Açlıktan ölen bir şehzade : Ahmed Nuri Efendi

Sultan II. Abdülhamid’in 3. oğlu Şehzade Ahmed Nuri Efendi'nin trajik hayat hikayesini Türkiye gazetesi yazarı Prof. Dr. Buğra Ekinci, köşesinde yazdı.

Açlıktan ölen bir şehzade : Ahmed Nuri Efendi

Saltanat ve halifeliğin kaldırılmasının ardından yurt dışına sürülen Osmanlı hanedanı üyeleri perişan halde hayat sürdü. Kiminin cenazesi aidat ödenmediği için kemikleri kimsesizler mezarlığındaki mazgala atıldı, kimisi de ev sahibinin acıyarak kira almadığı pansiyonda hayatını kaybetti. 

İşte bunlardan birisi de Sultan 2. Abdülhamid'in 1978 yılında doğan 3. oğlu Şehzâde Ahmed Nuri Efendi oldu. Türkiye gazetesi yazarı  Prof. Dr. Buğra Ekinci, açlıktan ölen şehzadenin dram dolu hayatını köşesine taşıdı.
 

Vefakar eş

1924 yılında halifelik kaldırılıp Osmanlı hanedanı sürgün edildiğinde Şehzâde Ahmed Nuri Efendi, 46 yaşında bir miralay (albay) idi. Zaten zevcinden ayrı yaşayan Fahriye Hanım, boşanarak İstanbul’da kalabilirdi. Ama öyle yapmadı. “Efendinin ekmeğini yedim; onu gurbette yalnız bırakamam” dedi ve zevci ile beraber sürgüne gitmeyi tercih etti.

O zaman ailenin çoğunun yaşadığı Nice’e geldiler. Fahriye Hanım, 1940 senesinde burada vefat etti. Şehzâde, vefakâr ve çilekeş zevcesinin cenazesini Şam’da Süleymaniye Câmii hazîresindeki aile kabristanına defnettirmeye muvaffak oldu.

Seyyar satıcılık yaptı

 Şehzâde, seyyar satıcılık yaparak geçinmeye çalıştı. Resme ve mimarlığa olduğu kadar, kimyaya da vâkıftı. Nice’te evinde veya kaldığı otel odasında imal ettiği sabun gibi tuvalet malzemelerini satarak bir müddet geçinmiş; eşe-dosta da bunlardan hediye etmiştir.


Açlıktan ölüyorum

II. Cihan Harbi, hanedanın vaziyetini daha da fenalaştırdı. İş bulamayan Nuri Efendi, perişan bir vaziyete düştü. 1944 senesi Ağustos ayında Fransız Rivyera’sındaki Digne şehrinde bir parkta açlık ve hastalıktan vefat etmiş bulundu. Bir kimsesizler mezarlığına defnedildi. 20 sene süren sürgün hayatını 66 yaşında tamamlamıştı.
 

Cebinden mektup çıktı

Halası Mediha Sultan’ın torunu olan Fethi Sâmi Bey anlattı: “Ahmed Efendi’yi tanır ve severdim. Digne’de bir parkta ölüsünü buluyorlar. Polis gelip bakıyor. Cebinden bir mektup çıkıyor. Mektupta, ‘Ben ölürsem, kimseyi suçlamayın; zira açlıktan ölüyorum. Bir sinemada piyano çalarak hayatımı kazanıyordum. Şimdi bu işi de bulamıyorum. Beni bir Müslüman olarak defnedersiniz’ yazıyor. Bunu babam öğrenmiş, bize anlattı.”

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.