Koronavirüs Dosyası 3

Koronavirüsten sonra ne olacak? Süreçten sonra salgın tekrar sıçrayabilir mi? Olası yeni bir salgına karşı alınacak en iyi önlemler

Koronavirüs Dosyası 3
08 Nisan 2020 Çarşamba 20:13

KORONAVİRÜSTEN SONRA NELER OLACAK?

Koronavirüs ile ilgili en çok merak edilen konulardan biri de “bundan sonra ne olacağı”. Salgın azalacak mı, ne zaman sona erecek, salgının şiddeti ne yönde ilerleyecek?

Salgın hastalıklar, tarih boyunca, derin siyasi ve toplumsal değişimlere yol açmıştır. Bugün tanıdığımız dünyanın, salgınların da katkısıyla şekillendiğini söylersek abartmış olmayız. Salgınlar dolayısıyla birçok sanatsal gelişim yaşandı, toplu ölümler; din, varlık ve kimlik üzerine sorgulanmaların yapılmasına neden oldu.

VEBA SALGININDAN SONRA NELER OLMUŞTU

Koronavirüs 1 yazısında da bahsettiğimiz Kara Ölüm’ olarak da bilinen veba, Avrupa nüfusunun yarısının hayatını kaybetmesine sebebiyet verdi.

Britanya gibi bir ülke dahi, salgından önceki nüfus oranını, ancak iki yüz yıl geçtikten sonra yakalayabildi.

Nüfus oranlarındaki bu dramatik düşüş, işçi sayısının da yetersiz gelmesine neden oldu. İşçiler bunu fırsat bilerek haklarının arttırılmasını talep etti. İşçilere olan talebin artması da, işçilerin ilk kez başka mülkiyetlerde çalışma amaçlı yolculuklar yapmasıyla sonuçlandı.

İşçi ücretlerinin artması, çiftlik sahiplerinin başka iş kollarında yatırım olanakları aramasına neden oldu. Bu nedenle daha düşük maliyetli olan tarım sanayinin gelişimi hızlandı. Bu süreçte aşamalı olarak ‘evliliklerin’ mahiyeti değişti ve kadınlar iş dünyasında yer almaya başladı.

Çiftçiler de farklı sektörlerde yer almaya başladı. Yani veba, toplumsal, ekonomik ve teknik değişimin tohumlarını ekerek, bundan dört asır sonra sanayi devriminin yaşanmasına dolaylı katkı sağlamış oldu.

Nitekim veba çok sayıda din adamının da hayatını kaybetmesine neden olmuştu.

Kiliseler o zamanlar tedavi merkeziydi ve yine din adamları ölülerin ardından ayin düzenledikleri için tehlikeye maruz kalıyorlardı.

Veba salgını Hristiyan dinini de etkiledi. Katolik Kilisesi’nin veba salgınından sarsılmış olarak çıkması, Protestan devriminin önünü açtı. Artık bir daha Hristiyanlık eskisi gibi olmayacaktı.

Salgın hastalıklar, tarihin, siyasetin ve sanatın mecrasını değiştirdi. İnsanların güzellik algısı değişime uğradı, Viktorya Devri’nde (19’ncu yüzyılın ikinci yarısı) tüberküloz hastalığı, solgunluk ve zayıflığın bir güzellik kriterine dönüşmesine şahit olundu.

KORONAVİRÜSTEN SONRA NELER OLACAK?

Henüz koronavirüs salgınında ölenlerin sayısı veba salgınına göre düşük olsa da, getirilerinin benzer olması bekleniyor.

SALGIN SONRASI NASIL BİR KÜRESEL EKONOMİ İLE KARŞI KARŞIYA GELİNEBİLİR?

Virüs salgını sonrası küresel ekonomik yapıyla ilgili farklı boyutlarda dramatik değişimler yaşanması söz konusu olabilir. Çokuluslu şirketler bu derece ciddi bir arz şokuyla yeniden karşılaşmamak için yatırım ve üretim stratejilerini baştan aşağıya gözden geçirebilirler. Bu bağlamda küresel tedarik zincirleri “dünyanın fabrikası” olarak anılan Çin başta olmak üzere Doğu Asya ülkelerinden diğer bölgelere doğru kayabilir. İmalat sanayiinde yüksek üretim deneyimi ve beşeri sermayesi olan ve çeşitli lojistik avantajlara sahip gelişmekte olan ülkeler, uzun vadede daha fazla doğrudan yabancı sermaye çekerek küresel tedarik zincirlerine daha yoğun bir oranda eklemlenebilirler. Ancak gelişmiş Batılı ülkelerde artan korumacı önlemler ve küreselleşme karşıtlığının bir yansıması olarak Amerikan ve Avrupa menşeli bazı çokuluslu şirketlerin fabrikalarını kendi ülkelerine kaydırmayı planlamaları söz konusu olabilir. Bu üretim transferinin gerçekleşmesini kolaylaştırmak üzere fabrikalarda düşük ücretli mavi yakalı çalışanlara olan ihtiyacı azaltmak için akıllı robotların kullanımı daha önce tahmin edilenden daha hızlı yaygınlaşabilir.

