AK Parti’den İstanbul’daki seçim sonuçlarına ilişkin önemli açıklamalar

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz, İstanbul'daki seçim sonuçlarına ilişkin açıklama yaptı.

AK Parti’den İstanbul’daki seçim sonuçlarına ilişkin önemli açıklamalar

AK Parti, İstanbul seçimlerinin iptali ve seçimin yenilenmesi için dün Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) olağanüstü itirazda bulunmuştu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz ve AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, parti genel merkezinde medya kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile bir araya geldi.

 

YSK SAYFASINDA DAHA FARKLI RAKAMLARI GÖZLEMLEYİNCE...
 

YSK sayfasında daha farklı rakamları gözlemleyince hemen arkadaşlarımızla birlikte İstanbul'a hareket ettik. Gece İstanbul'a vardık. Bu farkın neden ortaya çıktığını ilk akşamdan itibaren anlamaya çalıştık.

MADDİ HATALARIN DÜZELTİLMESİNE GİTTİK
 

3 aşamalı bir çalışma gerçekleştirdik. Maddi hataların düzeltilmesine gittik. Geçersiz oyların yeniden sayılmasını istedik. Bütün oyların sayımını istedik ama sadece 4 ilçede tamamen sayımına iki ilçede de birer seçim kurulunda sayımına karar verildi. Bütün ilçelerde sadece geçersiz oylar sayıldı oyların bütünü sayılmadı. Sadece geçersiz oy sayımı ile AK Parti lehine düzeltilen oy sayısı 5 bin 594


SADECE YÜZDE 10 SAYILDI


Bir yandan maddi hata düzeltimi ve tüm oyların sayımına ilişkin düzeltmeler yapıldı ama bir hususun altını çizmek istiyorum. Geçersiz oyların tamamı sayıldı ama tüm sandıkların sayımı anlamında sadece yüzde 10'una tekabül eden bir sayım yapıldı. Bütün sandıkları baz aldığımızda sadece yüzde 10 sayıldı. ?13 bin 908-13 bin 800'lere gün gün aradaki farkın nasıl eridiğini size gösterebilirim.

 


CHP'NİN TAVRINI ANLAYAMIYORUM
 

Hemen 2 Nisan'da bu fark 24 bine inmiş, bugün itibariyla 13 binli rakamları telaffuz ediyoruz. Peki hiçbir şey olmadıysa sandıkta nasıl bu kadar oy aşağı düştü? AK Parti'nin lehine kayıtlara geçildi ve fark azalmış oldu? Hiçbir şey olmasa bile biz diyoruz ki kesinlikle bir şeyler oldu. Kabul edelim, bizim de cumhurbaşkanımız da açıkladılar. Bence bir parça kusurumuz vardı. Fakat ortada kanunun dışına çıkan, bizim kesinlikle fark edemeyeceğimiz, seçimden önce fark edemeyeceğimiz, seçim günü fark edemeyeceğim bir takım kanunsuz işlemler yapıldı. Bu kadar net. Organize usulsüzlük yapıldı.
 

''SEÇİM İŞLERİ YOLSUZLUĞU YAPILDI''
 

İtiraza konu olan hususları da ana hatları ortaya koyalım. Az önce dedim ki; kesinlikle partilerin denetimine uygun olmayan, müsait olmayan alanda bir şeyler oldu. En fazla da sandık başkanlarına ilişkin hususu dikkate alarak söylüyorum. Bu çok önemli bir nokta. Ben CHP'nin tavrını kesinlikle anlamıyorum. Ben şunu demiyorum, baştan sona CHP kurguladı, bu usulsüzlüğü yaptı yaptırdı iddiasında değilim. Ama bu oldu ve belgeleriyle ortaya koyuyoruz. CHP'ye de düşen, bu kadar kanunsuz iş ve işlemleri onların da takip etmesidir. Neden? Eğer biz bu sistemi arındıramazsak, bu hataları, şüpheleri; bundan sonraki seçimlere ilişkin soru işareti kalır. CHP yaptı demiyorum ama bu iş CHP'ye yarasın diye yapıldı, İmamoğlu'na… Sırf İmamoğlu'na yarasın diye yapıldı diye bir seçimin şaibeyle arkada kalmasına hiçbir partinin gönlünün razı olmaması gerekir. Biz diyoruz ki organize usulsüzlük yapıldı. Seçim işleri yolsuzluğu yapıldı. Çok net bunları bilerek, belgeye bilgiye dayalı olarak söylüyorum.
 

