Binali Yıldırım: İstanbul için yeni projelerimiz de var...

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, katıldığı bir TV programında soruları yanıtladı.

Binali Yıldırım: İstanbul için yeni projelerimiz de var...

Yıldırım, "İstanbullu bize fırsat verirse daha farklı imkanları İstanbulluların hayatını kolaylaştıracak, yaşam kalitesini arttıracak, şehrin daha yaşanabilir hale gelmesi, estetik ve yeşil hale gelmesi için çok güzel çalışmalarımız olacak. Projelerimizde eskiler de var, yeniler de var. İkisinin bileşimi olacak" diye konuştu...

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, katıldığı bir TV programında soruları yanıtladı. "İstanbul'da neden yenileme kararı alındı?" sorusuna geniş açıklamalar yapan Binali Yıldırım, "Biz ortak taraflarımızı daha çok ortaya çıkarmamız lazım. Birbirimizi sevmek, iki insanın birbirine duyduğu muhabbet. Ama seni sevmeyeni de seveceksin. Buna ihtiyacımız var. Birbirimizi kabul edebilmeliyiz, tahammül edebilmeliyiz. Sevinçlerimiz, üzüntülerimiz, kaygılarımız aynı. Bunun için çalışıyoruz. Bunun dışında enerjimizi boşa tüketmenin, birbirimize kırgın davranmanın, surat asmanın hatta daha ileri gitmenin bir anlamını göremiyorum" diye konuştu. 

Yıldırım'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"Başından beri yargının kararı herkesi bağlar. Vatandaşın oyu yerini buldu mu, bulmadı mı bunun mücadelesini 15 gün boyunca hukukun içerisinde itirazlar ederek biz yaptık. Malum iki adayın birbirine yakın oy olması sonucu bu hukuki süreç önemli hale geldi. Biz itirazlarımızı yapmaya başlayınca bazı anormal bulgulara rastladık. Bunları gördükten sonra seçimin şaibe ile karşı karşıya kaldığı fikri daha da kuvvetlendi ve biz üzerine gittik. Öncelikle iptal veya seçimin yeniden yapılması fikrine hiç itibar etmedik. oyların tamamının yeniden sayılmasıydı bizim talebimiz. Seçim yenilemenin bir ekonomisi var. O yüzden seçimlerin sonucunun öyle ya da böyle, aday adı vererek söylemiyorum, 'kafalardaki soru işaretlerini ortadan kaldırmak hem oy vereni hem de kazanan yahut kaybeden adayı rahatlatmak için buna ihtiyaç var' dedik."

"İSTANBUL'DAKİ OYLARIN YÜZDE 10'U MERTEBESİNDE OY SAYILDI"

Biz sayım için müracaat ettik. İlçelerin müracaatlarını yaptık bir kısmı sayıma başladı. O arada CHP itiraz etti ve sayımın durdurulması kararını aldırttı. Bunun üzerine YSK'ya gittik. YSK da 'başlamış sayımlar varsa devam etsin, diğerleri de il seçim kurulunun verdiği karar geçerlidir' dedi, yani başlamasın. Biz tamamının sayımı için, geçersiz ve bütün oyların sayımı için il seçim kuruluna müracaat ettik. CHP buna karşı yönde itirazda bulundu. İl seçim kurulu CHP'nin itirazını kabul etti. Yeniden bütün oyların sayım yolu kapanmış oldu. Bu sefer daha önce verilen kararlara göre sayım yapıldı.Bazı ilçelerde tamamın sayımı, bazı ilçelerde kısmen sayımı ve bütün geçersiz oyların sayımı. Topladığımız zaman İstanbul'da kullanılan oyların yüzde 10'u mertebesinde bir oy sayıldı. İşin sonunda 850 bin oydan bizim kazanımımız yaklaşık olarak 15 bin. Aradaki fark 13 bin 709'a düştü. Önceden, rakip adayın açıkladığı rakam 29 bin civarındaydı, seçim kurulunun açıkladığı rakam 27 bin 700 civarındaydı.

