banner46

Tahrik Edici Cümle Kuran Yazarlar


Fikri AKYÜZ

Fikri AKYÜZ

25 Temmuz 2017, 14:53

Türkiye’de neredeyse herkes siyaset yapıyor ama malumdur ki siyaset yapan herkes siyasette başarılı olamıyor.

Zira siyasetçilerin kahir ekseriyeti, ne psikoloji biliyor ne sosyoloji ne de sosyal psikoloji..

Bu bilim dallarının teorik veya akademik kısmını kastetmiyorum.

Teori elbette önemli ama pratize edilmemiş teorinin zerre miskal önemi yok.

Öyle olmuş olsaydı, Celal Şengör cumhurbaşkanı, Emin Çölaşan başbakan olurdu.

O yüzden ilim sahibi ile irfan sahibi arasındaki farkı maalesef bazı muallimler bile bilmiyor; bilmediği gibi başımıza allame kesilebiliyor.

(Bilenler bilir; ilim sahibine, aynı kökten, alim deniliyor. Muallim, allame, talim de aynı kökten.. Keza irfan sahibine de aynı kökten, arif deniliyor. Maarif de aynı kökten..)

Şimdi “allameliği” bırakıp “ameleliğe” başlayalım, yazımızı amel eyleyelim!

Etnisite, din, mezhep, eğitim gibi konularda dünyada hiçbir ülkeye benzemeyen Türkiye gibi bir ülkede siyaset yapanların göz ardı etmemesi gereken hususlar var.

Kabul etmek, aksini inkar etmemek gerekir ki din, milliyetçilik ve Atatürkçülük “üçlüsü” bu memleketin kılcal damarlarına kadar girmiş olan inanç, duygu ve düşünce alanları...

Bu konulardaki bir tez-antitez ya da aksiyon-reaksiyon sarmalı sağlıklı düşünmeyi engelliyor.

Misal, biri çıkıyor, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyor.

Bunu söyleyen kişi, yakın tarihi çok iyi bilen, üstelik muhafazakar olarak bilinen Kadir Mısıroğlu.

Bunu deyince ne oluyor? Hooop, Yılmaz Özdil gibileri çıkıyor ve “Görüyorsunuz, bu muhafazakarlar aslında dincidir, bu dinciler de aslında cihatçıdır, bu cihatçılar da aslında IŞİD’cidir” diyerek, kafa kesen geri zekalı ve vicdansız bir terör örgütünü örneğin “milli görüş” çizgisiyle eşleştirmek gibi bir vicdansızlığa imza atabiliyor.

Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun gibi isimlere “biat eyleyen” birileri de “Ulu Manitu Özdil, has Atatürkçüdür. O öyle diyorsa öyledir” diyerek bu tür hezeyanları tasdik ediyor.

Bu gibi isimler “cihat” gibi, kafa kesmekle alakası olmayan bir anlayışı, bir inanışı “terör” kelimesinin içine hapsederek dindar ve muhafazakar olan insanlarda haliyle bir “savunma refleksi” oluşturuyor.

Örneğin, bir dindar bu tür hezeyanlardan dolayı kendisinin dindar olduğunu zannedenlerin yaptığı yolsuzlukları, ahlaksızlıkları “görmezden geliyor”.

Veya “görüyor” ama sırf Özdil zihniyetindeki insanlar gelmesin diye örneğin bir belediyedeki yolsuzluk hadisesine “göz yumuyor”, ekranlardaki ahlaksızlıklara laf edenleri “gözden çıkarabiliyor”

“Bu çığlığa kulak verin” diyen samimi bir Atatürkçünün söylediklerine “kulak asmıyor”.

Neticede “İşte Müslümanlar bu” diyenlerin sayısı artıyor; bu sayı arttıkça artık analitik zeka değil, duygusal refleksler baş göstermeye başlıyor ve nihayetinde “Müslümanlar işte bu” cümlesi “İslam işte bu” cümlesine evriliyor. Dolayısıyla gel de şimdi “evrim”e inanma..!

Bu arada, tam tersi de söz konusu oluyor. 

Diyelim ki zekadan nasibini almamış bir Atatürkçü çıkıyor “Atatürk olmasaydı anan kim olurdu belli olmazdı” gibi bir densiz cümle kurdu.

Bu cümleyi duyan bir muhafazakar ya da dindar, söyleyenin zekasını ve vicdanını sorgulayacağına, kalkıyor “Atatürk de zaten matah bir şey değildi. Evlatlığı Afet İnan’la yatıp kalkıyordu” diyerek bir başka terbiyesiz cümle kuruyor.

Böylece Türkiye, 90 yıldır “Atatürk her şeydir” gibi saçma sapan bir cümle kuranlar ile “Atatürk hiçbir şeydir” diyenlerin tahakkümünde patinaj yapıp duruyor.

Oysa Atatürk ikisi de değildir. Atatürk sadece ve sadece “çok şeydir”. (Şimdi, hamakat erbabı olan bir ebleh çıkıp bana “Sen Atatürk’e nasıl olur da ‘şey’  dersin?” diyecektir, biliyorum. Ama ona bundan başka bir “şey” demeyeceğim, bilsin.)

Ne diyorduk? Bakınız, ahmaklara laf yetiştireceğim derken konuyu unuttum. Haa, hatırladım. Etki-tepki, aksiyon-reaksiyon diyordum.

İşte Türkiye’nin bu fasit daireden, bu kısır döngüden kurtulması için, ivedilikle bu toplumun sağıyla soluyla, Atatürkçüsüyle muhafazakarıyla, makul insanlarının öncelikle sosyal bir mutabakatı sağlaması geliyor.

O kadar ki sosyal mutabakat diyenlerle toplumsal uzlaşı diyenlerin de içtimai mukavele yapması şarttır!

Bazı dindarlar, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyenlerle arasına kalın çizgi çekmelidir. Nene Hatun, Seyit Onbaşı’nın ruhunu muazzep kılmamak için...

Bazı Atatürkçüler, “Atam sen kalk ben yatam” diyen ergen triplerinden vazgeçmelidir. “Benim naçiz vücudum elbet toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” diyen Atatürk’ün ruhuna azap vermemek için..

Bazı Kürtler, “Arkamızda PKK var, bize bir şey olmaz” demekten vazgeçmelidir. PKK tarafından katledilen 17 yaşındaki Kürt kızımızın gelinliğine kan sıçratıldığı için...

Bu yazıya negatif manada “ortacı” diyenler olacaktır, biliyorum.

Evet, ben negatif anlamda değil ama pozitif manada tam bir “ortacıyım”.

Zira, “kitabın tam ortasından” konuşmak ve yazmak karakteristik özelliklerimden biridir.

FİKRİ AKYÜZ

fikriakyuz99@gmail.com
 
banner47
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali Emre. - 3 hafta önce
İyi niyetli,yapıcı olduğunuz yazdıklarınızdan belli.Toplumu bu kadar kutuplaştıran siyasetçiler de kendine çeki düzen vermeli ama buradan beslenmeyi alışkanlık hâline getirmişler.Dindar kesim CHP yi samimi bulmuyor.Diğer kesim de Atatürk'ü itibarsızlaştırma çabasında görünüyor.Herkezs yapıcı olsa keşke.
Avatar
Semih Balcı - 3 hafta önce
Pelikan,Hakan Fidan,Mehmet Görmez ile ilgili gerçek düşüncelerinizi de yazsanız ne iyi olur.Ortalık karışıyor mu karıştırıyorlar mı ne.