CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayında konuştu

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, erken seçime hazır olduklarını belirterek, "Biz alanlardayız. Bu konuda hiçbir tereddütümüz yok. Karar alırlar almazlar, o, onların bileceği iş." dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayında konuştu
26 Mayıs 2020 Salı 13:14

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, erken seçime hazır olduklarını belirterek, "Biz alanlardayız. Bu konuda hiçbir tereddütümüz yok. Karar alırlar almazlar, o, onların bileceği iş." dedi.

Koranavirüs salgını sürecinde esnafın da zor günler yaşadığını anlatan Kılıçdaroğlu, Kahveciler Derneği Başkanı'nın kendisine bahsettiği bir olayı şöyle aktardı:

"Kahveye müşteri az gelince, kahvehane sahibi Ankara'da iki kişiyi işten çıkarmak istemiş. Bu kişiler yalvarmışlar, yakarmışlar, 'Bize verdiğin ücretin daha azını ver, biz çalışmaya razıyız.' Kahveci çalıştırmak zorunda kalmış, o da vicdan sahibi. Sonra Kovid'le dükkan tamamen kapandı. Kira ödeyecek, nasıl ödeyecek kirayı? Sosyal devlet, fakirden fukaradan yana olan devlet demektir. Sosyal devlet, zor günde vatandaşın yanında olan devlet demektir. Sosyal devlet, vatandaşa yardım paketi verip, öbür taraftan dolarla ihale alanlara 3 milyar, 5 milyar lira parayı zamanında ödeyen devlet değildir. Sosyal devlet, çocuğun yatağa aç girmediği devlettir. Sosyal devlet, devletin bütün kaynaklarını 5 tane müteahhite teslim eden devlet demek değildir. "

Kılıçdaroğlu, hükümetin koronavirüse karşı yürütülen mücadelede vatandaşa maske dağıtımında başarırız olduğunu ileri sürdü.

Döviz işlemleri ve altın alım satım vergilerinde değişikliğe ilişkin soru üzerine, Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

"Devletin gelirleri var. Bu bazen vergi, bazen kira geliridir, bazen de devlet borçlanır. Devlet bunu bütçede gösterir. Bu paranın nereye harcandığı nerede belirlenir? Yatırım programları yapar ve ona göre de yaparlar. Kendi öncelikleri vardır, halkın önceliği vardır. Burada kendi önceliklerini dikkate aldılar, büyük yatırımları oraya yaptılar. O yatırımları, her ne kadar 'vatandaşın cebinden çıkmıyor' dedilerse de, vatandaş geçmediği yoldan, geçmedikleri tünellere paralar ödediler. Yatmadıkları hastanelere paralar ödüyorlar ve bundan sonra ödeyecekler. Uçmadıkları havaalanlarına paralar ödediler. Hala bunları koruyorlar. İlk Kovid-19 çıktığında, Erdoğan 'Herkesin bir şekliyle tasarruf yapması lazım veya özveride bulunması lazım.' dedi. Doğru, bu süreçte herkesin özveride bulunması lazım. Özveride kim bulunacak? Kahvecinin kahvehanesini kapattın. Bu en büyük özveri zaten. Berberi kapattın, taksi şoförüne 'Kontağı kapat, evde otur.' dedin, otobüs şoförlerine şehirler arasını yasakladın. Bunlar hepsi özveride bulundu mu? Bulundu. Bunlara doğru dürüst bir şey verdin mi? Vermedin. Dolar bazından ihale alan ve milyarlarca geliri olan bu insanlar hangi özveride bulundu? Mesela şunu yaptılar mı? 2020 yılı için biz devletten bu parayı almayalım, 2021'de alalım.' dediler mi?"