"ÖNÜMÜZDE TEK SEÇENEK YSK'YA OLAĞANÜSTÜ MÜRACAAT HAKKI KALDI"

Sayımdan sonra fark 13 bin 729'a geldi. Bizim giden oylarımızın yarısı geri döndü. Eğer 850 bin oyda siz 15 bin üzerinde oy kazanıyorsanız, geri kalan yüzde 90, yani 8,5 milyon oy kullanılmış, bunun yüzde 10'u 850 bin ediyor. 850 bin düştüğünüzde geriye 7 milyon 770 bin oy kalıyor. Bu oy yüzde 90'a tekabül ediyor. Yüzde 90'ı sayılsa sonucun ne olacağı basit bir orantıyla ortaya çıkar. Hepsini say gerçek ortaya çıksın, olay bu. Önümüzde tek seçenek YSK'ya olağanüstü müracaat hakkımızı kullandık.

"YENİ YAPILACAK SEÇİMLERDE O KURALI DEĞİŞTİRDİK"

oyların kimin çaldığının ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Oylarımız çalındı. Ama kimin çaldığıyla ilgili YSK görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu. Anadolu ve Avrupa yakası Başsavcılığı da suç duyurusunda bulundu. Bu işin sorumluluğunu üstlenen kim? Orada parti görevlileri de var. Bizim partiden de var. Seçime giren bütün partilerin temsilcileri var. İki kişi seçim kurullarınca atanıyor. Biri başkan birisi de üye. Bunların kanunda yazılı şartları sağlamaları gerekiyor. Yaptığımız tespitlere göre bu sağlanmamış. Bunları atayan ilçe seçim kurulu başkanı. Bunlara teklif eden kim? O ilçenin mülki idare amiri, yani kaymakam. Kaymakam ihtiyaç olanın iki katı liste veriyor. Oradaki ilçe seçim kurulu işlemi yapıyor. Bu işlem dışarıya kapalı. Hiçbir parti hangi liste verildi, kimler seçildi bunu bilmiyor, bir denetleme mekanizması yok. Şimdi yenilecek seçimlerde o kuralı değiştirdik.

"GÖREVLENDİRİLEN 60 BİN KİŞİDEN 20 BİNİ SIKINTILI"

Kaymakamın verdiği liste kullanılmadı, dışarıdan insanlar getirildi. İstanbul'da görevlendirilen sandık başkanları 96 tane CHP üyesi. Bu olamaz. 3 bin 389 sandık kurulu başkanı birinci  derece akrabaları. Sandık kurulunda görev almış. Bu da olamaz. Yaklaşık 60 bin civarında görevlendirme var. Bunun üçte biri yani 20 bini kanuna uygun olmayan. Kamudan ihraç eden, görev alması kanunen yasak olan. Kanunen sakıncası olmayan 42 bin kişi var. Geriye kalan 19 bin kişi sıkıntılı. Taşeron kadrosuna geçenler, askerler, belediye şirketinde çalışanlar, zabıta, , KHK ile çıkarılanlar velhasıl toplam 19 bin 742.

"BU 42 BİN OY İSTANBUL SEÇİMLERİNİ SAKATLAMAYA YETİYOR"

İki şart bir arada gerçekleşmesi lazım. Bir gerek şart iki yeter şart. Gerek şart olmadan olmuyor. İşi sakatlamış olursun. Yanlış görevlendirilen insanların yaptığı işlemler sonuca müessirse, sonucu değiştiriyor ise o zaman kanunsuzluk olmuştur. Bu görevlendirilenlerin çalıştığı sandıktaki işlemleri düzgün yaptıysa yine bir şey demiyor. Düzgün yapmamış. 19 bin 700 küsur müracaat var. YSK bu konudaki itirazlarımızın çoğunu dikkate almamış. Sadece 123 sandık belirlemiş İstanbul genelinde. 123 sandıktaki görevlilerin iş ve işlemlerine bakmış. Ataşehir'de 5 sandık, Bakırköy'de 1, Fatih'te 1, Beykoz'da 2 sandık ve böyle gidiyor. Bu 123 sandıkta iş ve işlemlere yoğunlaşıyor YSK. Bakıyor ki 123 sandığın 22 tanesinde oy sayım cetvelleri boş. Bir şey yazılmamış. Diğer 101 sandıkta imza yok. 123 sandık ortalama 350 seçmen kabul ediliyor. Yaklaşık 42 bin oya tekabül ediyor. 42 bin oy bu seçimi sakatlamaya yetiyor. 22 sandıktaki oy sayım cetvelleri kayıp.

