Erdoğan: "Bizim için kıymeti yok"

İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi 32. Toplantısı'na katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Erdoğan: "Bizim için kıymeti yok"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde, İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) 32. Toplantısının açılış oturumunda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Parlamentosu'nun oylama açıklamasına cevap verdi.

AP'den gelen "Türkiye ile müzakereler dursun" mesajına Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sonuç ne çıkarsa çıksın bu oylamanın bizim için kıymeti yoktur." diyerek rest çekti.

AVRUPA PARLAMENTOSU KONUYLA İLGİLİ NE DEMİŞTİ?

OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmalarının tamamı;

İslam Konferansı Örgütü Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesinin  (İSEDAK) 32. Bakanlar oturumunu açan Erdoğan, sözlerine katılımcıları Yüşa Peygamberin, Eyyubel Ensari’nin, Fatih Sultan Mehmet’in şehri İstanbul’da ağırlamaktan duyduğu büyük memnuniyeti dile getirerek başladı.

Bugün burada ağır bir sorumluluğun yükünü paylaşmak üzere bir arada olduklarını, bugün İstanbul’da dünyanın farklı köşelerinde dini, mezhebi, etnik kimliği ne olursa olsun milyonlarca mazluma bir nebze olsun umut vermek üzere toplanmış olduklarını anlatan Erdoğan, "Kalplerin nasırlaştığı, gözlerin kar ve para hırsıyla körleştiği bir zamanda paylaşarak hep birlikte kazanmamın mümkün olduğunu göstermek için burada beraberiz." dedi.

Erdoğan, İslam aleminin temsilcileri olarak daha adil, daha huzurlu ve barış dolu bir dünyanın mümkün olduğunu ortaya koyabilmek için, çocuklara daha iyi bir gelecek sağlamak için bugün burada olduklarını belirterek, " 'İstişare eden zillete düşmez' emri mucibince meselelerimizi gönlümüz ile dilimiz arasına perde koymadan konuşmak için buradayız. Ben rabbimden bu iyi niyetle gerçekleştirdiğimiz toplantımızı bereketlendirmesini, ümmetin ve tüm insanlığın sorunlarının çözümüne vesile kılmasını niyaz ediyorum. Fikirleri, eleştirileri, teklifleri ile toplantımıza katkı sunacak tüm kardeşlerimize teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Değerli kardeşlerim, dünya özellikle de içinde yer aldığımız bölge uzun bir süredir siyasi, sosyal ve ekonomik buhranlarla boğuşuyor. Küresel sistemdeki fay hatlarının hareketlendiği kırılmaların, sarsıntıların hatta Suriye, Irak, Libya, Yemen’de olduğu gibi devletleri altüst eden büyük depremlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Hepimiz de bir şekilde bu kritik süreçten etkileniyoruz. Esasen bugün dünya siyasetini meşgul eden, gündemi esir alan krizlerin neredeyse tamamı İslam ülkelerinde vuku buluyor." diye konuştu.

"Dünyanın yükü Müslümanların omuzlarında"

Müslümanların adeta dünyanın yükünü omuzlarında taşıdığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Filistinli çocuklar, Arakanlı yetimler, Türkistanlı mazlumlar, Suriyeli çocuklar kendilerinin hiçbir dahli olmadıkları meselelerin acı sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda bırakılıyor. Coğrafyamızdan yansıyan haberler hepimizi içinde kalp denen kutlu cevheri taşıyan her insanı derinden yaralıyor. Aklımızın alamayacağı, vicdanlarımızın asla kabul edemeyeceği hadiseleri, vahşetleri televizyon ekranlarında gördükçe kahroluyoruz. Daha birkaç gün önce hemen yanı başımızda Doğu Halep’teki sivillere hizmet veren son hastane de rejim ve destekçileri tarafından enkaza çevrildi. Sadece son 1 yıl içinde Akdeniz’in karanlık suları açlıktan, fakirlikten ve safeletten kaçarken boğulan 5 bin mazluma mezar oldu. Suriye ve Irak’taki iç savaşın Avrupa’ya göçe zorladığı 10 bin kayıp çocuğun nerede olduğu, kimin elinde olduğu bilinmiyor. Bize her fırsatta demokrasi, özgürlük dersi veren ülkeler kendilerine sığınan çocuklara dahi sahip çıkmaktan acizler. Onlara kapılarını açmadılar. Açmıyorlar. Tam aksine onları dikenli tellere mahkum ediyorlar."

