Papağanlarıyla beraber renkli içerikleri olan sosyal medya fenomeni Hasan Mertcan Tonyalı kimdir?

Papağanlara olan ilgisiyle bilinen ve yetiştirdiği papağanlarıyla sosyal medyada renkli içeriklere sahip olan Hasan Mertcan Tonyalı kimdir? Papağanlara ilgisi nereden geliyor? Hasan Mertcan Tonyalı özel röportaj…

Papağanlarıyla beraber renkli içerikleri olan sosyal medya fenomeni Hasan Mertcan Tonyalı kimdir?
03 Şubat 2021 Çarşamba 12:51

Hem papağan yetiştiriciliği yapan hem de papağanlarıyla beraber sosyal medyada fenomen olan Hasan Mertcan Tonyalı Demokrasi Haber'e özel açıklamalarda bulundu.

HASAN MERTCAN TONYALI KİMDİR?

“ Adım Hasan Mertcan Tonyalı. İstanbul, Beykoz’da yaşıyorum. 19 Kasım 1993 doğumluyum. Üniversite olarak ilk önce bilgisayar programcılığını bitirdim ardından bilgisayar mühendisliğini bitirdim."

"KUŞLARA KARŞI HOBİM ÜNİVERSİTEDE BAŞLADI"

"Üniversite zamanlarında kuşlara karşı bir hobim vardı. Güvercin, muhabbet kuşu tarzında kuşlar besliyordum. Sonra bu kuşları üretmeye başladım. Ürettiğim yavruları çevremdeki insanlara verdim. Sonrasında ilgim giderek artmaya başladı. İnsan bir şeyi başardıkça daha iyisini başarabilir mi diye düşünüyor. Bu düşünceyle biraz limitleri zorladım ve papağan gibi biraz daha farklı türlerden kuşlara yöneldim. Sultan papağanı üretmeye başladım. Sultan papağanıyla birlikte Cennet papağanı tarzında ufak tür papağanların üretimiyle ilgilendim. Bu papağanlarda da başarılı olunca hedefin en yükseğindeki kuşlara yönelmeye başladım. Şu an beslediğim 4-5 tür kuş var. İsimleri şu şekilde: Pakistan papağanı, Alexander papağanı, Eclectus papağanı, Monk papağanı. Ben bu 4 tür üzerinde profesyonelleştim. Özellikle Monk papağanı ve Eclectus papağanında iyi bir bilgi birikimine sahibim. Bu bilgi birikimi de zamanla oluyor. Bu işi öğrenebileceğiniz insan sayısı bu ülkede çok az. Bir yere başvurarak veya birinden bilgi alıp bu işi yapacağım derseniz maalesef başarılı olamıyorsunuz, ülkemizde maalesef bu tarz egzotik hayvanların beslenmesi, üretilmesi biraz sıkıntılı bir durum. Gerek resmi kuruluş olarak gerek de imkan olarak size saydığım papağanların bir kısmı dünya üzerinde korunmuş türler arasında geçiyor. Bunu da kısaca açıklayacak olursak bu hayvanları nesli tükenmiş hayvanlar kategorisine koymuşlar, o yüzden sayıları belli. Belirli sayıda oldukları için, bu hayvanlara ulaşamıyorsunuz. Mesela maddi olarak bir hayvanın değeri 5 bin TL olarak belirlendiyse ben 15 bin TL verip o papağanı almak istiyorum deseniz dahi alamıyorsunuz çünkü bunlar yurtdışından ithal olarak geliyor. Ülkemizde bu ithalatı yapan firmalar var kuşları onlar getiriyor biz de onlardan ücretini ödeyerek evraklı bir şekilde teslim alıyoruz. Evraklı bir şekilde teslim aldığımız için beslememizde herhangi bir problem görünmüyor."

"BU İŞTE PROFESYONELLİK ÇOK ÖNEMLİ"

