklal Harbimiz boyunca sıhhiye teşkilatı hem cephe hattında hem de gerisinde cesaretle mücadele etmiş, büyük kahramanlıklar sergilemiştir."

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimini gerçekleştirdiği 15 Temmuz gecesinde yaşananların bunun en açık ispatı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Darbe teşebbüsü karşısında sağlık teşkilatımızın, bilhassa da 112 Acil Servis görevlilerimizin, şoförüyle, hemşiresiyle nasıl fedakarca çalıştığını hepimiz çok iyi biliyoruz." diye konuştu.

Cefakar, vefakar sağlık teşkilatının terör bölgesinde verdiği mücadeleyi de iyi bildiğine işaret eden Erdoğan, "O gece hastanelerde görev yapan, görevli olmadığı halde evinden hemen kalkıp koşup oraya gelen tüm personelimizi, insan üstü bir gayretle gazilerimizin yaralarını sarmaya çalışmalarını da biliyorum." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ ihanet çetesi mensubu teröristlerin neler yaptığının, kendilerine ait özel hastaneleri o gün saf dışı bıraktıklarının da bilindiğine değinerek, şöyle devam etti:

"Ama fedayıcan edenler, nasıl bir hırsla, canilikle insanlarımıza saldıranlara karşı onlar, o yaralı olan kardeşlerimize, vatandaşlarımıza nasıl yakınen sahip olduklarını da gayet iyi biliyoruz. Savaşın bile bir ahlakı, kuralı vardır. Savaşta bile sağlık ekiplerine ateş açılmaz. Ha, Hollandalı gibi olursa açar, onu da söyleyeyim. Çünkü biz Hollanda'yı ve Hollandalıları Srebrenitsa katliamından tanırız. Onların cibilliyetinin, karakterinin ne kadar bozuk olduğunu 8 bin Boşnak'ı orada nasıl katlettiklerinden tanırız. Bunları iyi biliriz. Kimse bize medeniyet, medenilik dersi vermesin. Bu milletin alnı aktır ama onların alnı kapkaradır."

"Bu bir şirktir" 

Tarihe "Centilmenler Savaşı" olarak geçen Çanakkale Savaşları'nın bunun sayısız örneğiyle dolu olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ama terörün insanlığı olur mu? Bağrından çıktığı, ekmeğini yediği, vergisiyle okuduğu milletine silahı sıkan birinden insanlık beklenir mi? Amaca götüren her yolu meşru gören bir zihniyetin ahlakı, ilkesi olabilir mi? Vatanını 1 dolara satacak kadar alçalan birinde namus, onur, haysiyet kalır mı? Allah aşkına kendi silah arkadaşlarını dahi kalleşçe, alçakça katleden bir caniden artık ne bekleyebilirsiniz? Tabii ki hiçbir şey. Hainin ne insanlığı olur ne de arkadaşlığı. Aklını hoca kılıklı şarlatana zimmetlemiş birinin ne ahlakı kalır ne de namusu. Neymiş, 'O aklını kaybetmiş olanlara şah damarından daha yakınmış.' Bu bir şirktir yani Allah'a ortak koşmaktır. Çünkü bize şah damarından daha yakın olan sadece Allah'tır, Allah'tan başka kimse yok. Böyle bir iddiada bulunmak, Allah'a eş koşmaktır ve bu Kur'an'da tespit edilmiş bir hükümdür. Böyle buyuruyor Rabbimiz, 'Ben size şah damarınızdan daha yakınım' diyor. Bir terör örgütüne militan olmayı, bu millete asker olmaya tercih eden birinde onur da, ilke de kalmaz. Bunun için atalarımız 'Kork, Allah'tan korkmayandan' demişlerdir. Çünkü bir insanda Allah korkusu yoksa, onun yerini başka şeyler doldurmuşsa düşmanın dahi yapamayacağı ihanetleri, alçaklıkları, katliamları işlemekten bunlar çekinmez."


"Alçaksınız, adisiniz"

Erdoğan, 15 Temmuz gecesi buna da defalarca şahit olunduğuna dikkati çekerek, Ankara ve İstanbul'da yaralıları almaya giden sağlık görevlilerine saldırıldığını anlattı. Ambulansların kurşunlandığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"O gece insanımıza kurşun sıkan, ambulansları tarayacak kadar gözü ve gönlü kararmış bu tiplere bakıyorsunuz, her gün utanmadan, sıkılmadan mağduriyetten bahsediyorlar. İfadelerine itibar etseniz hemen hepsi darbecilere karşı savaşmış, mücadele vermiş, asla ihanetin içinde yer almamış. Feto'yu hayatlarında duymamış, örgütle hiçbir bağlantıları olmamış. Yalancının mumu nasıl yatsıya kadar yanarsa, bunların yalanları da tek tek ifşa oluyor. Kaçarken imha ettiklerini sandıkları kayıtlar bu teröristlerin ihanetini, nasıl acımasızca insanımıza kurşun sıktığını ortaya koyuyor. Ben size nasıl inanacağım ya? Yanımdaki korumalarımı gelip bulundukları odada kurşunlamak suretiyle iki polisimi şehit ettiniz, iki bayan polisimi oralarda yaralayacak kadar alçaksınız, adisiniz. Ne yaptı o polisler size? Hiç."

