Tabii ki Hedefleri Erdoğan!


Cem KÜÇÜK

Cem KÜÇÜK

10 Eylül 2017, 08:10

Türkiye Cumhuriyeti devletine yönelik açıl ve kapalı saldırılar 2013'de Gezi ile başladı. 17-25 Aralık Emniyet ve Yargı Cuntasıyla devam etti.  MİT tırları olayı ve PKK saldırılarıyla AK Parti iktidarını yıkmak ve Türkiye'yi felakete sürüklemek için her yolu mubah saydılar. En son 15 Temmuz darbe girişimiyle nokta koymak istediler ama başaramadılar. Türk devleti Erdoğan liderliğinde tüm bu saldırıları bertaraf etti.

Birkaç gün önce New York Güney Bölge Başsavcılığı İran'a uygulanan ambargoyu bozduğu gerekçesiyle Zafer Çağlayan hakkında da tutuklama kararı çıkarttı. Şayet Çağlayan ABD'ye giderse tutuklanacak. Daha önce de bu dava kapsamında önce Rıza Zarrab, peşinden de Mehmet Hakan Atilla tutuklanmıştı. Bunun hukuki değil siyasi bir karar olduğu ve hedefinde  Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın yer aldığı su götürmez bir gerçek.  ABD yargısı bu olayı büyütüyor ve rezervinde tutuyor.  İran ambargosunu  deldiği gerekçesi aslında geçersiz.

Peki bu olay nedir? İki sene önce 27 Temmuz 2015'te Star gazetesinde bu konuyla ilgili şunları yazmıştık:

"Öte yandan Türkiye’yi kuşatma altına almak için yapılmak istenen ikinci operasyon Türk ve İranlı işadamları arası ticaretin tüm finansal süreci Türkiye’nin kontrolüne alındığı için bu durumu uluslararası kara para kılıfına sokma çabalarıdır. Oysa bu ticaret 36 yıldır İran’a uluslararası ambargo olması sebebiyle bu şekilde yapılıyor, fakat daha önce iki yabancı şirket tarafından yapılan iş şimdi Türkiye içinden ve Halk Bankası aracılığıyla yapılmaya başlayınca emperyalist çevreler rahatsız oldu ve kara para yalanlarını ifade etmeye başladılar. Türk devleti ilk kez inisiyatif alarak tüm bu milyarlarca dolarlık ticareti Halk Bankası üzerinden yaptırmaya karar verdi. İşin özünde  ABD ve İsrail devletine göbekten bağlı iki firmanın zarara uğraması ve milyarlarca doların Türk ekonomisi içinde kalması vardır. Askeri vesayet döneminde Türkiye-İran arası finans transferlerini dolaylı yollardan Bunge ve Cargill adında iki şirket sağlıyordu. Bunge ve Cargill isimlerini bir yana not edin. Bu finansal işlemlerden tüm parayı İsrail ve Amerikan devletinin hakim olduğu bu şirketler kazanıyordu. Elbette kazandıkları milyarlarca dolar para da Türkiye’de kalmıyordu. Tüm büyük Türk firmaları İran’la ticaret yaparken bu iki yabancı firmayı kullanmak zorundaydı. Çünkü bir işadamı olarak İran’a mal sattığınızda ya da İran’dan Türkiye’ye mal satıldığında ABD ambargosu nedeniyle paranızı doğal yollardan alamıyordunuz. Bu yöntem İran’da meşhur ve muteber görülen tüccar bir aile tüm ömrünü Türkiye’de geçirmiş  oğulları aracılığıyla bu işi yapmaya başlayınca büyük oranda piyasaya hakim oldu. Türk şirketlerinin çoğunluğu da Zarrab aracılığıyla İran’la ticaret yapmaya başladı. Türk devleti de paraların İsrail ve ABD’ye transfer edilmesi yerine Halk Bankası üzerinden yapılması için bu projeyi destekledi. Türk milletinin malı olan Halk Bankası bu aracı kurum vasfı sayesinde katrilyonlar kazandı. Zamanla Türkiye-İran ticaretinin tamamı ABD ve İsrail aracı şirketi Bunge ve Cargill’e para aktarılmadan yapılabilecekti. Böylece ABD ve İsrail’e milyarlarca dolar para transfer olmayacaktı. İşte 17 Aralık operasyonu esasen bu sebeple yapıldı. İsrail ve ABD 17 Aralık’ı bu yüzden tam destekledi. Paralel örgüt de İsrail ve ABD’nin taşeronluğunu yaptı. Olay budur."

Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi buradan çok pis kokular geliyor. Bu işin hedefinde Erdoğan olduğu muhakkak. Bu tür davaları rezervde tutuyorlar ki, yarın bir gün istedikleri olursa bu işe Erdoğan'ı da katacaklar.  Zaten dün Kemal Kılıçdaroğlu ve muhalifler FETÖ ağzıyla konuşmaya başladılar bile. 17-25 Aralık'ı gene dillerine dolamaya başladılar.  Bu işten ne medet umuyorlar belli değil ama Erdoğan'a zarar veririz düşüncesine kendilerini kaptırmışlar.

17-25 Aralık'ın bir FETÖ kumpası olduğu net. Buna rağmen FETÖ argümanlarını savunanlar asla iyi niyetli değiller. Aynı mağfillerin 15 Temmuz kurgu demesi de tesadüf değil. Kendi ülkesini haksız ithamlarla suçlayanların kime hizmet ettikleri belli. Gene bir yerlerden düğmeye basılmış ve FETÖ'cülerle içerideki ortakları harekete geçilmiş.  Yakında bu işin perde arkası ortaya çıkacaktır.  Bu arada Zafer Çağlayan dışındaki üç eski bakanın da ABD'ye kesinlikle gitmemesi gerekir. Rıza Zarrab ve Hakan Atilla'nın başına gelenler ortada.
 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.