Virüs çalışma koşullarında da ciddi değişimlerin önünü açabilir. Yeni nesil teknolojiler sayesinde daha kolay hale gelen esnek çalışma saatleri ve evden çalışma modelleri daha hızlı şekilde yaygınlık kazanabilir. Bu trend özellikle hizmetler sektöründe kendini daha derinden hissettirecektir. Bununla birlikte bireylerin turizm, hijyen ve sağlık alanlarına yönelik tüketim alışkanlıklarında da değişimler gözlenebilir.

Birçok ülke virüs salgınının ekonomi üzerinde yaratacağı tahribatı mümkün olduğunca asgari düzeylerde tutmak için eşine az rastlanır miktarlarda genişletici maliye politikası paketleri açıklamaya başlamıştır. Para politikalarının yetersiz kalacağı bu ortamda mali teşvikler son derece gereklidir. Şu aşamada ülkeler genişletici maliye politikalarının maliyetini ve olası yan etkilerini düşünecek durumda değildir. Ancak virüs salgını atlatıldıktan belli bir süre sonra artan bütçe açıklarının nasıl finanse edileceği ve kamu borç seviyesinin nasıl yönetileceği düşünülmeye başlanacaktır. Bu noktada halihazırda 250 trilyon doların üzerinde olan ve önümüzdeki dönemde daha hızlı artacak küresel borç seviyesinin sürdürülebilir makul seviyelere indirilmesiyle ilgili uluslararası ölçekte bir “saç tıraşı” (borç silinmesi) gündeme gelebilir. Ülkeler kendi içerisinde ise bütçe açıklarını kapatmak için yüksek gelirli grupların aleyhine olacak şekilde ciddi vergi reformlarına imza atabilirler. Küresel borç ve vergi reformlarına yönelik hem ulusal hem de uluslararası ölçekte güç mücadeleleri yaşanabilir. Son olarak birçok ülkenin sağlık sisteminde köklü reformlara gitmesi de sürpriz olmayacaktır.


KORONAVİRÜS SALGINI KÜRESEL SİSTEMDE NASIL BİR ETKİ ORTAYA ÇIKARIR?

Küresel sistemin üç dinamiği olduğunu söylemek mümkün: aktörler/devletler, uluslararası kurumlar ve uluslararası rejimler. Küresel sistemin Koronavirüs salgınından nasıl etkileneceği konusu hangi senaryonun gerçekleşeceği ile doğrudan ilgili. Eğer iyi senaryo gerçekleşir ise salgının 2020 sonunda tamamen kontrol altına alınması ve ortaya çıkardığı küresel etkilerin giderilmesi için iyileşme dönemine girilmesi beklenebilir. İyi senaryoda küresel sistemin mevcut haliyle devam etmesi yüksek bir olasılık olarak öne çıkmaktadır.

Kötü senaryo gerçekleşerek salgının kontrol altına alınamaması durumunda ise ortaya çıkaracağı enkaz küresel sistemin temel sütunlarının yeniden yapılandırılmasını beraberinde getirebilir. Aktörler bazında ABD’nin küresel liderliğinin sorgulanması daha da sert bir noktaya taşınabilir hatta bazı senaryolara göre Washington yönetimi küresel liderliğini kaybedebilir. Çin gibi aktörler bu süreçte kendi küresel rollerini yeniden konumlandırarak yeni liderlik için daha sert manevralar yapabilir. Uluslararası kurumların kapasite ve krizle baş etme konusunda zayıflıkları nedeniyle yeniden yapılandırılmaları söz konusu olabilir. Uluslararası rejimler ise en çok sorgulanan olguların başında yer alabilir. Küreselleşme, uluslararası tedarik zinciri, uluslararası havacılık ve mobilizasyon düzenlemeleri de kökünden değişebilir.

Her durumda salgın sonrası ABD-Çin geriliminin kriz öncesi duruma göre daha farkı seyredeceğini söyleyebiliriz.

Bunların başında da, küreselleşme ve göçmen karşıtı sağ tandanslı projelerin yükselişi gelmektedir. Teknolojinin insan ilişkilerinin yerini alacağı da öngörülebilir. 

TÜRKİYE SÜRECİ KUSURSUZ YÖNETİYOR

Ekonomik şartlarının göklere çıkartıldığı ABD, ve Avrupa ülkeleri koronavirüs karşısında çaresiz kalmışken, Türkiye bu mücadeleyi çok doğru bir şekilde yürütüyor.

Koronavirüs nedeniyle sağlık sektöründe ne kadar ileride olduğumuz bir kez daha ön plana çıktı. “Dünyayı yöneten” Amerika Birleşik Devletleri’nde koronavirüs tedavisi için vatandaştan otuz bin dolar istenirken, ülkemizde bu tedaviler ücretsiz yapılıyor.

