Devlet Bahçeli: TSK'nın sığ tartışma içine çekilmesi yanlış

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu.

Devlet Bahçeli: TSK'nın sığ tartışma içine çekilmesi yanlış

Devlet Bahçeli'nin açıklamaları şu şekilde;

"Ateşkesi bozan, ihlallere yol açan suçlu Ermenistan'dır. Yukarı Karabağ ihtilafı çözülememiştir. Türkiye'nin de taraf olduğu AGİT-Minsk grubu adaleti sağlayamamıştır. Artık zaman daralmakta, tahammül tükenmektedir. Ermenistan, Azerbaycan topraklarından derhal çekilmelidir. Türk milletinin kalbi Yukarı Karabağ'da atmaktadır. 25 önce Hocalı'da kaybettiğimiz kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Kardeş ülke Azerbaycan'a taziyelerimi iletiyorum.

1000 yıldır üzerinde yaşadığımız, kıyamete kadar da yaşamaktan başka seçeneğimiz olmadığımız coğrafyamız zorlu şartlara sahiptir. Vatan toprakları namusumuza emanettir. Bu Türk milletinin çiğnenmeyecek karar ve yeminidir. Milli varlığımızı kıskananlar, birlik ve kardeşliğimizi kaldıramayanlar yeni senaryolar yazmaktadır. Bu olurken siyasi kavga ve kutuplaşmalarla bölünmek garabet ve gafillik olacaktır.

94 yıllık Cumhuriyetimizde demokrasi pek çok defa kesintiye uğramıştır. Darbeler Türkiye'yi tarihin gerisine de düşürmüştür. Sultan Abdülaziz'den bu yana birçok silahlı müdahale ve muhtıra gelişmiştir. Dün böyleydi diye bundan sonra da böyle olacağını beklemek bize göre vatana ihanetle eşdeğerdir. Türk milleti darbelerden çok çekmiştir, yeterince zarar görmüştür. Artık buna son nokta koyulmalı, demokrasi ve hukukun tesisi sağlanmalıdır. Darbe varsa demokrasi yoktur. İktidarların seçimle gelip gitmesi, millet dışında hiçbir güç ve iradenin belirleyici olmaması demokrasinin bedelidir. Artık bu talihsiz antidemokratik alışkanlığa kesin olarak son verilmelidir. 28 Şubat 1997 postmodern müdahalesinin üzerinden geçen 20 yılın ne gibi gelişmelerin ortaya çıkardığı gizlenemeyecek şekilde açıktır. Demokrasiye şartsız sahip çıkmak, kıvırıp darbelere kılıf aramamak hepimiz için sorumluluktur.

15 Temmuz'da darbenin ne demek olduğunu acı duyarak ama asla geri atmayarak şahit olduk. 15 Temmuz darbeler tarihimizin en karanlık halkasıdır. TSK'ya yuvalanan FETÖ artıkları son bir hamle ile devlet ve milleti parçalamak için silaha sarılmıştır. Her kurumun içine sızmış teröristler TSK'ya da sirayet ederek ülkemize kıymayı planlamışlardır. TSK'nın komuta hedefi rehin alınmıştır. Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları derdest edilmiştir. Biz Türk askerinin yıpratılmasına itiraz ettik. Zorlu ve çetin bir coğrafyada yaşıyoruz. El Bab'da Türk milletinin onur mücadelesini veren Türk askeridir. Birliğimiz ve güvenliğimiz için devriye gezen, alçakları deviren kahraman Mehmetçiklerdir. Bölücü teröre karşı amansız şekilde karşı duran TSK'dır.

Bu kadar sorunumuz varken, milli güvenliğimiz tehdit altındayken, TSK'nın sığ tartışmaların içine çekilmesi yanlıştır. TSK çok yara almış, hırpalanmıştır. FETÖ'nün emniyet ve adaletteki ayaklarıyla Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Askeri Casusluk gibi sözde davalar ve 15 Temmuz fazla söze yer bırakmamaktadır. Hürriyet gazetesi tartışmaların seyrini değiştirmiştir. Bir bayan gazetecinin suçlanması da bizim için tuhaftır. TSK ile bazı eleştirilere nasıl baktığı ortaya çıkmıştır. Elbette olması gerekeni, doğru olanı Genelkurmay Başkanlığı'nın rahatsız olduğu konuları hükümete iletmesidir. TSK'nın doğrudan sorumlu olduğu bakan, başbakan ve cumhurbaşkanına hassasiyetlerini aktarması doğaldır. Dün Genelkurmay Başkanı önce Başbakan, ardından da Cumhurbaşkanı ile görüşmüş; olan biteni açıklamış olması gerekmektedir. Eğer paylaşmış ve sonuç alamamışsa bir sorun var demektir. Doğrudan medya ile kamuoyuyla iletişime geçilmişse bir sorunun delaletidir.

