Başkan Erdoğan: Mülteci meselesi birkaç ülkenin çabasıyla önlenemez

Başkan Recep Tayyip Erdoğan 1. Küresel Mülteci Forumu'nda katılımcılara hitap etti.

Başkan Erdoğan: Mülteci meselesi birkaç ülkenin çabasıyla önlenemez
17 Aralık 2019 Salı 13:48

Başkan Erdoğan'ın konuşmasından satıbaşları;

Uluslararası toplum geçmişte emsaline az rastlanır bir göç kriziyle karşı karşıya bulunuyor. Bugün dünya genelinde 260 milyona yakın göçmen, 71 milyonun üzerinde yerlerinden edilmiş kişi ve 25 milyonu aşkın mülteci bulunuyor. Bu sayı, ekonomik nedenler yanında açlık, kıtlık, iç savaşlar, terör saldırıları ve siyasi belirsizlikler gibi sebeplerle gün geçtikçe artıyor.
 
"20 BİN İNSAN AKDENİZ’İN AZGIN DALGALARININ KURBANI OLDU"
 
İnsanlar, sadece daha iyi bir iş, daha yüksek bir hayat standardı için değil; hayatlarını idame ettirebilmek için, karınlarını doyurabilmek, çocuklarına bir lokma ekmek bulabilmek için göç etmek zorunda kalıyor. Çıkılan bu umut yolculukları maalesef çoğu zaman ölümle, felaketle sonuçlanıyor.
 
Sadece son 7 sene içinde çoğu kadın ve çocuk 20 bin insan Akdeniz'de azgın dalgaların kurbanı oldu. Sahra Çölü’nün cehennem sıcağında binlerce masum hayatını kaybetti. 
 
"TÜRKİYE, İNSANİ YARDIMDA DÜNYANIN EN CÖMERT ÜLKESİDİR"
 
Bugün mülteci sorunu diye genelleştirdiğimiz meselenin arka planında büyük bir dram, acı bir hikâye vardır. Sahile vuran minik çocuk cesetleri, bu sorunun artık daha fazla görmezden gelinemeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. Bütün bunları çatışmaların ve düzensiz göç hareketlerinin uzağında bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak söylemiyorum. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan bir ülkenin Devlet Başkanı olarak ifade ediyorum.
 
Türkiye, aynı zamanda insani yardımlarda milli gelire oranda dünyanın en cömert ülkesidir. Hiçbir ülkenin, günümüz dünyasında mülteci sorununa coğrafi uzaklık-yakınlık merceğinden bakma lüksü yoktur. Dünyanın devasa bir köye dönüştüğü, mesafelerin anlamını yitirdiği bir dönemde hepimizin kaderi ortaktır. Bugünkü toplantımızın mülteci ve göç krizinin insani bir bakış açısıyla yeniden ele alınmasına vesile olmasını diliyorum.
 
Küresel Mülteci Forumunun gözlerini ve gönüllerini bize yöneltmiş tüm mazlumlara umut olmasını temenni ediyorum.
 
"AYRIM YAPMADAN HERKESE KUCAK AÇTIK"
 
Türkiye, düzensiz göç ve mülteci akınlarının yükünü dünyada en ağır hisseden ülkelerin başında geliyor. 3,7 milyonu Suriyeli olmak üzere, 5 milyona yakın yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapıyoruz. Suriye’de çatışmalar başladıktan sonra açık kapı politikası uygulayarak, ülkemize sığınan hiç kimseyi geri göndermedik.
 
İmkanları bizden katbekat fazla ülkeler, mültecilere sayıları onlarla ifade edilen kotalar koyarken, biz ırk, din, dil, etnik köken ayrımı yapmadan herkese kucak açtık.
 
Birkaç münferit hadise dışında hamdolsun mültecileri ötekileştirecek, dışlayacak, onları düşmanlaştıracak hiçbir üzücü olay yaşanmadı. Devlet olarak vatandaşlarımıza hangi imkânları sağlıyorsak, ülkemize sığınanlara da aynısını sağlıyoruz.
 
