Türkiye’de Başkanlık Sistemini Geçmişte Kimler İstedi?

TBMM Genel Kurulu'nda, Anayasa değişikliği görüşmelerinde 1. tur tamamlandı.

Türkiye’de Başkanlık Sistemini Geçmişte Kimler İstedi?

Mevcut sisteminin değiştirilmesi yönündeki tartışmalar, teklifin meclise taşınması ile kanuni bir zemine oturmuş oldu.

Hükümet sistemi değişikliği, Cumhuriyet tarihi boyunca süregelen bir tartışma konusu olmuştur.

Her ne kadar bugünlerde yoğunlaştığı için yeni bir konu olarak algılansa da, bunu Recep Tayyip Erdoğan’ın kişisel bir isteği olarak göstermeye çalışsalar da, yakın tarihe yön vermiş birçok liderin başkanlık sistemini desteklediğini görüyoruz.

Bugün Recep Tayyip Erdoğan üzerinde yapılmaya çalışılan algı mühendisliği ile “Tek Adam Erdoğan” imajı oluşturulmakta,  başkanlık sisteminin bir sistem değişikliği olduğu unutularak, yapılan değişikliğin rejim değişikliği olduğu yanılgısı servis edilmektedir.

Bilinçli ve sistematik bir şekilde başkanlık sisteminin ne olduğu halka anlatılmadığı için de, tüm muhalifler, salt Erdoğan karşıtlıkları nedeniyle, sistem değişikliğini federal yapılanmanın bir ayağı olarak görerek, yapılacak değişikliğin ülkeyi dikta rejimine sürükleyeceğini iddia etmekte, Erdoğan’ın otoriter hevesinin kurbanı olmak istemediklerini dile getirmektedirler.

Ancak başkanlık sistemi Türkiye’de neredeyse 50 yıl tartışılıyor. Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Süleyman Demirel ve hatta Alparslan Türkeş gibi birçok isim parlamenter sistemin pragmatik bir yanı olmadığını dile getirerek, onun yerine, daha hızlı karar alınabilen, daha çok denetlenen, siyasi hesap verilebilen, siyasi iktidarın sağlam olduğu bir sistemin gelmesi gerektiğini savunmuşlardır.


NECMETTİN ERBAKAN


Eski başbakanlardan merhum Necmettin Erbakan'ın genel başkanı olduğu Milli Nizam Partisi'nin programında, "Daha hızlı kalkınmaya mecbur olan Türkiyemizde devlet hizmetlerinin verimli, süratli ve kudretli yürütülebilmesi ve anayasamızın bünyemize intibakı bakımından daha mütekamil bir yapıya kavuşturulması ve tatbikattaki aksaklıkların giderilmesi için başkanlık sisteminin getirilmesini zaruri görüyoruz. İcra organının daha kudretli olması ve süratli çalışabilmesi için reisicumhurun tek dereceli olarak halk tarafından seçilmesi ve icrai organın düzeninin başkanlık sistemine göre tanziminin yapılması gerekmektedir." değerlendirmesinde bulunmuştu.


 

TURGUT ÖZAL 


Turgut Özal, cumhurbaşkanın beş yıllık bir süre için halk tarafından ve en fazla 2 dönem için seçilmesini savunmuştu. Özal’ın desteklediği sistem tam anlamıyla Amerikan tipi başkanlık sistemiydi.

Özal, tasarladığı başkanlık sisteminin tek adamlık doğuracağı ve denetimden uzak bir sistem olacağı iddialarına karşı ; “Bugün bir denetim yok, ben tam aksini iddia ediyorum. Neden? Çünkü hükümet tek parti iktidarı da olsa koalisyon da olsa Meclis'e hâkim oluyor. Meclis'ten hiç bir araştırmayı geçirmeyebilir isterse. Hâlbuki başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı var kesin olarak. O takdirde Meclis'tir ve Amerikalılar buna "Check and Balance" derler yani karşılıklı bir denge vardır. Cumhurbaşkanının kuvveti vardır icra olarak. Meclis'in de yetkisi tam kontroldür. " demişti.

Özal, "Başkanlık sistemi diyorum ben, başkanlık sistemi tabii Fransa gibi değil daha çok Amerika'ya yakın. Sebebini şöyle tahlil ediyorum; bakanların benim kanaatime göre bizim tecrübelerimize göre parlamento dışından olması lazım. Çünkü 6 senelik parlamento hayatımda şunu gördüm. Bakanlarla milletvekilleri arasına devamlı problem giriyor. Çünkü bakanın da milletvekilinin de seçim kaygısı vardır. Aynı yerde veya aynı grupta olmadıkları takdirde birbirlerine zıt hareketler yapıyorlar ve dejenerasyon başlıyor." demişti. 



 

SÜLEYMAN DEMİREL 


Süleyman Demirel ise,  sistemdeki tıkanıklığın giderilmesi için başkanlık sistemini istiyordu. Askeri darbelerin gölgesinde geçen bir siyasi hayat sonucunda edindiği tecrübe ile başkanlık sisteminin güçlü bir demokrasi için şart olduğunu ifade ediyordu.

Süleyman Demirel, siyasi hayatı boyunca farklı görevlerde bulunmuş bu lider, siyasi hayatının her aşamasında başkanlık sistemini savunmuştu.

