AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk'ten Demokrasi Haber'e özel açıklamalar (II)

Türk siyasetinin yakından tanıdığı, sevdiği ve saydığı, AK Parti İstanbul milletvekili Metin Külünk, röportaj talebimizi kırmadı ve bizi ofisinde ağırladı.

AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk'ten Demokrasi Haber'e özel açıklamalar (II)

Bir milletvekili için fazlaca mütevazı olan ofisine gittiğimizde, kendisini yoğun işlerle ve sürekli çalan telefonu ile kitapların arasında bulduk.

İnandığı hak dava için gece gündüz çalışan, kapısı herkese 24 saat açık, İstanbul halkının yakından tanıdığı, Recep Tayyip Erdoğan’ın yol arkadaşı, memleketi Rize’yi duruşundan, halinden bile hissettiren birisi Metin Külünk.

Bölge coğrafyasındaki gelişmeleri iyi okuması ve dünya  tarihini konusunda derin bilgisi nedeniyle öngörüleri gerçek olan yetkin bir siyasi isim.

Bize zaman ayırdığı için bir kez daha Sayın Metin Külünk’e teşekkür ediyoruz.

İşte Metin Külünk ile yaptığımız röportajın ikinci kısmı : 

AK Parti artık her anlamda öyle bir büyük bir hale geldi, kurumsallaştı. Bir kurum gibi oldu. Ve kurumsallık profesyonel olsa da, bazen işler ağırlaşır. Özellikle ilçe teşkilatlarında bu anlamda kadrolaşmalar olduğu söyleniyor. Bu durum bir iç çöküşe neden olabilir mi? Erdoğan, izole ediliyor olabilir mi? Erdoğan’ı anlayan samimi insanlar yerine, makam ve mevki peşindeki insanlar etrafını kuşatmış gibi. Sizin tanışıklığınız çok önceye dayanıyor. Yapılan bu politikalar ne kadar doğru, ne yapılmalı?
 
Erdoğan’ı anlamak geçtiğimiz 100 yılı anlamaktır. Erdoğan’ı anlamak geçtiğimiz gelecek 100 yılı anlamaktır. Ama liderlerin anlaşılmak kadar anlaşılmamak gibi de bir şanssızlıkları vardır. Sayın Erdoğan’ı sokaktaki vatandaş çok iyi anlıyor. Sütçüsü anlıyor, köylüsü anlıyor, memuru anlıyor. Esnafı anlıyor. Sayın Erdoğan’ın durduğu yeri bu millet anladığı için 15 Temmuz’da Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısından önce de millet tankların önüne çıktı. O çağrıdan önce de, uçakların önüne çıktı. Dolayısıyla Sayın Erdoğan ile millet arasında doğrudan bir bağ var. Ama liderlerin bir de şanssızlığı vardır. Liderler ne yakınındakiler tarafından anlaşılmaz. Liderlerin en yakındakiler veya orta yakınındakiler “işletme körlüğüne” düşerler. İşletme körlüğü, neden ortaya çıkar? İşletme körlüğü aslında bir statüko zafiyetidir. Statüko nasıl ortaya çıkar? Bir müddet sonra elde edilen güç, elde edilen güç üzerinden açılan alanlar, sokaktan sizi koparır. Ahmet Emmi’den ,Ayşe Ana’dan, Ali Efendi’den, üniversiteye giden Onur’dan sizi koparır. Ve o kopuş o cümleyi ürettirir: “Ben gücümü nasıl korumalıyım? Bu güç elimden gitmemeli. Bu gücü korumak için hangi adımları atmalıyım?” sorularını sorduğunuz andan itibaren, bu sorunun cevabı millete giderek verilmeli. Milletin gözünün içine bakarak, milletle bütünleşerek bu sorunu cevabını vermeliyim derseniz, millet sizi yeniler, güçlendirir. “Millete gidersem, millet elimdeki gücü sorgular, millet elimdeki gücü nasıl yönettiğimi sorgular, millet elimdeki güç üzerinden neler yaptığımı sorgular, onun için millete gitmeyeyim, elimdeki güç üzerinden gücümü tahkim edecek statik bir yapı inşa ederek, nasıl olsa millet bize mecbur, nasıl olsa sandıkta başkasına oy verecek hali yok, nasıl olsa Sayın Erdoğan’dan daha güçlü bir lider yok, bu millet kendi menfaatlerini korumasını ve kollamasını bilir, bu millet Kılıçdaroğlu’na mı oy verecek, bu millet Sayın Erdoğan’dan başka birisi çıksa ona mı oy verecek?Hayır. Nasıl olsa bu millet Sayın Erdoğan’a ve AK Parti’ye oy verecek, o zaman benim gücümü korumam, benim statükoyu korumam doğru olandır. Nasıl olsa bu millet sandığa gittiği zaman benden başkasına oy veremeyeceğine göre, bu güç de benden başkasına gitmesin, o zaman statükoyu koruyayım” diyerek ortaya çıkan bu fotoğraf aslında liderin milletle kurduğu ilişkiyi anlamamayı ifade eder.