Yerin dibine sokulan şehir hastaneleri, tablo kötüleştiğinde cankurtaran rolü üstlenmiş durumda. Bazı kesimlerin gereksiz bulduğu KYK yurtları bugün bir numaralı karantina merkezleri konumuna geldi. Kimilerinin 7/24 yerdiği ahlak anlayışımız ve geleneklerimiz, virüs nedeniyle hayatını kaybetme eşiğine gelen yaşlıları en güvenli yoldan korumamızı sağlıyor. Zekat ve hayır hasenatta bulunma gibi dini pratiklerimiz, kurumlarımız işleri bozulan, kazancı kritik düzeylere düşmüş kişilere yardım yapmanın tetikleyicisi olacak.

Türk Devleti olarak daha önce 15 Temmuz gibi bir darbeye karşı birlik olarak mücadele ettik, şimdi de koronavirüs darbesine karşı bir olmuş durumdayız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan öncülüğünde, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Bilim Kurulu, sağlık çalışanlarımız ve benzeri tüm kurumlar ve bireyler tek yumruk haline geldi virüsü indirmek için çalışıyor.

Koronavirüsün ülkemize geç gelmesinin ve geldikten sonra salgının hızlı ilerlememesinin en büyük sebeplerinden biri devletimizin bu süreçte gösterdiği doğru politika.

Birçok Avrupa ülkesinde eğitimlere ara verilirken bizim devletimiz en pratik çözüm olan uzaktan eğitim sayesinde koronavirüsün engellerine karşı koydu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve sağlık çalışanlarımız gecesini gündüzüne katarak birçok hastayı sağlığına geri kavuşturdu. Hazine ve Maliye Bakanlığı vatandaşın mağdur olmaması için ekonomik paketler oluşturdu.

65 yaş ve üzeri vatandaşlarımızın evlerine ihtiyaçları götürüldü, Toplu taşıma alanlarına dezenfektanlar konuldu, PTT üzerinden tüm Türkiye’ye ücretsiz bir şekilde haftalık 5 maske dağıtımına başlandı ve bunlar hiçbir çıkar düşünülmeden, yalnızca Türk halkı için yapıldı. Herkesi derinden etkileyen bu süreçte psikolojik olarak ayakta kalmamızı sağlayan devletimize buradan teşekkür ederiz.

SÜREÇ TAMAMLANDIKTAN SONRA SALGIN TEKRAR ORTAYA ÇIKABİLİR Mİ?

Koronavirüs etkisiz hale getirildikten sonra ilerleyen zamanlarda tekrar ortaya çıkabilir mi? Yeni bir virüs türü görme ihtimalimiz ne?

Koronavirüs salgının ortaya çıkma sebebini hatırlayalım. Çin’in Wuhan kentindeki canlı hayvan pazarı. Bu hayvan pazarlarından sadece Çin’de yok. Doğu Asya’nın hemen hemen tamamında canlı hayvan pazarları etkin ve bu pazarlar aynı mantıkla açık olmaya devam ettiği sürece gerek yeni tip koronavirüs gerek de yeni bir virüs türüyle karşı karşıya gelme ihtimalimiz yüksek.

Biz bunu bugün söylüyoruz fakat canlı hayvan pazarlarındaki tehlikeyi daha önce anlatmak isteyenler oldu. Bunlardan birisi de Epidemiyolog Lary Brilliant.

Çiçek hastalığını yok etmede öncü rol alan Lary Brilliant, 2007 yılında yaptığı TED konuşmasında bundan sonra gelebilecek olan virüslerin ne şartlarda ortaya çıkabileceğinden bahsediyor ve insanları uyarıyor.

Uyarıların en büyüklerinden birini yapan isimlerden biri de Salgın Hastalık Danışmanı Dr. Dennis Carrol.

Dr. Dennis Carrol, 2018 yılında yaptığı açıklamada Asya’da bulunan hayvan pazarlarındaki hayvanlardan özellikle yarasalardan insanlara virüs bulaşabileceğini söyledi. Ne kadar tuhaf değil mi? 2018 yılında uyarılmasına rağmen hiçbir önlem alınmamış ve tam isabet olarak hayvan pazarından ve yarasadan bulaşan yeni tip koronavirüs (Covid-19), dünyayı kasıp kavurdu.

OLASI BİR SALGINA KARŞI ALINACAK EN İYİ ÖNLEM

Dr. Dennis Carrol’un da, Lary Brilliant’ında yeni çıkabilme potansiyeli olacak salgınlara karşı önerdiği iki önlem var.

Bunlardan biri Asya’daki hayvan pazarlarını daha hijyenik hale getirmek. İkincisi ise hayvan pazarlarını kökünden kapatmak.

İkinci seçenek daha garanti bir önlem gibi dursa da bunu yapmak pek mümkün görünmüyor. Çin, ekonomik gücü sebebiyle bu pazarları kapatsa çok zorlanmayacağı gibi, diğer Asya ülkelerinin böyle bir avantajı bulunmuyor. Birçok Asya ülkesindeki halkın geçimi bu hayvan pazarlarından sağlanıyor. Bu sebeple kapatılması konusu bu ülkelere çok zor durumlar altında bırakır.

YAZAR: METİN TAŞ


Etiketler; #koronavirüs

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.