Varil bombalarından kaçan insanlara biz kapımızı kapayamazdık. Suriyeli kardeşlerimizin kendi kendilerine yeter konuma gelmeleri için eğitimden, sağlığa, istihdamdan kadınlar ve çocuklar gibi hassas kesimlerin korunmasına kadar gereken her türlü çabayı gösteriyoruz.
 
 "21 BİN 300 SURİYELİYE YÜKSEKÖĞRENİM VE TÜRKÇE DİL BURSU VERDİK"
 
Bakınız burada özetin özeti diyebileceğim bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Eğitim çağındaki bir milyon Suriyeli çocuğun, 685 binine okul imkanı sunuyoruz. Okul çağındaki Suriyeli çocukların okullaşma oranını, 5 yılda yüzde 30’dan yüzde 63’e çıkardık. 34 bin Suriyelinin ülkemizde lisans ve lisansüstü eğitimi almasının önünü açtık.
 
Dünya genelinde mültecilerin yükseköğretime erişim oranı yüzde 1 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 6'dır. Bugüne kadar 21 bin 300 Suriyeliye yükseköğrenim ve Türkçe dil bursu verdik. 
 
Suriyeli ve diğer göçmen çocukların evlatlarımızla beraber aynı sınıflarda eğitim almasını temin ettik.
 
"GÖÇMEN SAĞLIĞI MERKEZLERİ İNŞA ETTİK"
 
Sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla Suriyelilerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde Göçmen Sağlığı Merkezleri inşa ettik. Bu Merkezlerde 678 Suriyeli hekim ile 954 Suriyeli ebe ve hemşire görev yapıyor.
 
Son 8 yılda ülkemizde 516 bin civarında Suriyeli bebek dünyaya gelmiştir. Bu bebeklerin de her türlü sağlık imkânından faydalanmasını temin ettik.
 
 "SURİYELİLERİN ÇALIŞMA İZNİ ALMALARININ YASAL ZEMİNİNİ HAZIRLADIK"
 
Suriyelilere yönelik entegrasyon faaliyetlerimiz de her alanda devam ediyor. Halkımızın ve mültecilerin bir araya gelerek birbirlerini yakından tanımaları için, özellikle Suriyeli nüfusun yoğun olduğu illerimizde, sosyal ve kültürel etkinlikler icra ediyoruz.
 
Küresel Mutabakatın dört temel hedefinden biri olan mültecilerin kendi kendilerine yetebilmeleri için farklı projeleri devreye aldık. Suriyelilerin çalışma izni almalarının yasal zeminini hazırladık. Ayrıca, Suriyelileri istihdam eden işverenlerin çalışma izin harçlarının düşürülmesi gibi yöntemlerle Suriyelilerin istihdamını teşvik ediyoruz. 
 
Her ilimizde mültecilere yönelik dil ve meslek edindirme kursları açtık. Bugün ülkemizdeki birçok Suriyeli artık kendi ayaklarının üzerinde durabilir konuma geldi.
 
"DIŞARIDAN ÜLKEMİZE GELEN YARDIMLAR İSE SON DERECE KISITLIDIR"
 
Suriyelilere insani yardım faaliyetlerimiz ise aralıksız devam ediyor. Türk Kızılay’ı, AFAD ve sivil toplum kuruluşlarımızca ülkemizde bir milyonu aşkın Suriyeliye psiko-sosyal destek ve geçim yardımı sağlıyor. Aynı zamanda Suriye içerisinde yerlerinden edilmiş kişilere de düzenli insani yardım ulaştırıyoruz. Türkiye olarak, hassas durumdaki mültecilerin tespitine ve korunmasına özel önem atfediyoruz.
 
BM'nin hassasiyet ölçütleri doğrultusunda mültecilerin ihtiyaçlarına süratle cevap verebilmek için koruma masaları kurduk. Sığınmacılar için bütçemizden harcadığımız rakam BM kriterlerine göre şu an itibarıyla 40 milyar doları aşmıştır. Aynı dönemde dışarıdan ülkemize gelen yardımlar ise son derece kısıtlıdır. Avrupa Birliği’nin (AB) bize verdiği söz vardır. 3+3 milyar euronun ancak 2 milyarı Suriyelilere ulaşmış durumdadır. Şu an için AB'den gelen bu destek ancak 2 milyar euroya ulaşmış durumdadır. 
 