Bu salondaki her bir kardeşinin, farklı ülkelerden gelen her bir misafirin terörden, çatışmalara iç siyasi problemlerden ekonomik zorluklara birçok imtihanla yüzleştiğini bildiğini vurgulayan Erdoğan, "Gördüklerimiz, duyduklarımız, okuduklarımız ve şahit olduklarımız karşısında zaman zaman umut pınarlarımızın kuruduğunun da farkındayım. Ama şundan emin olun. Her şey zıddıyla kaimdir. İmtihan ne kadar ağırsa, mükafat da o kadar büyüktür." dedi.

"Bakınız bizde çok veciz bir söz var. 'Atalarımız kul sıkışmayınca Hızır yetişmez' derler. Yani sıkıntıda olan, dara düşen ve kendisine inanan insanları Yüce Allah darda koymaz. Onlara en zor anlarında muhakkak yardım eder." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biz bu ilahi lütfa hem binlerce yıllık İslam tarihimiz hem de kendi mazimiz boyunca sayısız kez şahit olduk. Ebrehe’nin azgın ordusunu yok eden, Ebabil kuşlarının minik taşlarıydı. Hazreti Peygamber Aleyhisselatu Vesselamı, Sevr mağarasında koruyan bir örümceğin incecik ağıydı. Çanakkale’yi geçilmez kılan, boğazı dünyanın en güçlü ordularına dar eden silah ve mühimmattan ziyade milletimizin iman gücüydü. 40 yıllık siyasi hayatımızın en zor dönemlerinde Allah’ın inayetini, yardımını, rahmetini her zaman yanımızda hissettik. Bunun en son örneği 15 Temmuz gecesi yaşadıklarımızdır." 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kardeşlerim, 15 Temmuz gecesi neler yaşadığımızı, ülkemizin nasıl bir badire atlattığını hepiniz eminim duydunuz, gayet iyi biliyorsunuz. O gece silahlı kuvvetlerimizin içine sızmış bir avuç terörist, Pensilvanya’daki ele başlarından aldıkları emirle kendilerine milletimizin emaneti olan silahları, bizzat bu silahların sahibine, yani millete çevirdiler. F-16’lılarla, helikopterlerle, tanklarla, toplarla tüm silahlarla ölüm kusarak milletimizin iradesini gasp etmeye, meşru hükümetini devirmeye çalıştılar. Fetullahçı Terör Örgütü militanları tarafından 15 Temmuz gecesi 248 vatandaşımız şehit edildi, 2 bin 193 insanımız da gazi oldu. Ben bu vesile ile tüm şehitlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet diliyor, yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Karanlık başlayan bir gecenin sabanı rabbimin lütfuyla apaydınlık oldu. Bağımsızlığını, onurunu, geleceğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olan ülkemiz böyle büyük bir tehlikeyi bertaraf ederek daha güçlü, daha demokratik daha özgür bir geleceğe yöneldi." diye konuştu.