Ülkenin içinde bulunduğu en kaotik dönemlerde görevde olan Süleyman Demirel, siyasi istikrarın temeli olarak başkanlık istemini görmüş,  ekonomik istikrarın da buna bağlı olduğunu vurgulamıştı.

Bugün ise, terör örgütlerinin silahla tankla yaptıkları saldırıların yanı sıra,  faiz lobisinin de ekonomiye saldırdığını görüyoruz.

Süleyman Demirel parçalı parlamento sisteminin, her defasında meclisi kilitlediğini ifade ederek, koalisyon hükümetlerinin hızlı ve başarılı hareket edemediklerinin altını çizmişti.

Demirel "Benim içimde kalan ukdeler... İsterdim ki siyaseten Türkiye, cumhurbaşkanını seçsin. Ben isterdim ki Türkiye dar bölge seçimine gitsin. Neden dar bölge seçimine gitsin? Çünkü İstanbul'un 70 tane milletvekili var, kaç tanesini tanıyorsunuz? Halktan kopuk bir Cumhuriyet olmaz. Sistem işlemiyor, temsili sistem işlemiyor. Ben isterdim ki bunu yapabilelim, yapamadık. Ben aslında isterdim ki Türkiye’de başkanlık sistemini yapalım. İçimde ukdedir yapamadık. Çünkü devlet büyük, ülke büyük, halk çok dinamik. Biz bu ülkeyi idare edemiyoruz. Ülkeyi idare edememe gelip giden hükümetlerin kusuru da olabilir, içinde vardır ama genelde sistemde değişiklik yapmamız lazım.'' demişti. 


 


ALPARSLAN TÜRKEŞ 


Alparslan Türkeş ise, Temel Görüşler isimli kitabında, “Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdır. Türk milleti, dünya imparatorlukları kurduğu devirlerde bunu uyguladı. Bu icra gücünün tek elde toplanmasıyla mümkün. Tarih ve töremize uygun olarak başkanlık sistemini savunuyoruz” demişti.

Eski Türk devletlerinin Başkanlık ile yönetildiğini ve bunun sayesinde başarılı olduklarına atıfta bulunan Türkeş, şunları yazmıştı: "Milliyetçi hareket, tek başkan, tek meclis sistemini savunur. Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdır. Türk milleti, dünya imparatorlukları kurduğu devirlerde kuvvetli, adil ve hızlı icra sistemini uygulamıştır, kuvvetli ve hızlı icra, icra gücünün tek elde toplanmasıyla mümkündür. Bunun için tarih ve töremize uygun olarak başkanlık sistemini savunuyoruz. İcrayı, cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık olarak ikiye bölemeyiz. Her konuda bütünleşmeci olduğumuza göre, icranın başında da bütünleşmeci olmalıyız. Türk tarih felsefesi ve tarihinde icra organı hiçbir zaman bulunmamış yani tek bir başkan tarafından yürütülmüştür. Milliyetçi Türkiye'de de demokratik milli cumhuriyet ilkesi içinde başkan, Türk milletinin yürütme organının tek başı olacaktır. Tek başkan sistemine uygun olarak yasama organı yönünden de tek meclis sistemini savunuyoruz. Avrupa krallık veya federal devlet rejimlerinin bir mirası olan senatonun, millet meclisi yanında yasama işlerini geciktirdiği bir hüviyet taşıması dolayısıyla kaldırılmasını istiyoruz."



MUHSİN YAZICIOĞLU


Yazıcıoğlu, sistem değişikliğine ilişkin "Parlamenter sisteme göre cumhurbaşkanının yetkileri çok fazla. Başkanlık sistemine göre yetkileri çok az. Bunu da yerli yerine oturtmak gerekiyor. Tercih yapılmalı. Başkanlık sistemi mi, parlamenter sistem mi? Biz başkanlık sistemini savunuyoruz."  demişti.



 
Bugün de Recep Tayyip Erdoğan, arkasında milletin desteği ile başkanlık sisteminin gerekliliğini ve önemini anlatmaya çalışıyor.

Askeri darbenin ürünü olan bir anayasanın kurumsallaştırdığı yapıda sivil gelişimin süregelmesi beklenemez, bunu anlatmaya çalışıyor.

“Cumhuriyet elden gidiyor” diyenlere karşı, başkanlık ve yarı başkanlık sistemi ile yönetilen tüm ülkelerde cumhuriyet sistemi olduğunu, ancak parlamenter sistem uygulayan 76 ülkeden 28 tanesinin cumhuriyetle yönetilmediğini anlatmaya çalışıyor.

Yıllar önce Özal’a, Demirel’e ve Türkeş’e saldıran aynı basın, aynı isimler, aynı gazeteler, aynı çıkar odakları şimdi de cumhurun reisine saldırıyorlar. Hem sistemden rahatsız olup, hem sistemin değişmesine karşı olmak ne anlama geliyor, anlamak zor.

Bizler sömürge ülkesi değiliz,bağımsız ve güçlüyüz. Bu nedenle de bürokratik engellerin önünü açarak, hızlı ve esnek karar almayı sağlamalıyız.Gücümüze, hız katmalıyız. 

Değişimden korkmaya gerek yok. Değişimler elbette sancılı olur. Bu sancılı süreç dinamizm yaratır, emin olunuz ki yarınlar bugünlerden daha güzel olacaktır.

Bu bir istikbal mücadelesidir, istikbal, istikrarla gelecektir.
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.