İkinci 3 milyar ise daha ancak geçen senenin sonunda kabul edilebilmiştir. Bundan da tahsis edilen 450 milyon euro geldi, geliyor diyorlar ama gelmiş değil.
 
Bu vesileyle Birlemiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine, ülkemizle sergiledikleri dayanışma için teşekkürü bir borç biliyorum. Gerek Sayın Guterres gerekse Sayın Grandi, daima ülkemize destek olmuş, meseleye sahip çıkmışlardır.
 
 "KÜRESEL MÜLTECİ MUTABAKATININ UYGULANMASINA ÖNEM VERİYORUZ"
 
Mülteci meselesinin, bizim gibi bu insanlara layıkıyla ev sahipliği yapan birkaç ülkenin çabalarıyla önlenemeyeceği açıktır. Vicdanları yaralayan bu sorunun sürdürülebilir şekilde çözülmesi, ancak küresel düzeyde atılacak adımlara bağlıdır. Küresel sahiplenme konusunda halen arzu edilen seviyenin çok uzağında olduğumuzu görüyoruz.
 
Geçtiğimiz yıl kabul edilen Küresel Mülteci Mutabakatının uygulanmasına önem veriyoruz.
 
Küresel Mülteci Forumunun, mutabakat hükümlerinin hayata geçirilmesi sürecinde önemli bir adım olmasını temenni ediyorum.
 
"İLERİDE UTANÇLA HATIRLANACAK ÖNERİLERLE KARŞILAŞTIK"
 
Öte yandan Suriye kaynaklı göç probleminin tek çözüm yolu, mültecilerin bizim sınırlarımız içinde tutulması olarak görülemez. Türkiye’nin uluslararası toplum adına 9 yıldır taşıdığı bu sorumluluğu diğer ülkeler paylaşmakla mükelleftir. Mültecileri kendi topraklarında tutacak, ülkemizde olanları da tekrar vatanlarına döndürecek formüllerin devreye alınması gerekiyor.
 
Suriye'nin kuzeyinde 'Gelin güvenli bölge tesis edelim' dediğimde hepsi 'Gayet güzel' diyor. Çünkü ortada terör koridoru var. Parası en çok olanlar sadece bize gülücük atıyorlar, destek vermeye gelince destek ne yazık ki yok.
 
İlk olarak 2015 G20 Antalya Zirvesinde dünya liderleriyle paylaştığım bu formül, maalesef aradan geçen süreye rağmen hayata geçirilemedi. Birçok Batılı dostumuz, Suriye kaynaklı düzensiz göç meselesine sadece güvenlik ve çıkar penceresinden bakmayı tercih etti.
 
Dikenli tel örgülerin Avrupa’yı mülteci akınından koruyacağı gibi son derece yanlış bir düşünceye prim verildi. Hatta çözüm yolu olarak Akdeniz’deki mülteci botlarının batırılması dâhil ileride utançla hatırlanacak önerilerle karşılaştık. Irkçı partiler başta olmak üzere kimi siyasetçilerin, mülteci düşmanlığı üzerinden oy yarışına girdiğini gördük.
 
"SURİYE'DE ETNİK TEMİZLİK YAPAN TERÖR ÖRGÜTLERİNE DESTEK VERİLDİ"
 
DEAŞ terörü bahanesiyle, Suriye topraklarından sınır illerimize saldıran, kan döken, Suriye’de etnik temizlik yapan terör örgütlerine destek verildi. Suriye’de 9 yıldır yaşanan insanlık dramını Halep’teki şu duvar yazısı çok net anlatmaktadır: 'Suriye'de ölen çocuklardan, kan yerine petrol aksaydı, dünya anında müdahale ederdi.'
 
Evet, petrol kuyularını koruma uğruna harcanan çabaların hiçbiri, canını kurtarmak için varil bombalarından kaçan çocuklara harcanmamıştır. Bu müessif tablo karşısında, uluslararası toplumdan arzu ettiğimiz desteği göremeyince, biz de başımızın çaresine bakmak zorunda kaldık.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.