Çözümsüzlüğün nedeni nedir? TSK'nın imkan ve kanallarla savunmaya geçmesi neden çok görülmektedir. Medya üzerinden başlatılan karalama kampanyası doğru mudur? Başörtüsü yasağı kaldırılacaksa niye Genelkurmay'ın görüşü alınmaz? Bizim de sorularımız vardır ama bunun ne yeri ne zamanıdır. Huzur kaçarsa tutamayız, istikrar giderse geri getiremeyiz. Ne yapalım çatışıp, çürüyelim mi, kucaklaşıp kardeşçe mi yürüyelim. FETÖ, PKK, IŞİD, PYD/YPG hazır kıta infaz mangalarını Türkiye'ye yöneltmişken iç sorunlar gaflettir. Asker bizimdir, devlet bizimdir, hükümet bizimdir. Fitneye çanak tutan asla bizden değildir. Zarar ziyan büyüktür, Türkiye henüz yoğun bakımdan çıkamamıştır. Bunca patırtı gürültüye ne gerek vardır? Paylaşılmayan nedir? Geçmişten ders alınmadı mı? Milli uzlaşma, anlaşma her seviyede olması gerekirken, bu güvensizliğin gerçek manasını nasıl yorumlayalım? Devletteki çatlak sesler düşmanları sevindirecektir. Türkiye, ecdadımızın aziz şehitlerimizin mirası değil midir?

Devletteki karmaşanın son bulması için 16 Nisan'da evet diyeceğiz. Çetin düğümler, açılması gereken karanlık yollar vardır. 80 milyona evet çağrısı yapıyoruz. Evette kararlıyız ve bu ülke için yeminliyiz. 
 

FIRAT KALKANI HAREKATI

Fırat Kalkanı harekatının 185'inci gününde El Bab denetim altına alınmıştır. El Bab'da Türk askeri destan yazmış, alnının akıyla çıkmıştır. Suriye'nin kuzeyinde 230 mahalle ve 1925 metrekarelik alanda terörist temizliği yapılmıştır. Suriyeli mülteciler ülkemizde yan gelip yatarken, Türk askeri korkusuzca, yiğitçe mücadele vermiştir. Bizim temennimiz Türk askerinin El Bab'da patlayıcı temizliğine sokulmamasıdır. 

Rakka'daki IŞİD varlığına nasıl operasyon yapılacağı belirsizdir. ABD ikiyüzlü davranarak hem nalına hem mıhına vurulmaktadır. Büyük çoğunluğunu YPG'nin teşkil ettiği SGD, ABD'den silah alarak bölgenin çıban başı haline gelmiştir. ABD dönmüş dolaşmış, PKK/YPG ile suç ortaklığına heves etmiştir. Herkes IŞİD'den şikayetçidir. Ancak YPG'nin terör örgütü sayılmayarak teröre cansuyu verilmektedir. 

Türkiye aktif olarak sahada olmazsa bölücülüğe karşı durmak imkansızlaşacaktır. Türkiye Fırat Kalkanı harekatını sonuçlandırmalıdır. Irak ve Suriye gerçekleri milli ve jeopolitik durumla yorumlanmalıdır. Güvenli bölgenin kurulmasına öncülük ederek, saldırı hazırlıklarını odağında yok etmelidir. MHP devletin ve Türk askerinin kaya gibi ardında duracaktır. 
 

DIŞ POLİTİKA

İran, Türkiye'yi tehdit etmektedir. Avusturya, Almanya'dan Türkiye aleyhtarı açıklamalar gelmektedir. Türkiye mevzi kaybetmektedir. İsrail'in ezanı yasaklaması endişe vericidir. Ezan susmaz, susturulamaz. Susturmaya da kimsenin gücü yetmez. Aksini yapmaya kalkanları Allah affetmez. Müslüman Türk milleti dünya durdukça bağışlamaz. 

