Erdem Bayazıt: Adım Müslüman diyen şair

Erdem Bayazıt, Müslüman kimliğini bağımsız bir şekilde ortaya koyarak yazmış olduğu eserlerde bugünün çıkmazlarını, beşeriyetin teknoloji karşısında küçük düşürülüşünü anlatırken, dönemin yabancılaşmış aydınına karşı şiirle direndi.

Erdem Bayazıt: Adım Müslüman diyen şair

“Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
Harfler harp düzeni almıştır mısralarda…
Öyleyse ey şair sen de davranmalısın
Şiiri bir mızrak gibi kullanmalısın
Mısralarını şarjör gibi sürmelisin damarlara.”

 
Maraş’ın “Bey” tabiatlı çocuğu; hisseden, düşünen, inanan ve sürekli üreten naif yürekli şairi Adil Erdem Bayazıt 18 Aralık 1939'da dünyaya geldi.

 Çocukluğu, babasının zabıt kâtibi olarak görev yaptığı Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde geçti.

 İstiklal Ortaokulu'nda ve Kahramanmaraş Lisesi'nde eğitim alan şair, öğrencilik yıllarında şiir yazmaya başladı.

Liseye başladığı 1955 yılında kafası şiirle ve şiir aşkıyla dolu olan Bayazıt,  okul arkadaşları konusunda çok şanslıydı.

Dönemin edebiyata en meraklı öğrencileri olan  Cahit Zarifoğlu, onun ağabeyi Sait Zarifoğlu, çizgi meraklısı Hasan Seyithanoğlu ve Rasim Özdenören Erdem Bayazıt'la aynı sınıftadırlar.

Erdem Bayazıt’ın ilk şiiri, 1956’da Kahramanmaraş Gençlik gazetesinin sanat ekinde yayımlandı.

Erdem Bayazıt, o yıllarda, başta Nuri Pakdil olmak üzere, Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç gibi isimlerden etkilendi.  

Bayazıt , şiirlerinde toplumun beylik kanılarına, resmi ideolojilerine karşı dururken, Risaleler kitabında “dava şiirine” yöneldiği görülüyor.

Erdem Bayazıt 1959’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başladı.

Bayazıt 1963 senesinde yüksek öğrenimine ara vererek askere gitti. Askerliğini yedek subay öğretmen olarak Burdur iline bağlı Çuvallı, Yeşilova köyünde yapan şair, askerden döndüğünde ise tahsil hayatında büyük bir değişiklik arz edecek yeni bir kararı uygulamaya başladı.

Erdem Bayazıt, üçüncü sınıfa geçtiği yıl Ankara Hukuk Fakültesi'ne yatay geçiş yapma niyetiyle Ankara'ya gittiyse de, orada DTCF'nin Edebiyat bölümüne kaydını yaptırdı ve oradan mezun oldu.
İstanbul’da öğrenim gördüğü sırada hem Üstad Necip Fazıl’la hem de Sezai Karakoç’la tanıştılar.
 


Bayazıt'a göre Karakoç, düşüncede en yetkin ve sahih bir şekilde Doğu-Batı muhasebesini yapmıştır. Modern Türk şiirine büyük alan açmıştır. İslam milletinin son dönemde yetiştirdiği en büyük mütefekkirlerden birisidir.Diriliş Dergisi, Büyük Doğu geleneğinin kendiliğinden oluşan bir açılımı, bir zincirin halkalarından biridir.' Bu zincirin daha sonraki halkalarını Edebiyat, Mavera, Dergah, Yönelişler, Yedi İklim gibi dergiler oluşturur. Kişiliklerini kazandığı Diriliş'i, bir dönüm noktası olarak görür ve yazma azminin bu dergi ile kamçılandığını belirtir.'

Daha önce çeşitli gazetelerde hazırladığı sanat edebiyat sayfalarında ürünleri yayınlanan Erdem Bayazıt, diğer arkadaşları Cahit Zarifoğlu, Akif İnan, Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören gibi artık çalışmalarını önce Büyük Doğu’da daha sonra da Diriliş’te yayınlamaya başlamışlardır.

Mavera 1976’da yayınlanmaya başlandı. Mutfakta Cahit Zarifoğlu vardı

 

MİLLETVEKİLLİĞİ YAPTI


Erdem Bayazıt, 1971 yılında, memuriyet hayatına atıldı ve edebiyat öğretmeni olarak Kahramanmaraş’ta vazifesine başladı.

 Mezun olduğu Kahramanmaraş Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak görev yapan şair, daha sonra Kahramanmaraş İl Halk Kütüphanesi’ne müdür oldu.

Bayazıt, İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Genel Sekreterliği, Milli Eğitim Bakanlığı basın bürosu memurluğu ve Milli Kütüphane Süreli Yayınlar Şube Müdür Yardımcılığı görevlerini de yürüttü.