"BUNU KİM YAPTI DERSENİZ ONUN CEVABINI BEN VEREMEM"

Burada bilinçli yapılmış bir işlem var. Eyüpsultan İlçe. AK Parti belediye başkanı 137 oy, belediye meclisine 149 oy çıkmış, büyükşehir belediye başkanına 69 oy olarak kaydedilmiş. İtiraz etmişiz. Sandık sayılmış. Büyükşehir sayılmış, bize 77 eksik yazıldığı ortaya çıkıyor.  Düzeltiliyor 146 oy oluyor. Bu çok masum mu? Hata mı yapılmış? Ortada çuvala sığmayan mızrak var. Beyoğlu 1138 nolu sandık. Belediye başkanı 198, meclis üyesi 192, büyükşehir belediye başkanı oyu 68. İtiraz etmişiz, 126 oy tekrar bize ilave edilmiş ve 194'e çıkmışız. Yapılan işlem masum bir işlem değil. Bunu kim yaptı derseniz onun cevabını vermem takdir edersiniz ki benim işim değil. Bunun planlı, organize bir iş olduğunu rakamlar söylüyor. Kartal 198 belediye başkanı, meclis 194, bana da 35 münasip görmüş. Saydırmışız, 163 oyumuz iç edilmiş, çalınmış. Çekmeköy 1119 sandık numarası, belediye başkanı 143, meclis üyeleri 161, benim için 17 oy münasip görmüşler. Tekrar sayılıyor 170 oluyor. Burada da sıfır düşmüş.

"KISACASI ADAMLAR SAĞLAM ÇALMIŞ"

Görevli görmedi, uyudu, bilemedi tamam hata yapmış olabilir. Daha dikkatli olması gerekir eyvallah. Bu hırsızlığı meşrulaştırır mı? Birisi dükkana girdi kasadan 100 bin lirayı aldı çıktı. çıkarken fark ettiler, döndü getirdi parayı yerine koydu. Ne var 100 bin lirayı koydum, sen ne zarar ettin bu işten dese, bunun adı hırsızlık olmadı mı diyeceğiz? Kısacası adamlar sağlam çalmış.

"TEKRAR SAYIMA NİYE ENGEL OLDUNUZ? ARKASINDAKİ SEBEP?"

Bir oy hırsızlığı var. Bu işten kim tepki veriyorsa, alınganlık yapıyorsa o  yapmıştır. Ben başından beri kendimi mahkeme yerine koymak istemem diyorum. Biz başından beri hırsızlığı tespit ettik. Bir kısmını kurtardık, diğerlerini kurtarmak istedik, CHP niye engel oldu? Engel olduklarına göre bir bildikleri var, öyle mi? Ben de bu kadar söylüyorum. Eğer bir endişeleri yok idiyse bu seçim sonuçlarıyla ilgili, bu şaibeleri, iddiaları, ithamları ortadan kaldırmanın en güzel yolu bu oyların sayılmasıydı, buna neden engel oldunuz? Arkasındaki sebep ne?

"BUNLARI ONLARIN GÖREVLİLERİ DE KABUL EDİYOR"

Oy verenlerin burada taksiratı yok. Ondan sonra bu işlemleri yapanlar bu işin sorumlusudur. Onu söylemeye çalışıyorum. Bizim güzel sözümüz vardır, üslubu beyan ayniyle insan. Anlayana bu kadar yeter. Bunları onların görevlileri de kabul ediyor. Tekrar itirazda herkes üşüştü oraya. CHP, AK Parti ve diğerleri, hiç nefes aldırmadılar. Aramızdaki fark binde 1.6. Yüzde 1, yüzde 2, yüzde 5 değil, bindeliklerle konuşuyoruz. Peki yeniden sayıyoruz, normal şartlarda geriye kazanılan oyların da birbirine yakın olması gerekmez mi? Ama öyle değil. Arkadaş da kazandığı oy var ama hep ben kazanıyorum. Bunu nasıl izah edeceğiz, soruyorum.