"Hakimin yapacağı işlemlerde tamamen kanunun dışına çıkabileceğini nasıl öngörebiliriz?"
 

13.03.2018'de hemen önce değiştirdik. Niye değiştirdik? Bundan önceki sistemde, sandık başkanlarına ilişkin yer yer şikayet geliyordu. 4 siyasi parti liste veriyordu, orası hazırlıyordu, o listeyi kaymakamlığı alıyordu. Kaymakamlığın da verdiği liste iktidarın işine yarar gibi düşünülüyordu. Onların içinden kurayla çekilmesi gerekiyordu. Ama uygulamada, kaymakamlıkta hazırlanan listeler işleme konuluyordu.

Belki dünyada eşi yok diyebilirim. Dedik ki, biz sandık başkanlarını çok objektif ve hukuk kurallarına uygun bir şekilde sandık başkanlarının belirlenmesini sağlayacak düzenleme yapalım dedik. Biz o sistemin öyle kalmasını sağlayabilirdik. Bize kimse de bir şey demezdi. Ama bu böyle olmuyor. Bir bakıyorsunuz bir partili geliyor, o sandık işlemlerinden anlamayan biri oluyor, partizanca da davranabiliyor, sandık başındaki işlemler salim yürütülemeyebiliyordu. Dedik ki bu bir kamu görevlisi olsun, iki bu kamu görevlilerini mülki idare belirlemesin. Mülki idare sadece listeyi teslim etsin. Onların içinden sandık başkanını ve resmi memur üyeyi, seçim kurulu başkanı çeksin kurayla dedik. Seçim kurulu başkanı kim? O ilçenin en kıdemli hakimi. O da sistemde otomatik olarak belirleniyor. Biz o ilçenin en kıdemli hakimin yapacağı işlemlerde tamamen kanunun dışına çıkabileceğini nasıl öngörebiliriz?

Kanun diyor ki, mülki idare amiri teslim edecek, iki kura çekilecek, üç iki katı oranında çekilecek, dört kura çekildikten sonra sandık başkanı olarak görev yapamayacaklar varsa, engeli olanlar varsa; TSK personeli olabilir, polis olabilir, adam yurt dışında ameliyathanede olabilir. Bu engeli olanlar varsa iki kat çekmişiz ya, onları ayır, kalanlardan sen istediğin gibi yerleştir. Ama kamu görevlisi ve engeli olmayanların arasında. Sonra memur üyeyi de aynı bu şekilde yap diyor.
 

"BUNU AYIKLAMAK HEPİMİZİN BOYNUNUN BORCUDUR"
 

Olan ne? Tamamen kanun dışı bir iş yapılıyor. Herkesin yapması gereken şu. Ortada çok açık, çok net bir hüküm var, bir kanun maddesi var. 298/22-23. Buna nasıl uymaz bir seçim kurulu hakimi diye hepimizin bas bas bağırması gerekiyor… Allah göstermesin yarın başkaları da başka şey yapar. Nasıl olsa herkesin yaptığı yanın kar kalıyor anlayışıyla yapar. Biz seçim sistemine güveniyoruz. Seçim mevzuatımıza da güveniyoruz. Burada olan seçim mevzuatının dışına çıkmaması gereken birilerinin, ya kendilerinin çıkması ya da onların çıkmasına sebebiyet veren birilerinin oralarda varlığıdır. O zaman bunu ayıklamak hepimizin boyunun borcudur.
 