"Şunu burada bir kez daha altını çizerek ifade etmek istiyorum; Fetullahçı Terör Örgütü ve kendinin mehdi olduğu hezeyanına kapılan Pensilvanya'daki elebaşı, sadece Türkiye için değil, bir şekilde sızdıkları tüm ülkeler için büyük bir tehdittir. Bu örgüt bulundukları ülkelerde, o ülkelerin yöneticilerinin çocuklarını kendi okullarında okutuyor mu? Büyük bir çoğunlukla okutuyor. İleri gelenlerin çocuklarını okutuyor mu? Okutuyor. Unutmayın, bu çocukların hepsi yarın o ülkenin, devletin üst makamlarında görev alacaklardır. Belli yerlere geleceklerdir. Hatta gelmeye başladılar. Bir devlet başkanı dostum öyle dedi. 'Yahu benim özel kalemime girmiş, ben bilmiyordum. Siz söyledikten sonra bunu öğrendim.' Bu ne demektir? Bomba hareme girmiş. En hassas yere girmiş. Orada ne oluyor, ne bitiyor, her şeyi oradan takip ediyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir kardeş ve dost olarak yaşanılan bu darbeyi anlatmak zorunda olduklarını, çünkü Türkiye'de bu örgütün 40 yıl çalıştığını, bu sürede silahlı kuvvetlere, polis ve adalet teşkilatına, bakanlıklara sızdığını söyledi.

Bunun ardından da darbe girişiminin adımını attıklarını belirten Erdoğan, "Bu örgüt, günümüzün neo haşhaşileridir. Eğitim, diyalog, hayır, hizmet gibi kavramların perdesini kaldırdığınızda göreceğiniz şey nedir biliyor musunuz? Riyadır, iftiradır, hırsızlıktır, sapkınlıktır, kindir, kandır. Ülkemizde son yıllarda işlenen siyasi cinayetlerden terör hadiselerine, ekonomik manipülasyonlardan yolsuzluklara kadar birçok hadisenin arkasında bu örgütün olduğunu artık çok daha iyi görüyoruz. Nasıl DEAŞ, PKK, El-Kaide, Boko Haram ve Eş-Şebab ile mücadele ediyorsak FETÖ ile de aynı kararlılıkla mücadele etmeliyiz. FETÖ'nun bertaraf edilmesinde yaşanan her gecikme, kaybedilen her an çok daha büyük sıkıntılara sebep olacaktır." diye konuştu.

"Çifte standartlı, ikiyüzlü tutum devam ediyor"

Erdoğan, Türkiye olarak Maarif Vakfı, Yunus Emre Vakfı ve TİKA ile beraber, devlet kurumları, gerekse sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla her türlü desteği vermeye hazır olduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Kardeşin halinden yine kardeşin anlar. Maalesef sizlerin sergilediği dayanışmanın onda birini pek çok Batılı kurum ve kuruluş göstermedi. 15 Temmuz gecesi büyük bedel ödeyen milletimiz, Batı tarafından insafsız eleştirilere, haksız ithamlara muhatap oldu. Demokrasiye sahip çıkan bu millet, taltif edilmek yerine adeta cezalandırılmaya çalışıldı. Bu çifte standartlı, ikiyüzlü tutum halen devam ediyor. Türkiye'ye yönelik algı operasyonları azalmak yerine artıyor. Yarın Avrupa Parlamentosu'nda bir toplantı olacak ve Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik müzakereleri için oylama yapacaklarmış. Peşinen ifade etmek isterim ki, şu anda buradan söylüyorum, ekranları başında izleyen tüm dünyaya sesleniyorum: Sonuç ne çıkarsa çıksın bu oylamanın bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. 15 Temmuz gecesi demokrasi ve istiklali için canlarını ortaya koymuş bir milletin iradesini hiçbir terazi tartamaz. Bu ülkenin istikrar ve istikbal mücadelesi orada ellerin havaya kalkıp inmesiyle kesintiye uğrayacak değildir. Bu millet tatlı su demokratı olmadığını, iradesine, özgürlüğüne ve onuruna sahip çıkmak için gerekirse canını feda edebileceğini 15 Temmuz gecesi tüm dünyaya ispat etmiştir. Bu oylamanın siyasi bir bağlayıcılığı olmasa da açıkçası verilmek istenen mesajı benim hazmetmem mümkün değildir. Avrupa Parlamentosu'nun böyle bir oylamaya gitmeye tevessül etmesi dahi terör örgütlerine kol kanat gerdiğinin, onların yanında saf tuttuğunun ifadesidir." 