"BAZI KİŞİLER BENİ ARAYARAK '2 OY PUSULASI VERDİLER' DEDİ"

Normalde bütün parti görevlileri gözünü dört açması lazım. Orada ne oldu ne bitti de böyle bir sonuç ortaya çıktı. Bizden bir görevli var ama her partiden bir görevli var. 5 tane parti temsilcisi var. Ağırlık karşı tarafta. Daha komik bir şey söyleyeyim. İptal oylarını saydılar. Çıktı bir tane amblemin üzerine basmış ama geçersiz sayılmış. Sandık başkanı geçersiz sayılmasını istiyor ve ben bunu oylama yapacağım diyor. 4 tanesi geçersiz diyor, bizim adam geçerli diyor. Ve geçersize gidiyor. Böyle bir şey olabilir mi? Burada ne dümen döndüğünü anlatmaya çalışıyorum. Tahminimi söylüyorum size. Şöyle olmuş bu iş. Biz başlarken anketlere göre epey öndeydik. Kampanya sürecinde yaklaştı birbirine. Yaklaşınca bu sefer alınan oyların önemi arttı. Şöyle şikayetler geldi bana, seçim esnasında. 'Başkanım bize oy pusulası 2 tane verildi' dendi. 'Yahu olmaz öyle şey' diyorum, 'Vallahi iki tane verildi' deniyor. Bir tanesi iki pusula verildiğini fark ediyor, 'Bana eksik verildi' diyor, 'Bitti' diyorlar. O eksik olan pusula büyükşehir belediyesi pusulası.

"BOŞ OYLARI İPTALLERİN İÇİNE ATIYORLAR"

Diyelim ki 100 tane oy kullanıldı. 100 tane oy pusulası var daha doğrusu. 100 seçmen var. Neticede kullanılanla toplam oy pusulası birbirini tutması lazım. Geçerli, iptal, kullanılmayan oyların pusulalara eşit olması lazım. Sayımlar yapılıyor elde kalan oy pusulası olması gerekenden fazla. Boş oy pusulası yani. Bu nasıl olur? Diyelim ki 70 tanesi kullanılmamış. 10 boş oyu alıp iptallerin içine atıyorlar. İptallerin içinde boş oy çıkıyor.

"TEŞKİLATIMIZ VE ARKADAŞLARIMIZ ARKAMDA DURMUŞTUR"

Bu seçimlerde, önceki seçimlerin tersine dikkat ederseniz ne Oy ve Ötesi Hareketi ne de CHP seçimleri baştan şaibeli ilan etmedi. CHP genellikle daha seçim olmadan şaibe olacağı, iktidarın seçimleri manipüle edileceği şeklinde algı oluştururlardı. Bu sefer hiçbir şey  yapmadılar. Sandık bölgeleri huzurevleri gibi. Bu şaşırtıcı. Bir ölü sessizliği var. Hiç kimsede çıt yok. Bu çok dikkati çekti. Ben bir atmosferi anlatıyorum. İktidar partisi olup böyle bir  durumla karşı karşıya kalmak hakikaten bizim için zor bir iş. Bunu kabul edelim. Oy verenlerin hakkına sahip olmada tam olarak görevimizi layıkıyla yapamadık. Buradaki oluşan eksiklik, tecrübesizlik oy çalmayı, oy hırsızlığını meşru, haklı kılmaz. Bunu öyle düşünürsek gücü gücü yetene. O zaman millet iradesi de olmaz, seçimin de sağlıklı yapılması söz konusu olmaz. Bu olay sandık kapandıktan sonra farklar bu kadar kritik çıktıktan sonra parti teşkilatımız ve partili arkadaşlarımız meseleye çok ciddi sahip çıktı ve arkamda çok durdu. Bu vesile ile teşekkür ediyorum arkadaşlarıma.

"YSK GEREKÇESİNİ BİR AN ÖNCE VERMELİ MİLLET BEKLİYOR ÇÜNKÜ"

Şimdi neden ilçeleri iptal etmedi YSK? Soru bu. Önce şunu söyleyeyim, YSK gerekçeli geniş kararını yayınlamadı. Bir ara karar yayınladı. Gerekçeli kararda az önce anlattığımız hususlara yer verecektir. Sandık kurullarının kanunlara aykırı oluşması, sandık başkanlarının gerekli şartları taşımamasından değil aynı zamanda bu görevlilerin yaptığı işlemlerin seçim sonucunu şüpheli hale getirmesi kararını mutlaka verecektir. Ama bir an önce versin, millet bekliyor çünkü. Kamuoyunun bu konudaki tereddütleri giderilmiş olsun. Bana göre büyük ölçüde giderildi. Bir kez daha söylüyorum oy verenlerin burada bir kusuru yok. Hemşerilerimizin oylarına daha iyi göz kulak olabilirdik, sahip çıkabilirdik. Oy veren bütün İstanbullu seçmenlerin oyuna sahip çıkmak bizlerin göreviydi, diğer bütün partilerin de göreviydi. Maalesef görevi tam yapamadık, hatamızı kabul ediyor, özür diliyoruz.