"KAMU GÖREVLİSİ OLMAYAN TOPLAM SAYI 19 BİN 623'TÜR"
 

Sandık kurullarına, başkanlarına ilişkin bir takım rakamlar veriliyor. Bakınız, kamu görevlisi olmayan toplam sayı 19 bin 623'tür. Normalde 31 bin 280 sandık var. 62 bin 560 kamu görevlisi görevlendirmemiz gerekirdi. Ama bunların 19 bin 623'ü kamu görevlisi değil. Çok ilginç bir şey. Peki kamu görevlilerinin içerisinde, görev yapmasına engel olan kişiler var mı? Var. Tek tek belirledik, kamudan ihraç edilenler var 12 kişi. Bakın görevden uzaklaştırılanlar, emekli olanlar var, askeri personel var 32 kişi biz tespit ettik. Bunlar askeri personel, asker değil. Bahçıvan, hademe, aşçı. Bunları getirmişler, kesinlikle yapmaması gerekirken sandık başkanlığında görev vermişler. İşsiz olanlar var, banka sandığına bağlı SSK'lılar var, belediye şirketinde işçi olanlar var, SSK'lı olarak diğer şirketlerde çalışanlar var. E şimdi oldu mu? 19 bin 623.
 

"BU TAM KANUNSUZLUK ANLAMINA GELMEZ Mİ?"
 

En son milletvekili seçiminde en fazla oy almış ve orada seçime katılan 5 siyasi parti kurula üye veriyor. Partilerin verdiği üyelerden bahsetmiyoruz. Bu tam kanunsuzluk anlamına gelmez mi? Akşam bir arkadaş örnek verdi. Vermek istemezdim ama hafızamda. Dedi ki birisi… Ben şimdi gittim Valiliğe, güvenlik sebebiyle silah ruhsatı isterim dedi. Sonra valinin imzası diye oradaki hademe imzaladı verdi, silah ruhsatı verdiler. Polis beni çevirdi, valinin imzalamadığı anlaşıldı. Ne olur? Ruhsat iptal edilir, silah geri alınır. Ve yeni bir dosya hazırla başvur.

O kişi valinin imzaladığını biliyor. Kişinin kendisi imzalamıyor. Seçmende sorun yok yani. Vali adına başkası imzalıyor ve bunun imzaladığı ancak polis çevriminde ortaya çıkıyor. CHP diyor ki; ruhsat var ne yapalım diyor. Var da kardeşim imza doğru değil. CHP'nin yaptığı doğru değil. Biz de diyoruz ki bu geri alınması gerekir, yeniden ruhsat için başvurulması gerekir. Seçimin iptali yolunun denenmesi gerekir diyorum. Bu kadar net.
 

"BUNLAR MÜŞTEREK, KASITLI VE ORGANİZELİ YAPILMIŞTIR"
 

Bir iddiada bulunuyoruz; diyoruz ki, bu seçimlerinin belkemiğini sandık sayım döküm çizelgeleri oluşturur. Bütün sistem sandık başkanları üzerinden yürüyor. Kamu görevlisi değilse o torbaları ne yapıyor? seçimden sonra da sayımdan sonra da bu işin temelini sayım döküm cetvelleri oluşturuyor. Kanun ve genelge çok net. İki üye çeteleyi alır, sandık başkanı okur, iki üye tik atmaya başlar. Bunlar karşılaştırılır. İki üye arasında çelişki varsa bir kez daha okunur. Bunun bir takım kanuni olmazsa olmazları var. Mühür, barkot, imza, rakamlar yazılmış, çentikler olmuş olacak. Sayım döküm cetvellerinde acayip hatalar, eksikler var. Bunlar müşterek, kasıtlı ve organizeli yapılmıştır. Mühürsüz oy adedi 5 bin 388'dir. 694'ü imzasıdır, 294'ü boştur, 498 tanesi eksiktir, 1335 tanesinde bir takım eksiklikler söz konusudur.
 