Daha sonra çalıştığı Sanayi Bakanlığı İnsan Gücü Eğitim Daire Başkan Yardımcılığından istifa ederek, Akabe Yayınları'nın ve Mavera dergisinin yönetimini üstlendi.

Akabe yayınlarının İstanbul'a taşınması kararı ile 1984'te yeniden memurluğa dönen şair, bir süre Devlet Planlama Teşkilatı'nda çalıştı.

Bayazıt, ayrıca 1987 yılında Kahramanmaraş milletvekili olarak girdiği TBMM'nin 18. Dönem çalışmaları süresince Milli Eğitim ve Çevre Komisyonlarında görev aldı.


 


ŞAİRENE BİR BAŞKALDIRI

 
İlk Cumhuriyet kuşağının basit ideolojik kalıplarını yırtıp atan bu nesil, derinlere giden köklerinin farkında olmaları, siyasî sınırları aşma ve geniş ufuklara yönelme iradeleri ile öne çıktı.

Hem mahallî, millî ve hem de cihanşümul olmanın ne demek olduğunu bu nesil eserleriyle ve hayatlarıyla ortaya koydu.

Düşüncelerini ve İslam davası için hislerini gerek sözle gerekse yazı ile ifade etmekten geri kalmayan Erdem Bayazıt, gerçek bir sanatkâr olmanın neticesi olarak varoluşun hikmetini aradı.

Erdem Bayazıt’ın şiiri her zaman,  Müslümanların içinde yaşadıkları, hezeyan ve bunalımlara karşı bir yükselen bir ses olarak karşılık buldu.

Memleket sevdası ve İslam dünyasının problemleri onun şiirinin ana damarını oluşturur. Bir arkadaş grubuyla beraber Afganistan, İran, Hindistan ülkelerine gezi düzenler. Afganistan gezisi izlenimleri kitaplaşır. Anavatan Partisi'nden milletvekili seçilerek bir süre siyasetle meşgul olur.

 Siyasetçi kimliği de taşıyan Bayazıt’ın o kimliğinden çok, şair kimliği ile tanındığı ve etkili olduğu ortada.

Siyasetçi kimliği de taşıyan Bayazıt’ın o kimliğinden çok, şair kimliği ile tanındığı ve etkili olduğu ortada. Recep Tayyip Erdoğan 90’lı yılların sonunda bir şiir albümü hazırlamış ve Erdem Bayazıt’tan da “Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair” ve “Birazdan Gün Doğacak” şiirlerini okumuştu.


BAYAZIT’IN ŞİİRİNİN SİYASETE ETKİSİ


Erdem Bayazıt, kalbini milletinin kalbine dayayıp, onların kalbinden geçenleri dinleyen bir şair olmuş, şiirinde toplum ile kalp unsurlarının iç içe geçtiği bir anlatış, anlayış ve duyuşu başarmıştır.

Bugün lider konumunda bulunan tüm siyasetçiler Erdem Bayazıt ve onun ağabeyi Necip Fazıl’ın entelektüel dünyasından etkilenmiştir.

Emperyalizme karşı dik ve mağrur duruşunu, kişisel zarifliğini de yansıttığı şiirlerinin bir davanın marşları haline gelmesi tesadüf değildir.

Şiiri ve fikri ile Anadolu insanın tüm yönlerini kaleme alan Erdem Bayazıt, şiire belli bir toplumsal misyon yüklemiş ve bu misyonda onun şiirinin ayırt edici bir özelliği olarak ön plana çıkmıştır.
 


TÜM DEVLET CENAZE NAMAZINDAYDI


07.07.2008 günü Eyüp Camiindeki kitle biraz farklıydı.

Musallada yatan bir şairdi, ama cenaze namazına gelenler arasında bir şairin dost ve sevenlerinin ötesinde farklı çevrelerden yüzler vardı.

Basın-yayın organları Erdem Bayazıt’ın cenaze namazına dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve çok sayıda milletvekilinin katıldığını duyurdular.

 
"Elbet kıracağım bir gün bu ihanet kelepçesini
Çün defterler açılıp hesap soruldukta
Yetimin hakkı soruldukta yoksulun hakkı soruldukta
Milletim omuz omuza verip
Kıyama duruldukta."
 


Sadece bir şair değil, fikir ve dava adamı olan Erdem Bayazıt’ı rahmetle anıyor; Türk edebiyatına olan katkılarının yanı sıra İslam dünya görüşünü Türk siyasetine de özümsettiği için kendisine iyi ki vardın Erdem Ağabey diyoruz.
 
 
 
 
 

Etiketler; #Erdem Bayazıt

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.