"SONUCU DEĞİŞTİRECEK İŞLEM OLMADIĞI İÇİN İPTALE GEREK YOK"

Seçim kurulu veya itiraz mercisi, ilçe seçim kurulu, il seçim kurulu, YSK itiraza göre işlem yapıyor. İtiraz edilen esas itibarıyla ilçelere de etmişiz, CHP bizim itirazımıza karşı itiraz yapmış, ilde de aynısını yapmış. Biz sadece iki yerde ilçeleri gündeme getirdik, Maltepe'de MHP, Büyükçekmece'de de AK Parti. Bu iki ilçe incelendi ve reddedildi. Mahkemeye sizin dosyanız intikal etti. Dosyada ne yazıyorsa hakim o davayı görecek. Diyelim ki hakaretten dava açılmış ama iki tane de yumruk atmış, burada yazmıyor ama onu da dahil edip karar vereyim diyebilir mi? Birinci prensip bir konunun görüşülmesi için itirazın yapılması lazım. Hangi konuyla ilgili müracaat yapılmışsa o konu inceleniyor. Büyükçekmece, Maltepe ve büyükşehir incelendi. Gerek şart müracaatınız olacak. CHP diyecekti ki 'Büyükşehirin iptal talebi yanlıştır' diyecekti, iki 'Bütün ilçelerde iptal edilmelidir' diye müracaat edecekti. Büyükçekmece'ye bakmışlar ne çıkmış? Bu usulsüzlüğün yaşandığı sandık bir tane, aradaki fark çok fazla, dolayısıyla yapacak işlem yok. Büyükçekmece'de sıfır, iptale gerek yok. Sonucu değiştirecek işlem olmadığı için iptale gerek yok.

"ADANA, ANKARA, ANTALYA'DA İTİRAZ ETTİK Mİ?"

Seçim kanunlarında bir açık var. İtiraz süreci tamamlanmamışsa mazbata verilmemesi lazım bana göre ama mevcut kanunlarda böyle bir şart yok. Hukuken bu doğru olabilir ama kamuoyu algısı doğru olmayabilir. Belki bu konuyu tekrar ele almak lazım. Belçika'da bir şehrin belediyesi seçimi yapıldı. Ekim'de yapıldı, yeni iptal oldu. İstanbul'da 1963'de iptal oldu ve ikinciye verildi. Avusturya'da da aşağı yukarı 1 seneden fazla Cumhurbaşkanı seçildi. İtiraz sonucu iptal edildi. İnsanın olduğu yerde her şey olur. Hata, yanlış, kasıt olur. İnsan hatadan münezzeh değil ki. Ne zaman bu sorun olmuyor? Aradaki fark büyük olunca. Ankara'da, Antalya'da, Mersin'de, Adana'da itiraz yaptık mı? Orada kazanınca beyefendilerin keyfi yerinde, hukuk var, demokrasi var. İstanbul'da durum böyle olunca kıyamet koparıyorlar, olmaz. Çifte standart olmaz.

"İMAMOĞLU VERİ KOPYALAYACAĞINA BUNU NİYE YAPMADI?"

Suyla ilgili indirim vaadim benim de var 31 Mart'tan önce. Onun da vardı, benim de var. Ama yöntem farklı. O bir indirim vaadediyor. Biz de  diyoruz ki, 'çok çocuklu ailelerden daha az alalım' diyoruz. İndirim teklifinin içeriği farklı. Şu anda AK Parti Meclis Grubu o indirimi teklif olarak getirecek, onlar da kendi indirimi teklif olarak getirecek. İkisi oylanacak, biri kabul görecek. Şu anda komisyonda. Keşke rakibim İmamoğlu bunu ilk göreve başladığında belediyenin verilerini kopyalama işiyle uğraşacağına bunu yapsaydı. Üç tane meclis yaptı,bunları getirip, çıkarsaydı. Ayrılmadan iki gün önce Ankara'daydı. Ankara'dan talimat vermiş belediyeye, 'yazıları yazın imza için bana gönderin' demiş. 20 gündür neyi bekliyordu.