"Samimi değiller"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şu anda Avrupa ülkelerinin birçoğunda teröristlerin gezdiğini belirterek, Avrupa ülkelerinin birçoğunun şu anda teröristlere yardım ve yataklık yaptığını, bunların PKK'yı terör örgütü olarak ilan etmelerinin samimi olmadığını söyledi.

"Zira bir tarafta PKK'yı terör örgütü ilan edeceksin, öbür taraftan terörist başının ve terör örgütünün paçavralarıyla Brüksel sokaklarında, Paris'te bunlar kol gezecekler. Türkiye'den kaçan teröristler oraların meydanlarında nutuk atacaklar. Bu nasıl samimi bir yaklaşımdır." diyen Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin değerlerine pek çok üye ülkeden daha fazla sahip çıktığının bugüne kadar sayısız ortaya koyduğunu dile getirdi.

Erdoğan, ancak Batılı muhataplardan kulağa hoş gelen sözlerin ötesinde somut bir destek görmediklerini belirterek, tam tersine taahhütlerin hiç birinin gerçeğe dönüşmediğini, verilen sözlerin yerine gelmediğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Benzer tecrübeleri ben sizlerin de yaşadığınızı gayet iyi biliyorum. Ama diyorum gelin artık tavrımızı ortak belirleyelim. Artık biz sömürülen ülkeler olmaktan çıkalım." ifadelerini kullandı.

Afrika ülkelerini yıllarca sömüren Batılı ülkelerin altınları, petrolleri ve kıymetli madenleri çıkarıp aldıklarını dile getiren Erdoğan, "Hala devam mı etsinler buna. Gelin artık buralarda kendi geleceğimizi hep beraber kendimiz belirleyelim." dedi.

Erdoğan, "En son Amerikan Kongresinin 11 Eylül terör hadisesi konusunda aldığı kararı biliyorsunuz değil mi? Ne kararı aldılar? Dediler ki 'Bu iki kuleyi Suudi Arabistan vurdu, öyleyse bunun bedelini Suudi Arabistan'dan alacağız. İsteyen Suudi Arabistan aleyhinde dava açabilir.' Başlattılar mı? Dava açmaya başladılar. Böyle mantıksız bir şey olabilir mi? Her ülkenin içinden terörist çıkar mı? Çıkar. Sen şimdi benim ülkemden bir terörist çıktı diye nasıl oluyor da bir devleti, bir ülkeyi cezalandırıyorsun. Böyle bir şey olabilir mi? Ama Amerikan Kongresi böyle bir kararı alabilme cüretini gösterdi." diye konuştu.

ABD'nin şimdi yeni bir adım daha attığına dikkati çeken Erdoğan, "Kuveyt Türk ve Kuwait Foundation. Bunların bankalarıyla ilgili teröre destek verdikleri düşüncesiyle şimdi bunlara yönelik de aynı oyunu, aynı numarayı çevirmek istiyorlar. Sayın Genel Sekreter, bunlardan da haberimiz olsun bunları yakın takibe almamız lazım böyle saçmalık olamaz, böyle bir yanlışlık olamaz. Bakın oyun yine İslam ülkeleri üzerinde, yani biz terörist yetiştiriyoruz onlarda hiç böyle bir şey söz konusu değil" ifadesini kullandı.