Kılıçdaroğlu, hükümetin 2020 yılının ilk üç ayında 668 milyar lira kullandığını dile getirerek, bunun 38 milyar lirasının faize, 5 milyar lirasının da sosyal yardım programlarına harcandığını ifade etti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sosyal yardım programlarının engellenip engellenmediğine ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

"İstanbul Büyükşehir Belediyesinden yardımlarını sürdürmesini istiyorum. Halbuki sen destek vermelisin. Neden engel oluyorsun? Bizim belediyeler paralel devletmiş, pes yani. Çünkü devleti yönetmeyi bilmeyenler devleti yönetmeye kalkarsa bu tablolar ortaya çıkar. 18 yıldır devletin başındalar ve devleti yok ettiler. Devletin bütün kurumlarını allak bullak ettiler, para ve rant uğruna. İstanbul'a ihanet ettik diyen ben miyim?"

"Seçime gidip gitmeyeceğimize iki kişi karar verir"

Kılıçdaroğlu, "erken seçim" tartışmalarına ilişkin soruyu yanıtlarken, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Seçime gidip gitmeyeceğimize iki kişi karar verir. Birisi Erdoğan'dır, ikincisi ortaklığı bozacak olan, bozma ihtimali olan veya bozma düşüncesi olan Bahçeli'dir. Parlamentonun vesayet aldında olduğunu söyleyeyim. Parlamento, AK Parti ve MHP, Erdoğan'ın vesayeti altındadır. Erdoğan, talimat verdiği zaman el kalkar, el iner. Dolayısıyla erken seçime kim karar verir? Erdoğan karar verir veya Bahçeli der ki, 'Hayır ben artık bıktım. Ekonomiyi de doğru dürüst yönetemiyorlar, memleketi felakete sürüklediler, bir an önce seçime gidelim.' diyebilir. O zaman ortaklık bozulur, seçime gidilir. Seçim bildirgemiz dahil olmak üzere her şeyimizle seçimlere hazırız. Biz alanlardayız. Belediye başkanları seçimleri bitti. Biz hemen çalışmalarımıza başladık. Neleri, nasıl yapacağız? Hangi vaatlerde bulunacağız? Memleketin sorunları nedir? Bu sorunları nasıl çözeceğiz? Her şeyimiz hazır. Dolayısıyla bu konuda hiçbir tereddütümüz yok. Karar alırlar almazlar, o, onların bileceği iş. Ama hedefimiz şu. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek. Gerçek anlamda her eve huzuru getirmek ve yoksulun yoksulluğunu ifşa etmeden, onu ekmeğe muhtaç etmeden onu iş güç sahibi etmek."

"Demokrasi adı altında kimsenin önüne engel konulmasını istemem"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim kanununda değişiklik yapılmasının erken seçim olarak yorumlanabileceğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gene kumpas kuruyorlar. İYİ Parti'ye kumpas kuruldu. Nasıl kuruldu? Yüksek Seçim Kurulu aracılığıyla. Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul seçimlerini kazanmasını nasıl yaptılar? Yüksek Seçim Kurulu'nda kumpası kurdular. İptal ettiler. O da demokrasiye karşı kumpastı. İYİ Parti için de demokrasiye karşı kumpas kurdular. Biz onu çözdük. Şimdi Ali Babacan ve Davutoğlu için kumpas kuruyorlar. Çözeceğiz. Biz milletvekili vereceğiz şu bu falan değil. Demokrasiye karşı kurulan kumpası bozmak bizim boynumuzun borcudur. Benim düşüncem şu, bu ülkede yüzde 1 oy alan partinin genel başkanı Meclis'e gelmeli. Niye gelmiyor? Neden darbe hukukunun arkasına sığınıyorsunuz. Bu yüzde 10 seçim barajını kim getirdi? Darbeci miydi? Darbeciydi. Sen darbeye karşıysan niye yüzde 10 seçim barajına karşı değilsin. Eğer yüzde 10 seçim barajını kaldırmıyor, yeni partilerin Meclis'e gelmesini, seçime girmesini engelliyorsan, bunlarla ilgili oturup ortağınla beraber kumpas hazırlıyorsan sen de darbecisin kardeşim. Ben darbeye karşı olan, darbeciye karşı olan, darbecinin getirdiği hukuk sistemine karşı olurum, demokrasiden yana olurum."