"BENİM DÜŞÜNDÜĞÜM İNDİRİM ŞEKLİ BU DEĞİL"

Biz çöpte geri dönüşümü teşvik edeceğiz, hanelerde, işyerlerinde, buradan elde edeceğimiz kazancı öğrenci akbillerine indirim olarak yansıtacağız. Biz bir kaynak oluşturarak yapacağız dedik. Bu teklifin hikayesi şu; seçimler oldu, Ekrem Bey başkan olarak meclisi çalışmaya başlattı. Onların standart toplantıları oluyor. Toplantılarını yaptılar, orada bu gündeme geldi. Teklif verilmedi de. 'İndirim yapacaktın' diye üyeler gündeme getirdiler. 85 liradan Akbil'i 50 liraya düşürdü. Bizim meclis üyemiz 'Biz AK Parti grubu olarak 85 liradan 40 liraya düşüreceğiz' dedi. Şu anda yapılan o. AK Parti grubunun seçimlerden sonra gündeme getirdiği indirim teklifinin işleme konmasıdır bu yapılan iş. Benim düşündüğüm indirim şekli değil.

"PROJELERİMİZDE ESKİLER VAR YENİLER DE VAR "

Benim önerim onun yerine kaynak oluşturalım, hem çevreye faydamız olsun hem de buradan oluşan kaynakla bu sübvansiyonu karşılayalım. Böyle bir nüans farkı var, onu demek istiyorum. Su da ulaşım da hayırlı olsun. Başka yerlerden tasarruf yapılır. İstanbullu bize fırsat verirse daha farklı imkanları İstanbulluların hayatını kolaylaştıracak, yaşam kalitesini arttıracak, şehrin daha yaşanabilir hale gelmesi, estetik ve yeşil hale gelmesi için çok güzel çalışmalarımız olacak. Eskiler var, yeniler de var. İkisinin bileşimi olacak.

"BİZİM NE EKSİĞİMİZ VAR? SANATÇILARA BİRAZ KIRGINIM"

Sanatçılar toplumumuzun ortak değeridir. Nasıl Atatürk bizim ortak değerimiz ise sanatçılarımız da böyledir. Sanatçıların bir tarafta kümelenmesi çok doğru bir iş değildir. İstanbul'un yarısı beni desteklemiş, yarısı arkadaşı desteklemiş. Siz ona destek atarsanız, diğer yarısının gönlünü kırmış olursunuz. Herkesi kucaklaması lazım. Biz taraf olabiliriz, siyaset yapıyoruz. Sanatçı ise herkese hitap edecek, sağcı, solcu, liberal, muhafazakara. Sanat insanların hayatını zenginleştirmek, stresini atmak olmak. Siyasi görüşü mutlaka olacak, bireysel olarak da ifade edebilir. 'Ben bu arkadaşın kazanmasını isterim' diyebilir. Sorun hep beraber organize olup, onların sloganlarını da kullanarak yapılması. Onların kariyerlerine zarar verir. Biraz gönlüm kırıldı. Bizim ne eksiğimiz var. İstanbul'da bir asırdır yapılamayan işleri yapmışız. Marmaray, Avrasya Tüneli, Osmangazi Köprüsü, tüneller, yollar.

"BİRBİRİMİZE SURAT ASMANIN BİR ANLAMINI GÖREMİYORUM"

Biz ortak taraflarımızı daha çok ortaya çıkarmamız lazım. Birbirimizi sevmek, iki insanın birbirine duyduğu muhabbet. Ama seni sevmeyeni de seveceksin. Buna ihtiyacımız var. Birbirimizi kabul edebilmeliyiz, tahammül edebilmeliyiz. Sevinçlerimiz, üzüntülerimiz, kaygılarımız aynı. Bunun için çalışıyoruz. Bunun dışında enerjimizi boşa tüketmenin, birbirimize kırgın davranmanın, surat asmanın hatta daha ileri gitmenin bir anlamını göremiyorum.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.