Bütün bu kararların çifte standardın bir yansıması olduğunu, Müslümanlara yönelik ön yargılar, ırkçı saldırılar ve ötekileştirmelerin her geçen gün arttığını, her gün bir Müslümana ait dernek, mescit veya iş yerinin Avrupa'da saldırıya uğradığını, camilerin yakıldığını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Müslüman kardeşlerimizin üzerine saldırıyorlar, hırpalıyorlar, dövüyorlar. Tüm bunlar Avrupa'da Batı'da oluyor. İslam ülkeleri olarak bu çifte standart karşısında, İnsanlarımıza zarar veren bu eylemler karşısında artık sesimizi ve tepkimizi yükseltmemiz gerektiğini düşünüyorum. Batılı ülkelerin kendi çıkmazlarını, kendi bunalımlarını İslam dünyası ve Müslümanlar üzerine yansıtarak perdelemesine daha fazla tahammül demeyiz. Çünkü biz tepkimizi demokrasinin imkanları içerisinde ortaya koymazsak, emin olun bu tavrın sahipleri daha fazla cesaret bulacaklardır. Biz haksızlıkları yüzlerine vurmazsak, korkarım ki bunların pervasızlıkları daha da artacaktır. Biz sesiz kalırsak Batılı ülkeler için El-Kaide, DEAŞ gibi terör örgütleri kötü ama şu an için onlara zarar vermeyen PKK, YPG, DHKP-C FETÖ gibi yapılar iyi olmaya devam edecek, olay bu, tespit bu... Biz tüm olaylar karşısında susarsak, bir şey demezsek, Batı'ya selam duran eli kanlı tiranları kırmızı halılarda ağırlamayı, kendilerini eleştirenleri ise diktatör olarak yaftalamayı bunlar sürdüreceklerdir."

"Amerika'da Trump'a diktatör demeye başladılar"

"Eğer bunlar birisine diktatör diyorsa benim indimde o iyidir" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ecdadımız da değerlendirmeyi böyle yapmış. 'Filanca mı?' dedi, o zaman onun tersini düşün. Şimdi bunlar birilerine diktatör mü diyor? O zaman orada tam tersini düşüneceksin. O insan gayet iyidir, çünkü onların çıkarlarına gelmiyor. Şimdi Amerika'da bir seçim yaşandı, hesap tutmadı, hesap farklıydı, seçimi Trump kazandı, Amerika'da Trump'a diktatör demeye başladılar. Avrupa'nın değişik ülkelerinde sokaklara döküldüler, 'diktatör' demeye başladılar. Hani demokrattınız? Demokrasi seçim değil mi? sandıktan çıkan neticeye saygı değil mi? Sandıktan çıkan neticeye niye saygı duymuyorsunuz? İşte bak sandıktan şimdi böyle bir netice çıktı, Trump çıktı, saygı duyun. Bize de geliyorlar diyorlar ki 'Trump, Müslümanların aleyhine konuştu, İslam'ın aleyhine konuştu'. Biz siyasette bu tür şeylerin hepsine alışığız. Bugün böyle konuşulur, sonra bu yanlış düzeltilir. Fakat biz burada kalkıp kesinlikle oyuna gelmememiz lazım hassas olmamız lazım, eğer demokrasi diyorsak, sandıktan çıkan neticeye saygı duyacaksın."

Erdoğan, siyasi ve toplumsal gelişmelerin ekonomiyi de etkilediğini, büyümenin can damarı olan ticarette 2012'den bu yana ciddi bir yavaşlama eğiliminin görüldüğünü anlatarak,  İSEDAK toplantısının ekonomik meselelerin tartışılması açısından da son derece önemli olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel barışın sağlanması ve refah düzeyinin arttırılması için İslam İşbirliği Teşkilatı organlarının, hep birlikte hareket edip, çözüm üretebilme kapasitesini ortaya koyması gerektiğini ifade etti.

Geçen nisan ayında İstanbul'da 13. İslam Zirvesinin gerçekleştirildiğini hatırlatan Erdoğan, zirvede İslam coğrafyasının sorunlarını, bu sorunların çözümüne yönelik adımları etraflıca istişare ettiklerini belirtti. 

Dönem başkanlığı boyunca zirvede alınan kararların hayata geçirilmesi için her türlü gayreti göstereceklerini ve bunların takipçisi olacaklarını aktaran Erdoğan, İstanbul'da faaliyete geçmesi kararlaştırılan Polis İşbirliği Koordinasyon Merkezinin tüzüğünün nihaileştirilmesi için gerekli çalışmalara başladıklarını anlattı.