Savunmasız insanların elinde silah değil sadece Türk bayrakları bulunduğunu, dillerinde ise şehadet olduğunu vurgulayan Erdoğan, vatandaşlar ellerinde Türk bayrakları ile şehadete koşarken, demokrasiye yürürken darbecilerin, onların üzerine bomba yağdırdığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "15 Temmuz gecesinin kayıtları aynı zamanda ülkemizin ve milletimizin nasıl büyük bir badire atlattığını bizlere ispat ederken ne kadar inançlı, güçlü bir millet olduğunu göstermesi bakımından da çok önemliydi." dedi. 

Türk milletiyle iftihar ettiğini, böyle bir millete hizmet etme görevini kendisine lütfettiği için de Allah'a hamdettiğini belirten Erdoğan, görüntülerin, meselenin sadece bir darbe girişimi değil aynı zamanda ülkenin işgali için bir teşebbüs olduğunu gösterdiğine dikkati çekti.

Milletin direnişi ve gözü pek sağlık personelinin destekleriyle bu belanın bertaraf edildiğine işaret eden Erdoğan, vatandaşlar tankın önüne dikilip göğüslerini siper ederken sağlık çalışanlarının da canları pahasına hizmet sunduğunu, kaçmadığını, yaralıları sedyelerle hastaneye taşıdığını anlattı.

Erdoğan, sağlık çalışanlarının hem ambulanslarda hem de hastanelerde hizmet sunduğuna değinerek, bu fedakarlıkların unutulmasının mümkün olmadığını bildirdi.

Sağlık çalışanlarının bunu, yeminlerine sadık kalarak yaptığını vurgulayan Erdoğan, bu fedakarlığın 14 Mart 1919'da işgale karşı bayrak açan tıbbiyeliler gibi vatan, bağımsızlık ve gelecek için yapıldığını söyledi.

Ankara ve İstanbul'daki bazı hastanelerde çalışanların, ellerindeki imkanlardan daha fazla gayret sarf ettiğine değinen Erdoğan, ihanet çetesinin sahip olduğu bir hastanede ise gelen yaralılara, "Kimin için yaralandıysanız gidin tedavinizi o yapsın." diyecek kadar insanlıktan çıkanların olduğunu bildiğini aktardı.

Şu anda ne o öyle bir hastane bulunduğunu ne de bu sözü söyleyenlerin artık bu kutsal unvanını kullanabildiğini belirten Erdoğan, "Bitti o iş. Birileri de gelip bize, 'Efendim onun herhangi bir bir şeyi yok. O şöyleydi, böyleydi...' Kusura bakmasınlar, acırsanız acınacak hale gelirsiniz. Bunlar, bize bunu yaptılar. Arada fireler olabilir, doğrudur. O gece bizim gazilerimize, bizim şehitlerimize o kapıları kapatanlar bunun hesabını verecek, eğer vermezse biz bunun hesabını veremeyiz. Bu dünya var bir de ebedi alem var." ifadesini kullandı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz'da meydanlarda, sonrasında da hastanelerde ülke için nöbet tutan, 14 Mart ruhuyla işgalcilere direnen tüm sağlık görevlileri ve vakıf hastanelerinde bu ruhla çalışanlar ile devlet hastanesi gibi hizmet veren özel hastanelere teşekkür etti.

14 Mart Tıp Bayramı'nın tarihin bir iftihar vesikası ve tıp camiasına minnettarlığın bir ifadesi olduğuna işaret eden Erdoğan, her 14 Mart'ta hem son bir yılın değerlendirildiğini hem de son 14 senenin bilançosunun çıkarıldığını söyledi. 

14 yıl önce 2002'de iktidara geldiklerinde öncelik verecekleri alanlar arasında sağlığın bulunduğunu söylediklerini anımsatan Erdoğan, 14 yılda en büyük başarıların sağlandığı alanlar arasında da sağlığın yer aldığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin sağlık alanında tarihinin en büyük dönüşümü geçirdiğini dostun da düşmanın da kabul edeceğini dile getirdi. Erdoğan, bu reform sürecinde sağlık sisteminin insanı merkeze alan bir şekilde yorumlandığını, farklı kurumlarda, farklı statülerde hizmet veren tüm kamu hastanelerini tek çatı altında toplayarak işe başladıklarını ifade etti. Buna karşı çıkanların bulunduğunu belirten Erdoğan, bu kişilere, "Eğer oradan benim bir vatandaşım sağlam girip hasta çıkıyorsa ne hijyen ne hiçbir şeyin olmadığı bir hastaneyi siz yönetemiyorsunuz." dediğini aktardı.

Aklına gelenin hastane kurduğunu, hiçbirinin doğru dürüst çalışmadığını, bu nedenle hastanelerin tek çatı altında toplandığını vurgulayan Erdoğan, büyük bir altyapı hamlesi başlattıklarının altını çizdi.

2002'de bin 156 olan sağlık tesisi sayısına 14 yılda 3 bin 480 yeni tesis ilave edildiğini ayrıca 7 bin 600 aile sağlığı merkezi ile 7 bin 945 birinci basamak sağlık kuruluşu açtıklarını belirten Erdoğan, 2002'de 378 bin olan sağlık çalışanı sayısının 14 yılda yaklaşık 500 bin ilave ile çok daha güçlendiğine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün 875 bin sağlık çalışanı bulunduğunu, bunun yeterli olmadığını bildirdi. Sağlık üniversiteleri de kurmaya başladıklarına, buralarda doktor, hemşire, eczacı gibi sağlık personelinin yetiştirileceğine dikkati çeken Erdoğan, doktor, hemşire ve eczacı yetiştirilmesi için rektörlere her türlü desteği vereceklerini kaydetti.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.