AK Parti’nin tabanında hiçbir problem yok. Mahallede problem yok. Mahallede, sandığını tutan, hesapsız olarak bu davaya inanmış, beklentisiz, çıkarsız, tereddütsüz, tek çıkarı ve beklentisi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bu topraklardaki gücünün korunması ve yükselişi olan AK Parti’nin dip dalgasında asla problem olamaz. İlçe teşkilatlarında da yukarıya doğru çıkıldıkça üzgünüm ki bir statüko inşasının, bir statüko inşa zafiyetinin kısmen de olsa mevcut olduğunu görüyoruz. Tüm bunları biz neden söylüyoruz? AK Parti’nin kaderi milletin kaderi ile kesişmiştir. Ve devletin kaderi de AK Parti’nin kaderi ile kesişmiştir. Eğer, AK Parti bu süreçte, milletin gözünün içine bakarak kurulmuş ve milletin adamı bir liderin söylediklerini doğru anlayacak bir dönüşümü, yenilenmeyi başarmazsak, bu sadece bireysel anlamda kendimizi etkilemez, topyekûn ümmeti, insanlığı etkileyecek. Çünkü AK Parti’nin, teşkilatların durduğu yer, doğrudan insanlığın durduğu yer ile alakalı bir yer. Bunu iyi düşünmek mecburiyetindeyiz. Ondan dolayı Sayın Cumhurbaşkanımızın durduğu yeri Güneysu’daki Naci Hoca kadar tepe yönetimi de anlamalı. Anlamak zorunda. Sayın Erdoğan’ın durduğu yeri Hakkari’deki Hasan ağabey kadar, benim de anlamam gerek, milletvekilin de anlaması gerek. Değil biz, anlamayız, anlamamakta ısrar ediyoruz.Ne yapacağız?

Biz gücümüzü koruyalım, 2019’da kimler belediye başkanı adayı olacak, kimler meclis üyesi olacak, kimler belediye başkanlığını bırakmayacak ve ya 2019’da kim milletvekili olacak, kimler milletvekili olmalı? Karşılıklı dar alandaki güç ittifakları üzerinden bire süreç yönetmeyi ben asla, AK Parti gibi insanlığın kaderine doğrudan etki edecek bir yapıda karşılığının olmayacağını düşünmek isteyenlerdenim. Ama açıkça ifade edeyim ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın doğru anlaşılması gerektiğine inananlardanım. Temenni ederim ki, tepe yönetimindeki arkadaşlarımız da Sayın Cumhurbaşkanımızın Karadeniz seyahati boyunca söylediklerini, sokaktaki vatandaşlarımız nasıl anlamış ise hepimiz, ben de bir milletvekili olarak ifade ediyorum anladığımız ve gerekeni yerine getireceğimizin temennisi içindeyim.


 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.