"Ben bu işi yabancı kaynakları araştırarak öğrendim. Mesela Monk papağanının kuluçka süresi ile ilgili çok büyük bir sıkıntısı var. Hayvan yumurtluyor, kuluçka makinesine koyduğunuz zaman veya annesinin altına yatırdığınız zaman yumurtalar gelişimini tamamlayamadan ölüyor. Neden öldükleri konusunda herhangi bir fikir alabileceğiniz insan yok. Varsa da bunlar 1-2 kişi. Biz de bu insanlarla sürekli olarak diyalog halindeyiz. Ben onlara bilgilerimi iletiyorum, onlar bana bilgilerini iletiyor ve bu şekilde fikir alışverişinde bulunuyoruz. Önce de söylediğim gibi yabancı kaynaklardan da edindiğimiz bilgiler var fakat bunları ne kadar kaynaklardan öğrensek de besleyiş tarzı, bulundukları iklimden dolayı bu bilgiler bazen işe yaramayabiliyor, onları deneyerek öğreniyorsunuz. Örnek veriyorum bazı kuluçka makineleri için ısı nem değerleri var, bu değerleri veriyorsunuz, yumurtayı günlük tartıyorsunuz, yumurtaların kuluçka süresi boyunca bulundukları gramaj olarak biraz değer kaybetmeleri lazım. Bu değer bütün papağan türlerinde aynıdır. Mesela kuluçka sonlandığı zaman bir hayvan 10 gramsa yüzde 13 ila yüzde 18 arasında gramaj kaybetmesi gerekiyor. Biz bunları her gün hassas terazi ile tartıyoruz. Yumurtanın ağırlığı kayıt altına alınıyor. 24 saat sonra tekrar yumurta tartılıyor. yüzde 13 ile yüzde 18 arasındaki değerler yakalanabiliyor mu, değerlerin üstünde mi veya altında mı kalıyoruz onlar inceleniyor. Altında kalıyorsak ona göre nem ayarını yapmaya çalışıyoruz. Eğer nem azalırsa yumurtanın kilo kaybı artıyor, nem çoğalırsa yumurtanın kilo kaybı azalıyor. Biz bu verilere göre yumurtanın nem ve sıcaklık oranlarıyla oynuyoruz. Eğer sıcaklık artarsa hayvanın çıkım günü sayısı aşağı doğru iniyor. Normal şartlarda 21 günde çıkıyorsa ve biz sıcaklığı biraz yüksek girmişsek, içerisindeki embriyo 20. günde dünyaya gelmeye çalışıyor ve bu onun için bir dezavantaj oluyor. O yüzden bunlar gözlem altına alınıyor. Uygun sıcaklık ve nem değerleri bulunduktan sonra birçok yumurtaya yüzde 99 çıkım sağlayabiliyorsunuz. Eğer yavruyu kuluçka makinesinden çıkartıyorsanız annesi bakmıyor, sizin bakmanız gerekiyor. Yavru ilk çıktığı gün iki saatte bir beslenmek zorunda. Yani 24 saatte 12 sefer besleniyor. Yaklaşık her gün 1 gram alıyor ve büyüdükçe bu gram oranı yükseliyor. Bu hayvanlar yaklaşık 60 gün elle besleniyor. Günde 12 seferlik beslenme periyodu hayvanın yaşı ilerledikçe azalıyor. Tahmini olarak söylüyorum, hayvan 10 günlük olduğu zaman günde 12 seferlik beslenme oranı 8’e düşüyor, hayvan 30 günlük olduğu zaman 4’e düşüyor. Bu konuda biraz profesyonelleşmek gerekiyor. Belli makineler var mesela. Hayvanı annesinin altındaymış gibi o ısıyı, o nemi verebilecek makineler var. Yoğun bakım ünitesi deniyor bu makinelere. Ülkemizdeki veteriner kliniklerinde bulunuyor bu makineler. Biz de bu makineyi kliniklere malzemeyi satan insanlardan temin ettik. Bu makine ısı ve nemi hayvanı annesinin altında hissettirecek şekilde ayarlayabildiği için yavrunun büyümesinde herhangi bir dezavantaj olmuyor."

"HER PAPAĞANIN HEMEN KONUŞMASINI BEKLEMEYİN"

"Papağanlara ilgisi olan insanlar ilk önce maddi olarak araştırmalara başlıyorlar. Bir papağanın değeri aynı tür olmasına rağmen bin TL’de olabilir, 10 bin TL’de olabilir. İnsanlarımız daha çok maddi boyutundan değerlendirdikleri için biraz aceleci davranıyorlar. Bu sebeple bazen aldıkları hayvanlar beklentilerini karşılamıyor. Mesela bin TL’ye aldıkları papağan onlara yabancı olarak geliyor. Isırma eylemi olabiliyor, konuşma açısından sıkıntı yaşayabiliyor. Aynı türün 5 bin TL maliyetini olanı aldıkları zaman aldıkları papağan daha konuşmaya yatkın oluyor. Bunun nedeni ise hayvanların konuşmalarının ortaya çıkmasının evcillikleri doğru orantılı ilerlemesi. Eğer hayvan yabani ise konuşma şansı daha düşük oluyor. Yabani bir papağan alan kişilerin konuşmasından önce bu papağana iyi bir eğitim vermesi gerekiyor. İlk önce hayvanı kendilerine alıştırmalılar ve eğitmeliler. Eğitimden sonra hayvan evcilleşiyor. Evcilleştikten sonra konuşma eğitimi veriliyor. Konuşma eğitimi belli bir ölçüte bağlı değil. Hayvana bazı kelimeleri tekrarlıyorsunuz, hayvanın içinde varsa sizden duydukça o kelimeleri öğreniyor ve taklit etmeye başlıyor. İlk başlarda kelimeyi anlaşılmayacak şekilde çıkarmaya başlıyorlar. Sonrasında sizlerin de eğitmeye devam etmenizle beraber kendilerini geliştiriyorlar ve net bir şekilde telaffuz etmeye başlıyorlar. Benden papağan alan kişilerde genelde bu papağan konuşur mu tarzında sorular geliyor ama papağanın evcil olması konuşmasından daha önemli, evcil bir papağanın konuşmama şansı çok düşük."  

Hasan Mertcan Tonyalı'nın Instagram hesabına ulaşmak için tıklayınız.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.