"Kırsalla kent arasında tutarlı bir dengenin oluşması lazım"

Ankara, İstanbul, Adana, Mersin gibi Millet İttifakı belediyelerinde tarımsal üretimi destekleyen bir sosyal belediyeciliğin ortaya çıktığının belirtilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Çiftçinin durumu pek parlak değil. Kovid sürecinde de bu zorluk yaşandı. Şu açık çağrıyı yaptım, 'Gelin, iktidarı, muhalefeti hep beraber şu çiftçilerin borcunu silelim.' Silemiyorsanız, çiftçilerin borcunu 1 yıl süreyle erteleyelim, yeniden yapılandıralım, faizini devlet ödesin. Aynı şeyi esnaf için de söyleyelim. Devlet dediğiniz bunun için var zaten. Büyükşehir Belediye Başkanlarımız gerçekten güzel çalışıyorlar. Kırsalla kent arasında sağlıklı ve tutarlı bir dengenin oluşması lazım. Kentte yaşayanlarla kırsalda yaşayanlar arasında sağlıklı bir iletişimin olması lazım. Kırsalda genç nasıl kalacak? Geliri olursa kalacak. Üretirse kazanacak. Sosyal kentin getirdiği sosyal yararlardan nasıl yararlanacak? Arabasına binecek, gidecek sinemasına da tiyatrosuna da eğlence merkezine de. Tarlada çalışacak, üretimini yapacak, gelir elde edecek. Hem kentli kazanacak hem kırsaldaki insan kazanacak. Bu dengeyi sağlıyoruz."

"Kayyum doğru değildir"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, HDP'li belediyelere kayyum atanmasının sorulması üzerine, "Kayyum doğru değildir. Milletin iradesine darbe vurulmaz. Belediye başkanını halk seçti. Yolsuzluğu, hırsızlığı varsa al. Soruşturma aç, mahkemeye ver. Hakim karar verirse, kimse bir şey demez. Hakim de zaten senin emrinde. Şunun hakkını da teslim edeyim. Bu ülkede her şeye rağmen namuslu, düzgün, hukuktan, adaletten yana olan geniş bir kitle de var. Hakim de savcısı da var ama yanı zamanda sarayın beslemesi olan hakimler, savcılar da var. Doğrusu budur, milli iradeye saygı göstereceksiniz." ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun görev yaptıkları süre içerisinde adı yolsuzluğa bulaşmayan ender siyasetçilerden olduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, Babacan'ın ekonomi yönetiminin, olaylara ve demokrasiye bakışının son derece sağlıklı olduğunu söyledi.

Babacan'ın "Meclis'in birinci gün birinci maddesi cezaevindeki düşünce suçlularını serbest bırakmak olacak." sözlerinin hatılatılması üzerine Kılıçdaroğlu, "Orada askeri öğrenciler de var. Darbeciyi serbest bırakıyorsun da askeri öğrenciden ne istiyorsun? Askeri öğrenciye komutan talimat verir, 'Dışarı çıkın.' diye, kendisi çıkmaz. Emir komuta zinciri vardır. Adil Öksüz'ü serbest bırakacaksın, askeri öğrenciyi yakalayacaksın hapse atacaksın. Avukatları, gazetecileri hapse atacaksın." diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, ahlakın her toplum için değerli olduğunu, insanı insan yapanın ve saygın kılan şeyin ahlak olduğunu ifade etti.

Ahlak, adalet ve liyakatin kardeş sözcükler olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları aktardı:

"Devletin adaletle yönetilmesi aynı zamanda ahlakla yönetilmesi anlamına gelir. Devleti yönetenler yolsuzluk yaparlarsa devlet kurumu yıpranmış olur, çürümüşlük başlar. Çünkü çoğu zaman en tepedeki örnek alınır. Eğer en tepedeki yanlış bir şeyler yapıyorsa, o yanlışlık aşağıya kadar yansımış olur. İslamiyet'in, daha doğrusu bütün dinlerin ahlaki temelleri güçlüdür. Ahlaki temel ve adalet üzerine inşa edilmişlerdir. Kitabımız da öyledir. Eğer bir yerde adaletsizlik, hukuksuzluk varsa karşı çıkılmak zorundadır."


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.