İNCE İŞÇİLİK OLMADAN MÜMKÜN OLABİLİR Mİ?
 

Bakın oyların yazılmasında ilginç şeyler oluyor. Bizim oyumuz başkasına, Başkasının oyu diğer rakibe. 1 ya da 0 oy alan bağımsızın oyu da bize yazılıyor. Bu ince işçilik olmadan mümkün olabilir mi?
 

SADECE SANDIK BAŞINDA DEĞİL!
 

Bir başka usulsüzlüğe örnek; Yine sayım döküm cetveli. Fatih 3183 nolu sandık. Aldığımız oy 116 CHP adayı 151 bizden fazla almış. Peki bu da nizami düzenlenmiş. Tutanakta da sorun yok. İtiraz edilecek bir şey yok. Ama aynı sandık seçim kurulunda girilirken oranın görevlileri AK Parti'ye 0 giriliyor. Sadece sandığın başında değil yani bunlar. Seçim Kurulunda da en güvendiğimiz yerde de memurlar girerken oluyor. Olacak iş değil. ilk 2 aşamada nizami çok güzel şekilde eksiksiz yazılıyor. Bu kez Seçim Kurulu'nda bu yaşanıyor.
 

BÜYÜKÇEKMECE'DE NE OLDU?
 

Ona bir bakalım. Orada da olağanüstü biliyorsunuz itirazımız var. Bu dilekçemizde de yine oraya ilişkin bir bölüm oluşturduk. Bakınız ne olmuş. Büyükçekmece Belediyesi'ndeki bir işçi Mehemt Özgür Samanlı adında bir işçi ilçe nüfus Müdürlüğü'nde görevlendiriliyor. 28 Mart 2017'de oluyor bu. Bu kişi 7 bin 282 kişiyi İstanbul'dan veya Büyükçekmece dışından seçmen kaydı yaptı. Hala soruşturma devam ediyor. Bakalım 3 bin mi 5 bin mi 15 bin mi göreceğiz!

Bizim iddiamız şu: Bu iş son anda başlatılmadı. Bu iş 24 Haziran seçimleri öncesinde başlayan bir kurgu ve çalışma var diyoruz.


NEDEN 24 HAZİRAN?


Bu işler hata değil adeta hukuksal bir tabirle taamüden yapılmıştır. Yani bilerek isteyerek, tasarlayarak yapılmıştır. Ve 24 Haziran seçimleri öncesinden başlıyor bu. Soru şu; Niçin 24 Haziran seçimlerinde değil de bu seçimlerde?

24 Haziran'da en fazla 1 milletvekiline etki edebilirlerdi. Bütün bu oylama 1 vekile etki ediyordu. Ama ne kadar barutu varsa hepsini burada kullanıp İstanbul'da el değişimi sağlayalım diyerek adım atıldı. Bunu sadece bir yerin kurgulaması mümkün değildir. Bu işin beyin takımının kim ve kimler olduğunu önümüzdeki günlerde konuşmamızda fayda var. Ama bu beyin neresiyse orası bütün güçleri birleştirmeyi becermiş. Yasal-Gayriyasal bütün yapılanmalardan istifade etmeyi becermiş.


BİR TARTIŞMA KONUSU DAHA: YASA KAMU HİZMETİNDEN YASAKLI OLANLAR SEÇMEN OLAMAZ DİYOR


Bakın bir tartışma daha başlatalım. Kamu hizmetinden yasaklı olanlar seçme hakkına da sahip değildir diyor. Aşağıdaki kimseler seçmen olamaz diyor yasada.

1- Kısıtlı olanlar
2- Kamu hizmetinden yasaklı olanlar

Mahkeme kararı gerekir mi? Hayır. Kanun çerçeveyi çizmiş. Hatta uluslararası sözleşmeler her şeyin çerçevesini çizmiş.

Şimdi diyorum ki ben bunlar nasıl olur? Ve KHK ile ihraç edilenler özellikler sandıkların başında nasıl görevlendirilir?


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.