Kıbrıs müzakereleri çıkmaza sürüklenmiştir. Rum lider müzakere masasından kalkmıştır. Bu Rumların kendi bilecekleri bir şeydir. Gerçeklerden kaçan, Türk varlığına tahammül edemeyen Rumlar şunu bilsin ki, Kıbrıs Türk'tür. Rum yönetimi illede Yunanistan'a bağlanmak istiyorsa, Atina'ya göçmesi ve bir daha geri gelmemesi samimi dileğimizdir. Kimin yurdundan kimi çıkaracaklarmış. Bu kepazeliğe Türklük rıza gösterir mi? Kbırıs konusunda bir adım önde olma hikayedir. Kıbrıs şehitlerimizin hatırasıdır. 

Yunanistan'ın yeni atanan Kara Kuvvetleri Komutanı işgal edilen adalarda soluğu almıştır. Yunan Dış İşleri Bakanı aba altından sopa göstermektedir. Yunanistan, Balkan Savaşları'nda işgal edilmeyen, Lozan'da verilmeyen adaları ablukaya almıştır. Eğer ki tekrar denize dökülmeyi istiyorsa buyursun, Türk milleti buna hazırdır. Birileri Yunan hükümetine 1921'de, 1922'de neler olduğunu anlatmalıdır. Anlatacak yoksa biz yeniden Ege'ye kurşun gibi saplanmasını bilir, tarihi tekrar öğretiriz. Zorlamayın, boşuna heveslenmeyin. Yunan halkı komşuluk hukukunu yok sayan densizlere haddini bildirmelidir. 
 

16 NİSAN REFERANDUM

16 Nisan'da Türkiye kazanacaktır. Evet Ankara'dır. Evet adalet ve anayasadır. Evet 1000 yıllık kardeşliğin korunmasıdır. Evet diyeceğiz vatana, millete ve bayrağa destek vereceğiz. Yükselen gerilim ateşi evetle düşecektir. Kutuplaşma yumuşayacaktır. Oyunlar evetle bozulacaktır. Eli kanlı aydınlıkları adam yerine koyarsak Türkiye hapı yutmuş.

Doğan Medyası'nın bu selvisi diyor ki, MHP iki ucu keskin bıçak. Kürtlerden 2 oy alan parti var; biri HDP, diğeri AK Parti'dir. AK Parti önemli oranda Kürt seçmene sahip olduğu için MHP'ye karşı mesafeli olması lazım. Bu zatın şuursuz sözleri bizim için ufacık kalmaya mecburdur. MHP, Kürt kardeşlerimizin karşısında gösteren her kim varsa hem bölücü hem de Türkiye düşmanıdır. Bu kalem ve kılıç artığı şahsın MHP'ye menfii tutumu bellidir, ama AKP'ye dost mu hasım mıdır? Türk Kürt arasına nifak sokan ya şerefsizdir, ya teröristtir, ya da zulmün oyuncağıdır. Kandil'den sufle alanlar MHP'ye Kürt karşıtığı elbisesi giydirmeye çalışanlar yatacak yeri olmayan günahkarlardır. Bu devlette herkese yer vardır. 
 

BARZANİ'NİN ZİYARETİ

Bu ziyaretin neden ve sonuçları değerlendirmemiz içinde değildir. Barzani'nin ziyareti üzerine Atatürk Havalimanı'nın bayrak direğine sözde Kürdistan bayrağı asılmıştır. IKBY adı altında Irak bayrağı ile asıldığı görülmüştür. Bu Irak'ın kendi iç meselesidir. Ancak bu bayrağın asılması skandaldır, aymazlıktır, rezalettir. İstanbul'da bu sözde bayrağın dalgalanmasına kim izin vermiştir. Bir bürokrat şuursuzluğu mudur yoksa bir komplo mudur? Peşmerge ne zaman bayrağa sahip olmuştur? Bizim Barzani'nin bayrağını görmeye kesinlikle tahammülümüz yoktur. Türkiye'ye kefen biçen çürümüşün ağırlanması milli vicdanı rahatsız etmiştir. Sonuna kadar devlet, sonuna kadar millet, irade ve yeminimiz evet diyoruz."


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.