Gençlik ve spordan sorumlu bakanların, İstanbul'da yaptıkları toplantının sonuçlarının Müslüman gençler için hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, kadından sorumlu bakanların iştirakleriyle gerçekleştirilen Kadın Forumunun da teşkilat tarihinde bir ilki teşkil ettiğini belirtti.

Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatının böyle bir Kadın Forumu oluşturmasını önemsediğini ifade ederek, bütün bu çalışmalara kadın elinin değmesinin, kadın zihninin, kadın irade ve düşüncesinin bunun içinde olmasının çok çok faydalı olduğunu vurguladı. 

Zirvede ayrıca, İSEDAK kapsamında yürütülen ekonomik işbirliği çalışmalarını da İSEDAK stratejisinin uygulanmasındaki ilerlemeyi de üye ülkelerle paylaştıklarını anlatan Erdoğan, bu çerçevede strateji çalışmalarına verdikleri destekten dolayı tüm üye ülkelere teşekkür etti. 

Zirvede gelecek 10 yıl boyunca çalışmalara ışık tutacak olan çok önemli bir işbirliği dokümanını, İslam İşbirliği Teşkilatı 2025 Eylem Programını kabul edip yürürlüğe koyduklarını hatırlatan Erdoğan, programda yer alan hedeflerin başarıyla hayata geçirileceğine ve ülkeler arasındaki işbirliğine büyük katkı sağlayacağına inandığını söyledi. 

Bu konuda üye ülkelere ve kuruluşlara önemli görevler düştüğünü aktaran Erdoğan, eylem programının ekonomi ve ticaretle ilgili bölümlerinin uygulanmasında, İSEDAK'ın çok önemli bir fonksiyon üstleneceğini, bu hususta kuruluşlar arasındaki uyum ve işbirliğinin devamının büyük önem arz ettiğini belirtti.

Recep Tayyip Erdoğan, bu vesileyle İslam İşbirliği Teşkilatının yeni Genel Sekreteri Yusuf Bin Ahmed El Useymim ile İslam Kalkınma Bankasının yeni Başkanı Bender Haccar'ı tebrik ederek, başarılar diledi.

Stratejinin iki uygulama mekanizmasının çalışma grupları ve İSEDAK proje finansmanının başarılı şekilde işlediğini ifade eden Erdoğan, bunun teknik detaylarını tüm bakanların, teknokrat ve bürokratların yapacağını söyledi.

Sektörel çalışma gruplarının, stratejide ön görülen iş birliği alanlarında üye ülke uzmanlarını bir araya getirerek, devletler arasında bilgi ve tecrübe paylaşımına katkıda bulunduğunu aktaran Erdoğan, özellikle çalışma gruplarında üzerinde tartışılıp karara varılan politika tavsiyelerinin, üye devletlerde uygulamaya geçirilmesinin, ülkelerin bu toplantılardan azami faydayı elde edebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

Üye ülkeleri, çalışma grupları ve İSEDAK proje finansmanından aktif şekilde yararlanmaya davet eden Erdoğan, aynı şekilde ülkeler arasındaki ekonomik ilişkileri ve ticaret hacminin de arttırılması gerektiğini söyledi.

"Yüzde 6 oranında artış, mütevazi bir hedef"

Erdoğan, 2015 yılında 347 milyar dolarlık ticaret hacmiyle, yüzde 20'yi aşan teşkilat içi ticaret oranına ulaşıldığını belirterek, yeni eylem programında gelecek 10 yıl içinde, teşkilat içi ticarette yüzde 6 oranında bir artışın hedeflendiğini ve bunun mütevazi bir hedef olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Üye ülkelerin, ticaret alanındaki potansiyeli göz önüne alındığında atacağımız adımlarla, teşkilat içi ticaret oranını abartılı olmasın diye, arkadaşlar gerçi yüzde 30 gibi bir hedef koymuş ama ben bunun yüzde 25 olarak daha uygun olacağını düşünüyorum. Yani yüzde 25 gibi bir artışla bunu geleceğe taşıyalım. Yüzde 25 demek bir sınır değildir. Bunu yine yüzde 25'in üzerine taşıma kabiliyetini ortaya koymamız, şüphesiz ki daha başarılı olduğumuzun ifadesi olacaktır. Ama yüzde 25 adeta bizim olmazsa olmazımız olmalı.

