Polis Akademisi sınav soruları sızdırıldı

Polis Akademisi 2012'deki giriş sınavı sorularının FETÖ yapılanmasına mensup kişilere verildiği iddiasıyla 80 kişinin yargılandığı dava, sanık savunmalarıyla devam etti.

Polis Akademisi sınav soruları sızdırıldı

Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Cezaevi Yerleşkesinde görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatları ile sanık yakınları katıldı.

Sanıklardan Hamza Öztürk, savunmasında, bir lisede ücretli öğretmenlik yaptığını, 35 saat ders karşılığında en fazla 800 lira aldığını belirterek, geçinmek için bu para yeterli olmadığı için özel ders vermek zorunda kaldığını söyledi. Türkçe ve tarihten özel ders verdiğini belirten Öztürk, özel ders için çevre gerektiğini, bu yüzden çağrıldığı her yere gittiğini, çağrıldığı yerin nasıl olduğunu sorma ihtiyacı görmediğini savundu.

ağrıldığım evlerden bazıları cemaat evi olabilir." diyen Öztürk, bu evlerde akranı olanlarla muhabbet etmişliği olduğunu, bazı öğrencilere ismini dahi bilmeden ders verdiğini iddia etti.

"Özel ders verdiğim hiçbir öğrenciye 'Şu kurumun sınavına girdin mi? Girecek misin?' demedim, teşvik etmedim." diye konuşan Öztürk, sınav sorularını verdiği yönündeki iddiayı ise kabul etmedi.

Öztürk, hayatının hiçbir döneminde takma isim kullanmadığını savunarak, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'e "halife" dediği yönündeki iddiaları ise reddetti. Böyle bir ifade kullanmasının mümkün oladığını öne süren Öztürk, bunun iftira olduğunu söyledi.

Örgütün haberleşme programı ByLock'u kullanmadığını da iddia eden Öztürk, HTS kayıtlarında kullandığı belirtilen hattın kendine ait olmadığını, kayıtlarda adı geçen kişileri de tanımadığını savundu.

Öztürk, iki çocuğundan büyüğünün hasta olduğunu, tedavisini sürdüremediğini anlattı. Sanık Öztürk, ailesinin mağdur durumda olduğunu belirterek tahliyesini talep etti.

 
Üniversiteyi kazanınca "cemaat" bağlantı kurmuş



Sanık Kadir Atmaca da 2008'de lise son sınıfta Sakarya'da dershaneye gittiğini ancak bu dershanelerin FETÖ ile bağlantısı bulunmadığını iddia ederek, İTÜ İşletme Mühendisliğini kazandığını anlattı. Üniversiteyi kazanana kadar, o zamanlar "cemaat" olarak bilinen yapıyla bağlantısı bulunmadığını öne süren Atmaca, kazandığı yıl henüz Sakarya'da iken tanımadığı iki kişinin kendisini arayıp bu okulda öğrenci olduklarını, İstanbul'da ikameti konusunda cemaatin ev veya yurtlarıyla yardımcı olabileceklerini söylediklerini ve kendisiyle yüz yüze görüşme talebinde bulunduklarını bildirdi.


"Okula yürüme mesafesinde ev önerisi"



Ailesinin de onayını aldıktan sonra bu kişilerle Sakarya'da görüştüğünü ifade eden Atmaca, ikamet konusunda yardımcı olabileceklerini, fakülteye yürüme mesafesindeki evlerde çok ucuza hatta bedavaya kalabileceğini anlattıklarını, masa ve dolabının olacağını, ibadetini de rahatlıkla yapabileceğini söyleyip gittiklerini ifade etti.

"O yıl ben devlet ve okul yurtlarına başvurmuştum. Devlet yurdunu kazanamadım. 1,5 yıllık periyotta bana sıra gelmesi mümkün görünmüyordu." diyen Atmaca, bu sırada başvurduğu okul yurdunu kazandığını, ancak burada maddi manevi pek çok sıkıntı yaşadığını öne sürdü.

Atmaca, şöyle konuştu:

"Çok rahat bir ortam vardı. Sürekli gürültü ve karmaşa vardı. Ders çalışmak, uyumak mümkün olmuyordu. Sabah derslerine aç ve uykusuz gittiğim de oldu. Odalar küçüktü. Bazı odalar güneş dahi almıyordu ve benim odamda güneş almıyordu. Yemek de dahil olmadığı için ekstra para harcıyordum. Yurttan okula giderken ulaşım masraflarına da katlanmak zorundaydım. Manevi zorluklarla da karşılaşmaktaydım."

Bu sıkıntılarının yanı sıra babasının 5 kardeşini daha okuttuğunu ifade eden Atmaca, başka yurtlara baktığını, bunların da kaldığı yerden pek farklı olmadığını, bu sırada Sakarya'da kendisiyle tanışmaya gelen iki kişiden biriyle okulda karşılaştığına kaydederek, savunmasına şöyle devam etti:

"Bana yine kalabileceğim yerleri anlattı. Ben de ailemin görüşünü alarak, bu evlerde kalmaya karar verdim. Benim kaldığım evde üniversite öğrencisinin dışında kimse kalmıyordu. Özellikle bu cemaatin evinde kalmak gibi bir durumum yoktu. Başka bir dini cemaatle tanışmış olsam muhtemelen onların evinde de kalabilirdim. Benim evlerde kalmam tamamen öğrencilik hayatımla sınırlıdır. 2014 yılının ilk yarısında, üniversitede olan son dönemde evlerle olan ilişkimi kesmeye başlamıştım. Dersler azaldığı için okula çok gitmiyordum. Sakarya'dan git gel yapmaya başlamıştım."