Bu noktada, İSEDAK'ın ticaret alanında en önemli projesi olan İslam İşbirliği Teşkilatı Tercihli Ticaret Sistemi'nin fiiliyata geçmesi şarttır. Sistemin yürürlüğe girmesi için ilgili üye ülkelerin, güncel taviz listelerini, İSEDAK'a iletmeye davet ediyorum. Bunda artık gecikmeyelim. Üye ülkelerimizden, İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü'ne desteklerini arttırarak sürdürmelerini de istirham ediyorum."

Erdoğan, 13. İslam Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, anlaşmazlıkların çözümü için İstanbul'da bir tahkim merkezi kurulmasını teklif ettiğini hatırlatarak, bugün bunu tekrar ettiğini dile getirdi.

Bu çerçevede mayıs ayında düzenlenen 32. İSEDAK İzleme Komitesi'nde alınan karar gereği, TOBB ile İslam Ticaret, Sanayi ve Tarım Odası'nın bir çalışma başlattığını anlatan Erdoğan, bu çalışmanın da süratle neticelendirilmesini diledi.

"Gelin bu paraları altına dönüştürelim"

İslam ülkelerindeki mülteci ve zorunlu göç meselelerinin, geçen günlerde düzenlenen İSEDAK Yoksulluğun Azaltılması Çalışma Grubu'nda ele alınmasını çok anlamlı bulduğunu aktaran Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"İslam ülkeleri olarak, ülkelerimizi küresel düzeyde yaşanan krizlere karşı daha dayanıklı hale getirmek mecburiyetindeyiz. Bu bağlamda, İslami finans, varlık temelli yaklaşımı ve ahlaki ilkelere verdiği önemle krizlere deva olacak çözümleri önemsiyorum. Onun için de sürekli, faizsiz, faizsiz, faizsiz bunu konuşuyoruz da burada bizler uluslararası döviz baskısından nasıl kurtulacağız? Bunu adımlarını atmakta fayda görüyorum.

Finans sektöründe, katılımcı finans anlayışının, para biriminde hatta altına endeksli bir adımın atılmasının çok daha isabetli olacağı inancındayım. İslami finans piyasasının hacmi, 2009'dan 20015'e kadar yılda ortalama yüzde 15'lik büyüme gösterdi. 2015 yılında küresel İslami finansın büyüklüğü, 2,1 trilyon dolara ulaştı. Biz bunları artık şu veya bu parayla değil, gelin bu paraları altına dönüştürelim ve altınla ifade edelim. Altınla bunu ifade ettiğimiz zaman işte o para birimlerinin baskısı altında kalmayız, ondan bunu kurtarmış oluruz. Bu adımı atmakta büyük fayda var. Bu sistemin potansiyelinin, mevcut rakamın çok daha üstünde, 7 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Konunun önemine binaen bu yıl ki bakanlar görüş alış verişi oturumunun temasının teşkilat üyesi ülkelerde İslami finans stratejilerinin geliştirilmesi olarak belirlenmesini son derece isabetli buluyorum. Burada bunun tartışılması lazım."

İSEDAK kapsamında mali iş birliği alanında faaliyet gösteren, Menkul Kıymetler Borsaları Forumu ve İSEDAK Sermaye Piyasaları Düzenleyici Kurumları Forumu'nun çalışmalarını da ayrıca takdirle karşıladığını aktaran Erdoğan, özellikle İSEDAK Gayri Menkul Kıymetler ve Altın Borsaları'nın kurulması yönündeki çalışmaları da yakından takip ettiğini söyledi.

Erdoğan, bütün bu çalışmaların kısa sürede sonuçlanarak, ülkelerin istifadesine sunulacağını ümit ettiğini dile getirdi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.