Mezun olduktan sonra evlerle tamamen ilişiğini kestiğini iddia eden Atmaca, bu dönemde yüksek lisans ve iş başvuruları yaptığını, bir ara Sakarya'ya geldiğini, ancak sonradan İstanbul'a döndüğünü belirtti. Atmaca, yüksek lisansa başladığını, işe girip kendi evini tuttuğunu belirterek, Abdullah Furkan Söylemez ve İbrahim Absuz ile evlerde kaldığı sırada Ekrem isimli daha üst konumdaki birisi aracılığıyla tanıştırıldığını anlattı.

Atmaca, Söylemez ve Absuz'un Polis Akademisi birinci sınıfta olduklarını tanıştıklarında öğrendiğini, önceden bilmediğini ve akademiye nasıl girdiklerine dair en ufak fikrinin olmadığını iddia ederek, bu kişilerle ilk olarak İstanbul'da görüştüğünü söyledi.

Söylemez ve Absuz ile ibadet amaçlı buluşup görüştüklerini, suç unsuru oluşturabilecek bir eylemde bulunmadıklarını savunan Atmaca, cemaat evlerinde kendisine manevi şekilde destek olunduğunu, kendilerinden de alt sınıflardan birileri gelince yardımcı olmalarının istendiğini öne sürdü.

"Tamamen manevi duygularla yapıldı. Namaz kıldık ve Kur'an okuduk." diyen Atmaca, Söylemez'in ikametinin İstanbul'da olduğunu, o ve Absuz ile görüşmek için Ekrem isimli kişinin verdiği otobüs bileti ve yemek parasıyla zaman zaman Ankara'da da buluştuklarını anlattı.

Mahkeme Başkanı Muhammet Karaca'nın, "İstanbul'daki ve Ankara'daki Kur'an farklı mı? Sana mantıklı geliyor mu?" demesi üzerine Ankara'ya gelmenin onun işine de geldiğini, burayı gezdiğini de söyledi.

 "Abilik yaptım"



Atmaca, "Evlerde abilik yaptım. Bana yardım edildiği gibi ben de bu evlerde kalan öğrencilere abilik yaptım. Onlar da İTÜ'lü öğrencilerdi." dedi.

Mahkeme Başkanı Muhammet Karaca'nın "ev abisinin" ne yaptığına yönelik sorusu üzerine Atmaca, "Evin maddi giderleri vardır. Evin kirasını biz takip ederdik. Öğrenciler kira verdiğinde biz alıp yatırırdık. Faturaları yatırırdık. Evde 3-4 kişi bir aradaydık. Evin temizliği, namaz kılarken, Kur’an okurken birinin abilik yapması gerekirdi. Tamamen bundan ibaretti." diye konuştu.

Karaca'nın, imam hatip lisesi mezunu olmadığını söylemesi üzerine de Atmaca, mahallesindeki camide dini eğitim aldığını, ayrıca ailesinin de muhafazakar bir aile olduğunu ifade etti.

Başkan Karaca'nın bir kod adı kullanıp kullanmadığını sorması üzerine Atmaca, kimlikte isminin Kadir olarak yazılmasına rağmen yakınlarının hep Serdar diye hitap ettiğini, bunun göbek adı olduğunu ve kod adı kullanmadığını öne sürdü.


 "3. sınıftayken sorumlu oldum"



Üniversite 3. sınıftayken evde sorumlu olduğunu anlatan Atmaca, Ekrem isimli şahsın daha üst konumda olduğunu, bir kolejde öğretmen olduğunu bildiğini dile getirdi.

Mahkeme Başkanı Karaca, Abdullah Furkan Söylemez ve İbrahim Absuz'a akademide nasıl davranması yönünde telkinde bulunup bulunmadığını sorduğu Atmaca, bu yönde talimat vermediğini savundu.

Atmaca, kendisine "semt abisi" ya da "bölge abisi" tarafından da talimat verilmediğini söyledi.

Terör örgütü üyeliği suçlamasını kabul etmediğini, "cemaat" ile hiç kimsenin FETÖ diye bir örgütten haberi olmadığı bir dönemde ilişkisi olduğunu ve kamuoyunun "cemaati" dini bir yapı olarak gördüğünü savunan Atmaca, kendisinin de suç unsuru olabilecek bir davranışta bulunmadığını öne sürdü.

Hikmet Dağcı, Hüseyin Yağız ve Mehmet Mutlu Atasoy'un da savunma yaptığı duruşma yarın da sanık savunmalarıyla devam edecek.


Kaynak: Anadolu Ajansı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.